islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,1851
EURO
52,9418
ALTIN
6.741,71
BIST
14.351,74
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
12°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
15°C

Mete Gündoğan; “İklim Kanunu Ekolojik Değil, Finansal Hükümranlık Mekanizması”

Mete Gündoğan; “İklim Kanunu Ekolojik Değil, Finansal Hükümranlık Mekanizması”

ANKARA – İktisat Hareketi Kurucu Başkanı Prof. Dr. Mete Gündoğan, mecliste görüşülen iklim kanunu teklifinin, iklim değişikliğiyle mücadele adı altında sunulmasına rağmen, özünde ekolojik korumayı hedeflemediğini ve Türkiye gibi ülkeler üzerinde yeni bir finansal hükümranlık aracı olarak tasarlandığını ifade etti. Gündoğan, kanunun doğayı değil, karbonu fiyatlandırarak küresel bir gelir transferi mekanizması oluşturduğunu savundu.

“Finansal Silah Olarak Karbon Düzenlemesi”

Prof. Dr. Gündoğan, kanunun ormanların, suların ve biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik hiçbir somut mekanizma içermediğini, ekosistem odaklı bir planlamadan uzak olduğunu belirtti. Asıl amacın karbonu fiyatlandırmak olduğunu vurgulayan Gündoğan, Avrupa Birliği’nin (AB) bu adımı, dünya ticaretinde geri kalma riskine karşı geliştirdiği bir “finansal silah” olarak nitelendirdi. Gündoğan, “AB, ‘Ben pahalı üretirken Çin, Hindistan gibi ülkelerden ucuz ürünler geliyor, bu haksız rekabettir’ diyerek, 2026’dan itibaren Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) ile ithal ürünlere vergi uygulayacak ve kendi üreticisini koruyacak. Bu, yeşil görünümlü bir finansal hükümranlık mekanizmasıdır,” dedi.

Türkiye’nin İkilemi ve İç Piyasa Etkileri

Türkiye’nin 100 milyar doları aşan AB ihracatı nedeniyle bu sisteme dahil olmak zorunda hissettiğini belirten Gündoğan, büyük ihracatçıların pazar kaybetmemek için hükümete baskı yaptığını ifade etti. Kurulması planlanan Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile Türkiye’nin vergiyi içeride toplamayı hedeflediğini ancak bunun sorunları çözmeyeceğini söyledi. Gündoğan, “Başlangıçta büyük sanayicilere verilecek ücretsiz tahsisatlar, onların karbon maliyetini devletten karşılamasını, hatta ETS içinde satarak TL kazanmasını sağlayacak. Ancak bu maliyet zamanla küçük üreticilere, iç piyasaya ve dolaylı olarak halkın ödediği ürün fiyatlarına yansıyacak. TL likiditesi azalacak, kredi pahalılanacak, reel sektör sıkışacak ve dış rantiyecilere servet transferi hızlanacak,” uyarısında bulundu.

Sınırda Vergi ve “Karbon Kredisi” Tuzağı

Gündoğan, Türkiye’nin kendi ETS’sini kurmasının bile AB’nin sınırda vergi almasını engellemeyeceğini vurguladı. Türkiye’deki karbon fiyatının (tahmini 30 Euro) AB seviyesinin (yaklaşık 100 Euro) altında kalacağını ve aradaki farkın yine AB’ye ödeneceğini belirtti. “Bu sistemi kursak bile AB yine bizden para alacak,” diyen Gündoğan, Türkiye’nin düşük maliyetle karbon azaltımı yapıp bunu kredi olarak satma fikrini de eleştirdi: “İyi de daha fazla azaltım yapmak ne demek Allah aşkına? Türkiye’de üreticiyi adeta ezmek, bitirmek, tüketiciye çok yüksek maliyetler yüklemek demektir.”

Kalkınma Engeli ve Yapısal Eşitsizlik

Gelişmiş ülkelerin tarihsel olarak dünyayı kirlettiğini hatırlatan Gündoğan, gelişmekte olan ülkelere aynı karbon fiyatını dayatmanın adalet değil, yapısal baskı olduğunu savundu. “Türkiye gibi ülkeler ne kadar sistem kurarsa kursun, Almanya kadar pahalı karbon fiyatını kaldıramaz. Bu durumda karbon politikaları bir kalkınma engeli, dışsal bir baskı ve sömürü aracına dönüşür. Maliyetleri artırır, ihracat kaybına yol açar, yatırımı yavaşlatır, sanayileşmeyi durdurur,” dedi. Bu durumun, Batı’nın merkez, gelişen ülkelerin ise çevre olarak kurgulandığı yeni bir bağımlılık yapısı oluşturduğunu ekledi.

En Büyük Tehlike: “Karbon Endeksi” ve Dijital Gözetim

Prof. Dr. Gündoğan, konuşmasının en çarpıcı bölümünde ise “karbon endeksi” tehlikesine dikkat çekti. Kurulan sistemin kolaylıkla bireylere indirgenebileceğini belirten Gündoğan, şunları söyledi: “Günlük yaşamınızdaki her tercih; arabanız, alışverişiniz, elektrik kullanımınız, seyahatleriniz karbon sayısına çevrilip dijital kimliğinize eklenebilir. Belirli sınırı aşarsanız ek vergi ödersiniz, bilet alamazsınız, krediniz, yardımlarınız kısıtlanabilir. Karbon bahanesiyle özgürlükleriniz ölçülmeye başlanır. Bu yapı, blok zinciri, yapay zeka, dijital kimlik ve sosyal mühendislikle birleşince geri dönüşü zor bir gözetim sistemi, bir dijital kölelik sistemi doğar.”

Anayasal Güvence ve Halkın Tepkisi Şart

İnsan onuru, özgürlüğü ve iradesinin karbondan daha önemli olduğunu vurgulayan Gündoğan, bu tür sistemler hayata geçirilmeden önce temel hak ve özgürlüklerin anayasal güvence altına alınması gerektiğini belirtti. Halkın “Bu kanun bizi köleleştirecek” şeklindeki itirazlarının ve uyanık olmasının son derece yerinde ve gerekli olduğunu ifade ederek, idarenin bu tepkilere kulak vermesi gerektiğini sözlerine ekledi.

METE GÜNDOĞAN

İSLAMİ HABER ‘MİRAT’  -YOUTUBE- 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.