Makale

NAMAZ NEDEN HER ZAMAN KÖTÜLÜĞÜ ENGELLEMİYOR?

NAMAZ NEDEN HER ZAMAN KÖTÜLÜĞÜ ENGELLEMİYOR?

Kur’an’da namazın insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyduğu ifade edildiği hâlde, namaz kılan kimi insanlarda bunun bir etkisinin olmadığına şahit olan pek çok insanın, “Eğer namaz insanı kötülükten alıkoyuyorsa, neden namaz kıldığı hâlde yalan söyleyen, haksızlık yapan, kul hakkı yiyen veya ahlâk dışı davranışlarda bulunan insanlar var?” düşüncesine sahip oldukları görülüyor. Söz konusu ayette, “Sana vahyedilen Kitab’ı oku ve namazı dosdoğru kıl. Çünkü namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.”[1] deniliyor. Bu ayet, gayet sarih bir üslupla namazın insanı kötülüklerden alıkoyduğunu ifade ediyor. Ancak namaz kıldığı hâlde günlük hayatlarında günah işleyen kimseleri gördüklerinde de pek çok insan, “Namaz insanları neden kötülüklerden alıkoymuyor?” sorusunu soruyor ve bunun da cevabını arıyor. Bu soruya, Kur’an’ın bütüncül mesajını ve insan psikolojisinin gerçeklerini dikkate almadan verilecek her cevap, yüzeysel değerlendirmelerden ibaret olacağından, konunun daha derinlikli bir tahlile ihtiyacı bulunuyor.  

Her şeyden önce, mümin açısından Allah’ın her sözünün mutlak doğru ve hakikatin ta kendisi olduğunu ve asla tartışma konusu yapılamayacağını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bununla birlikte bir de pek çok insanın namaz kıldığı hâlde hayâsızlık ve kötülük yaptığı ve yapmaya da devam ettiği   görülüyor. Bu da ilk bakışta ayetin ifade ettiği hakikat ile yaşanan gerçeklik arasında bir uyumsuzluk varmış gibi bir izlenim doğuruyor ve bu da bazı zihinlerde tereddütlere, hatta eleştirilere sebep oluyor.

Öncelikle bilinmelidir ki namaz, yalnızca bedensel hareketlerden ibaret bir ibadet değildir; aynı zamanda insanın duygu ve düşünce dünyasını harekete geçiren, ona manevi bir bilinç kazandıran bir ibadettir. Çünkü namazın bilinen bir şekli olduğu gibi, bir de özü ve ruhu vardır. Namazın şartları ve rükünleri onun dış görünüşünü ve şeklini ifade ederken, ruhu ve özü ise insana Allah’ın huzurunda bulunduğu, O’nun gözetimi ve denetimi altında yaşadığı bilincini kazandırır. Bu yönüyle namazın özü ve ruhu, en az şekli kadar, hatta ondan daha fazla önem taşımaktadır. Zira özden ve ruhtan yoksun bir namaz, ruhsuz bir bedene benzer. Böyle bir namazın insan üzerinde dönüştürücü ve eğitici bir etki meydana getirmesi de beklenemez.

Daha açık bir ifadeyle, bir insan kıldığı namazlarda yalnızca şekle önem veriyor, fakat namazın ruhunu ve özünü ihmal ediyor ya da bunları yeterince içselleştiremiyorsa, o namazın kötülükleri önleyici işlevini yerine getirmesi de mümkün olmuyor. Nitekim, “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarından gafildirler.”[2] ayeti de bu gerçeğe işaret etmektedir. Demek ki Kur’an’ın insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyduğunu ifade ettiği namaz, sadece şeklen yerine getirilen bir ibadet değil; insanın duygu dünyasını etkileyen, kalbine dokunan ve hayatına yön veren bilinçli bir ibadettir. Böyle bir namaz, insanı dönüştürme ve ahlâkî yönden geliştirme potansiyeline sahiptir. Ancak bu potansiyel kendiliğinden harekete geçmez. Onu etkin kılacak olan, insanın iradesi, samimiyeti ve ibadet bilincidir. Başka bir ifadeyle, namazın kötülüklerden alıkoyucu etkisi otomatik bir sonuç değil; insanın, namazın özünü kavraması ve onu hayatına taşıması ölçüsünde gerçekleşen bir neticedir.

