Gündem

Mete Gündoğan; “İklim Kanunu Ekolojik Değil, Finansal Hükümranlık Mekanizması”

ANKARA – İktisat Hareketi Kurucu Başkanı Prof. Dr. Mete Gündoğan, mecliste görüşülen iklim kanunu teklifinin, iklim değişikliğiyle mücadele adı altında sunulmasına rağmen, özünde ekolojik korumayı hedeflemediğini ve Türkiye gibi ülkeler üzerinde yeni bir finansal hükümranlık aracı olarak tasarlandığını ifade etti. Gündoğan, kanunun doğayı değil, karbonu fiyatlandırarak küresel bir gelir transferi mekanizması oluşturduğunu savundu.

“Finansal Silah Olarak Karbon Düzenlemesi”

Prof. Dr. Gündoğan, kanunun ormanların, suların ve biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik hiçbir somut mekanizma içermediğini, ekosistem odaklı bir planlamadan uzak olduğunu belirtti. Asıl amacın karbonu fiyatlandırmak olduğunu vurgulayan Gündoğan, Avrupa Birliği’nin (AB) bu adımı, dünya ticaretinde geri kalma riskine karşı geliştirdiği bir “finansal silah” olarak nitelendirdi. Gündoğan, “AB, ‘Ben pahalı üretirken Çin, Hindistan gibi ülkelerden ucuz ürünler geliyor, bu haksız rekabettir’ diyerek, 2026’dan itibaren Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) ile ithal ürünlere vergi uygulayacak ve kendi üreticisini koruyacak. Bu, yeşil görünümlü bir finansal hükümranlık mekanizmasıdır,” dedi.

Türkiye’nin İkilemi ve İç Piyasa Etkileri

Türkiye’nin 100 milyar doları aşan AB ihracatı nedeniyle bu sisteme dahil olmak zorunda hissettiğini belirten Gündoğan, büyük ihracatçıların pazar kaybetmemek için hükümete baskı yaptığını ifade etti. Kurulması planlanan Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile Türkiye’nin vergiyi içeride toplamayı hedeflediğini ancak bunun sorunları çözmeyeceğini söyledi. Gündoğan, “Başlangıçta büyük sanayicilere verilecek ücretsiz tahsisatlar, onların karbon maliyetini devletten karşılamasını, hatta ETS içinde satarak TL kazanmasını sağlayacak. Ancak bu maliyet zamanla küçük üreticilere, iç piyasaya ve dolaylı olarak halkın ödediği ürün fiyatlarına yansıyacak. TL likiditesi azalacak, kredi pahalılanacak, reel sektör sıkışacak ve dış rantiyecilere servet transferi hızlanacak,” uyarısında bulundu.

Sınırda Vergi ve “Karbon Kredisi” Tuzağı

Gündoğan, Türkiye’nin kendi ETS’sini kurmasının bile AB’nin sınırda vergi almasını engellemeyeceğini vurguladı. Türkiye’deki karbon fiyatının (tahmini 30 Euro) AB seviyesinin (yaklaşık 100 Euro) altında kalacağını ve aradaki farkın yine AB’ye ödeneceğini belirtti. “Bu sistemi kursak bile AB yine bizden para alacak,” diyen Gündoğan, Türkiye’nin düşük maliyetle karbon azaltımı yapıp bunu kredi olarak satma fikrini de eleştirdi: “İyi de daha fazla azaltım yapmak ne demek Allah aşkına? Türkiye’de üreticiyi adeta ezmek, bitirmek, tüketiciye çok yüksek maliyetler yüklemek demektir.”

Kalkınma Engeli ve Yapısal Eşitsizlik

Gelişmiş ülkelerin tarihsel olarak dünyayı kirlettiğini hatırlatan Gündoğan, gelişmekte olan ülkelere aynı karbon fiyatını dayatmanın adalet değil, yapısal baskı olduğunu savundu. “Türkiye gibi ülkeler ne kadar sistem kurarsa kursun, Almanya kadar pahalı karbon fiyatını kaldıramaz. Bu durumda karbon politikaları bir kalkınma engeli, dışsal bir baskı ve sömürü aracına dönüşür. Maliyetleri artırır, ihracat kaybına yol açar, yatırımı yavaşlatır, sanayileşmeyi durdurur,” dedi. Bu durumun, Batı’nın merkez, gelişen ülkelerin ise çevre olarak kurgulandığı yeni bir bağımlılık yapısı oluşturduğunu ekledi.

En Büyük Tehlike: “Karbon Endeksi” ve Dijital Gözetim

Prof. Dr. Gündoğan, konuşmasının en çarpıcı bölümünde ise “karbon endeksi” tehlikesine dikkat çekti. Kurulan sistemin kolaylıkla bireylere indirgenebileceğini belirten Gündoğan, şunları söyledi: “Günlük yaşamınızdaki her tercih; arabanız, alışverişiniz, elektrik kullanımınız, seyahatleriniz karbon sayısına çevrilip dijital kimliğinize eklenebilir. Belirli sınırı aşarsanız ek vergi ödersiniz, bilet alamazsınız, krediniz, yardımlarınız kısıtlanabilir. Karbon bahanesiyle özgürlükleriniz ölçülmeye başlanır. Bu yapı, blok zinciri, yapay zeka, dijital kimlik ve sosyal mühendislikle birleşince geri dönüşü zor bir gözetim sistemi, bir dijital kölelik sistemi doğar.”

Anayasal Güvence ve Halkın Tepkisi Şart

İnsan onuru, özgürlüğü ve iradesinin karbondan daha önemli olduğunu vurgulayan Gündoğan, bu tür sistemler hayata geçirilmeden önce temel hak ve özgürlüklerin anayasal güvence altına alınması gerektiğini belirtti. Halkın “Bu kanun bizi köleleştirecek” şeklindeki itirazlarının ve uyanık olmasının son derece yerinde ve gerekli olduğunu ifade ederek, idarenin bu tepkilere kulak vermesi gerektiğini sözlerine ekledi.

METE GÜNDOĞAN

İSLAMİ HABER ‘MİRAT’  -YOUTUBE- 

 

Recent Posts

  • Gündem

Paşinyan’dan Erdoğan’a Tarihi Erivan Daveti

Erdoğan'a Tarihi Davet Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı 4 Mayıs 2026 tarihinde…

2 saat ago
  • Gündem

Saadet Partisinin pişmanlığı

YANLIŞ YÖNLENDİRİLMİŞLER! Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’dan özeleştiri geldi: "Anket şirketleri tarafından yanlış yönlendirildik."…

5 saat ago
  • Gündem

İstanbul’da Muayene Sayıları Artıyor

İstanbul'da Muayene Sayıları Artıyor: "Yoldan Geçerken Acile Uğruyoruz" İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah…

5 saat ago
  • manşet

KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR!

KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…

5 saat ago
  • Gündem

DÜNYA NEREYE GİDİYOR? “İsrail Dünyayı Nereye Sürüklüyor?”

DÜNYA NEREYE GİDİYOR? İsrail Dünyayı Nereye Sürüklüyor? Uluslararası hukuk çökerken, tepkiler neden sonuç üretmiyor? Uluslararası…

7 saat ago
  • Gündem

Varlığın ve Bilginin Dengesi: İlahi Adaletin Ontolojik ve Epistemolojik Ölçekleri…

Varlığın ve Bilginin Dengesi: İlahi Adaletin Ontolojik ve Epistemolojik Ölçekleri… Giriş: Adaletin Çok Boyutlu Doğası……

7 saat ago