
Modern Dünyanın Kökenleri: Batı Avrupa’da Müslümanların ve Yahudilerin Yok Edilmesi
Batı Avrupa tarihi genellikle aydınlanma, demokrasi ve insan haklarının beşiği olarak anlatılır. Ancak
Şener Aktürk, Modern Dünyanın Kökenleri: Batı Avrupa’da Müslümanların ve Yahudilerin Yok Edilmesi adlı eserinde, bu parıltılı anlatının arkasındaki karanlık odayı, yani sistematik bir nüfus mühendisliğini ve dini azınlıkların tarihten silinme sürecini gün yüzüne çıkarıyor. Bu çalışma, bir tarih kitabından öte, modern dünyayı şekillendiren o büyük ve trajik dönüşümün anatomisidir.
Aktürk’e göre 11. ve 16. yüzyıllar arası, Avrupa’nın “homojenleşme” sancıları çektiği bir dönemdir. Bu sürecin ana aktörü ise ruhban sınıfının mutlak liderliğini ilan eden Katolik Kilisesi’dir. Gregoryen Reformu ile Papalık, artık sadece dini bir rehber olmaktan çıkmış, kralları dize getiren, aforoz ve “interdict” (dini hizmetlerin askıya alınması) gibi silahlarla siyaseti dizayn eden devasa bir otoriteye dönüşmüştür. İngiltere Kralı John’un 1208’de karşılaştığı altı yıllık tecrit, kilisenin bir hükümdarı kendi halkı önünde nasıl çaresiz bırakabileceğinin en somut kanıtıdır. Bu merkezi otorite, kendi “ideal” toplumunu yaratmak için dışlayıcı bir doktrini devreye sokmuştur.
Yazar, bu kitlesel yok edişi üç temel sacayağı üzerine oturtuyor: Güçlenen ruhban sınıfı, dışlayıcı Katolik doktrini ve Avrupa’daki jeopolitik rekabetin yarattığı şiddet ortamı. Sicilya’daki Müslümanların tehciri, Lucera’nın Katolikleştirilmesi ve Yahudilerin sistemli bir şekilde dışlanması, birer münferit olay olmanın ötesinde, modern soykırım mantığının ilk provasıdır. Burada karşımıza çıkan en ürpertici kavram ise “dehümanizasyon”dur. Hristiyan olmayanlar, “akıl sahibi olmayan” ve “insanlık dairesi dışında kalan” varlıklar olarak kodlanmış, bu durum onların öldürülmesini veya sürülmesini meşru bir zemine taşımıştır. Bu metodoloji, yüzyıllar sonra Amerika’nın yerlilerinden Afrika’nın sömürgeleştirilmesine kadar uzanan geniş bir coğrafyada pusula görevi görmüştür.
Aktürk’e göre, Modern ulus-devletin ve milliyetçiliğin temelleri, 1789 Fransız İhtilali’nden çok daha önce, Orta Çağ’daki dini homojenleştirme operasyonlarıyla atılmıştır. Dominikenlerden Tapınak Şövalyelerine kadar tüm kilise aparatları bu hedef doğrultusunda kullanılmış ve modern devletin “tek tip vatandaş” yaratma tutkusu böylece açığa çıkmıştır.
Sonuç olarak Aktürk, tarihin derinliklerinden tek bir soru çıkararak modern toplumun yapısını sorguluyor: Batı Avrupa nasıl bu kadar homojen bir hale geldi? Modern Dünyanın Kökenleri, tarih ve siyaset meraklıları için kapsamlı bir rehber niteliğindedir ve modernitenin inşa edildiği o kanlı temellerle yüzleşmek isteyenler için bir başucu kitabıdır.
Mirat Haber – YouTube