Bu nedenle namazın insanı kötülüklerden alıkoyması, onun insanı zorlayıcı ve iradeyi ortadan kaldırıcı bir şekilde günahlardan uzaklaştırması anlamına gelmez. Çünkü insan, programlanmış bir robot veya iradesiz bir varlık değildir. O; akıl, irade, duygu ve vicdan sahibi bir varlıktır. Bu sebeple davranışları da büyük ölçüde yaptığı tercihlere bağlıdır. Ancak insanın doğru tercihlerde bulunabilmesi için bilgi sahibi olması ve bu bilgiyi bilinç düzeyine taşıması gerekir. Zira bilinç düzeyine ulaşmamış ve içselleştirilmemiş bilgi, çoğu zaman davranışları yönlendirmede yeterince işlevsel olamamaktadır.

Nitekim sigara içen bir doktorun, sigaranın zararlarını bütün ayrıntılarıyla bildiği hâlde sigara içmeye devam edebilmesi, bu bilginin davranışa dönüşecek ölçüde içselleştirilmediğini veya kişinin alışkanlıklarından ve aldığı geçici hazdan vazgeçmek istemediğini göstermektedir.

Benzer şekilde, namaz kılan bir insan da namazın ruhunu ve özünü içselleştirememişse, günahlardan uzak durmayı sağlayan iradeye, yani takva bilincine yeterince sahip olamamış demektir. Nitekim Kur’an’da ibadetlerin temel amacının insana takva, yani kötülüklerden sakınma ve Allah’a karşı sorumluluk bilinci kazandırmak olduğu açıkça ifade edilmektedir. Ayrıca Allah katındaki üstünlüğün de bu takva bilincine bağlı olduğu belirtilmektedir.

Namazın insan üzerindeki etkisinin farklılık göstermesinin bir diğer sebebi de din duygusunun, din şuurunun ve kulluk bilincinin her insanda aynı seviyede olmayışıdır. Bu farklılık, namazın bireyin hayatına yansımasında da kendisini göstermektedir. Nitekim bazı insanlar, namazın kazandırdığı bilinç sayesinde öfkelerini kontrol edebilmekte, dürüst ve adaletli davranabilmekte, merhamet ve sorumluluk duygularını geliştirebilmektedir. Buna karşılık bazı insanlar ise aynı bilince ulaşamadıkları için namaz kılsalar bile, namazın verdiği mesajı günlük hayatlarına yeterince yansıtamamaktadırlar. Bu sebeple kimi insanlar namazın dönüştürücü gücünden büyük ölçüde istifade ederken, kimileri bu etkiden yeterince yararlanamamaktadır. Çünkü namazın değiştirici ve dönüştürücü gücü; kişinin ihlâsına, samimiyetine, huşûuna, Allah bilincine ve namazdan aldığı manevî derinliğe bağlıdır.

 Kur’an’ın namaz ile ahlâk arasında kurduğu bu ilişki, namazın asıl amacının insanın karakterini geliştirmek, adalet duygusunu güçlendirmek, merhameti artırmak ve kişiye kötülüklere karşı ahlâkî bir direnç kazandırmak olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla namaz, bir insanın dürüstlüğünü, güvenilirliğini, adalet anlayışını ve insanlarla ilişkilerini olumlu yönde etkilemiyorsa, o kişinin öncelikle kendisini ve ardından namazı niçin ve nasıl kıldığını sorgulaması gerekir. Nitekim birçok İslâm âliminin şu tespiti oldukça dikkat çekicidir: “Namaz insanı kötülükten alıkoymuyorsa, eksiklik Allah’ın vaadinde değil, insanın namaz kılışındadır.” Çünkü Allah’ın vaadi haktır. Ancak bu vaadin kişinin hayatında gerçekleşmesi, namazını bilinçli, samimi, huşû içinde ve dosdoğru kılmasına bağlıdır.

