islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
15,9782
EURO
16,7767
ALTIN
931,50
BIST
2.393,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Az Bulutlu
Perşembe Açık
21°C
Cuma Açık
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
21°C
Pazar Az Bulutlu
21°C

MİMARİ: MADDE VE MANANIN İLİŞKİSİ

MİMARİ: MADDE VE MANANIN İLİŞKİSİ
28.03.2022
A+
A-

Mimari, Arapça’da “ömür”(umr) kelimesinden gelmekte olup “harab” kelimesinin karşıtı olarak “bayındırlaşma ve kalıcı olma” anlamlarında kullanılmaktadır. Bu bakımdan mimari, bir yerin şehirleşme ve medeniyet seviyesinin en bariz görüldüğü unsurlardan biridir. Müslümanların kendi medeniyet tecrübeleriyle inşa ettikleri mimari geleneğe de “İslami mimari” şeklinde tabir edilmektedir. Peki, İslami bir mimaride temel olarak hangi özellikler bulunur?

Müslüman, İslam’ın verdiği manalar merkezinde bir hayat yaşar ve madde ile ilişkisini de bu anlamlılık çerçevesinde kurar. Bu ilişki ise çeşitli sembol ve nişanlarla maddeye bir nevi nakşedilir. Muhakkak bu anlamda ilk akla gelen mimari örneği camilerdir. Sadece Müslümanın ne ehemmiyetli ibadetlerinden biri olan namaz bağlamında değil, ümmetin birbiriyle en sık iletişim kurduğu yer olarak camiler Müslüman hayatında merkezi bir önemi haizdir.

Tarihteki İslam şehirlerine bakıldığında, şehrin cami merkezli inşa edildiği görülür, diğer tüm mimari eserler cami çevresine konumlandırılmıştır. Nitekim bu tarz, dünyanın muhtelif yerlerindeki tüm Müslümanların namazda Kâbe’ye dönmeleriyle, esasında Kâbe merkezli bir dünya şehri inşasının prototipi hükmündedir. Camilerse diğer bir esas olan ilmi tahsil mekânlarıyla, yani medreselerle birleşik bir surette inşa edilerek külliyeler vücuda getirilmiştir.

Tabii ki bu eserler her Müslüman toplumda aynı suret ve forma inşa edilmemiş, toplumun kültürel ve estetik değerlerine göre farklı biçimler almıştır. Kubbesinden şadırvanına, kullanılan desenlerden renklere kadar her farklılık bir zenginlik olarak görülmüştür.

İslam şehirlerinde mimari yalnızca ibadet mekânlarıyla sınırlı kalmayıp Müslümanın hayatının her noktasına yansımıştır. Sözgelimi evlerin dizaynında bunu görmek mümkündür. Ev ahalisinin mahremiyetini dikkate alarak inşa edilen avlular, banyo ve lavabolarda taharet musluğu kullanımı gibi birçok husus, İslami yaşayışın izlerini taşımaktadır.

Bugün her ne kadar gelişmiş bir şehir planlamasına sahip olduğumuzu düşünsek de, değil şahsi hanelerimizde, yakın zamana kadar kamusal alanlarda dahi ibadetlerimizi kolaylıkla ifa edebileceğimiz imkânlardan mahrum kaldığımız bir gerçektir. Buradan yola çıkarak İslam’ın hayatımızdaki görünürlüğünün azaldığını söylemek mümkündür. Çünkü manevi hayatımız maddi âlemde belli sembollerle tezahür eder. Bu göstergeler toplumun dini yaşayışına dair çok şey söylemektedir. O halde her Müslüman, içinde bulunduğu hayat tarzı ölçüsünce dini yaşamak yerine dini yükümlülüklerine göre bir hayat tarzı inşasına çalışmalı, bunun için şahsi ve toplumsal anlamda elinden geleni yapmalıdır. Zira mana maddeye tesir ettiği gibi madde de birçok hakikati insana hatırlatma özelliğine sahiptir. Muhakkak ki İslam’ın kamusal alanda maddi görünürlüğünün artması bizi İslami bir hayat yaşamaya daha çok yaklaştıracaktır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.