Ebû Saîd el-Hudrî’nin naklettiğine göre bir gün bir adam Hz. Peygamber’e gelerek kardeşinin ishal olduğunu ve rahatsızlığının devam ettiğini söyler.[3] Hz. Peygamber de ona kardeşine bal içirmesini tavsiye eder. Adam gidip kardeşine bal içirir; ancak bir süre sonra geri dönerek rahatsızlığın azalmadığını, aksine arttığını Hz. Peygamber’e haber verir. Hz. Peygamber de yine aynı tavsiyede bulunarak kardeşine tekrar bal içirmesini ister. Adam bu tavsiyeyi uygular ve tekrar Hz. Peygamber’e gelerek durumun değişmediğini, hatta ishâlin daha da arttığını söyler. Bunun üzerine Hz. Peygamber, “Allah doğru söylemiştir, kardeşinin karnı ise yalan söylemiştir.” buyurarak bir kez daha bal içirmesini emreder. Adam tavsiyeye uyarak kardeşine yeniden bal içirir ve bir süre sonra kardeşi tamamen iyileşir ve sağlığına kavuşur.[4]

Bu bal hadisi ile namazın kötülüğü engellediğini bildiren ayet arasında dikkat çekici bir benzerlik bulunuyor. Bal hakkında Allah Teâlâ’nın “Onda insanlar için şifa vardır.”[5] buyurduğu, Hz. Peygamber’in de bu ilâhî habere güvenerek hastaya defalarca bal içirmeyi tavsiye ettiği anlaşılıyor. Bu hadiste de görüldüğü üzere hastalığın hemen geçmemesi, hatta belirtilerin daha da artması, balın şifa verici özelliğini ortadan kaldırmıyor; bilakis tedavi sürecinin devam ettiğini ve henüz tamamlanmadığını gösteriyor.

Aynı şekilde, “Namazın hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyması” da bal olayına benziyor ve namaz kılan bazı insanların kötülük işlemeye devam etmeleri de ayetin doğruluğunu ortadan kaldırmıyor. Nasıl ki balın şifası, hastanın bünyesinde belli şartlar altında ve zaman içinde ortaya çıkıyorsa, namazın ahlâkî ve manevî etkisi de ancak bilinçle, ihlâsla, huşû ile ve süreklilik içinde kılınan namazla ortaya çıkıyor. Bu da problemin namazda değil, onun insanın kalbine ve davranışlarına nüfuz etmesini engelleyen şartlarda olduğunu gösteriyor.

Bu nedenle ayetin insan üzerindeki işlevselliğine engel olan şartların ortadan kaldırılması icap ediyor. Bu engeller ortadan kaldırıldığı takdirde insanın kötülüklere karşı direnme gücünün artacağı ve iç denetimin sağlanabileceği anlaşılıyor. Dolayısıyla bir insan, namaz kıldığı hâlde kötülük yapmaya devam ediyorsa, buradaki sorunu namazda değil; namazın anlamını bilemeyişinde, ruhunu içselleştiremeyişinde ve daha da önemlisi iradesini yanlış yönde ve işlerde kullanmasında aramak gerekiyor. Zira gerçek anlamda kılınan namazların, insanın sadece ibadet hayatını değil, aynı zamanda karakterini, davranışlarını ve bütün yaşamını da etkilediği görülüyor.

Sonuçta bu ayet, “Namaz kılan herkes mutlaka kötülük yapmaz.” demiyor; gerçek anlamda ve bilinçle kılınan namazın insanı kötülükten uzaklaştırıcı bir etkiye sahip olduğunu ifade ediyor. Psikolojik açıdan bakıldığında, bir davranışın insanı değiştirebilmesi için o işin bilinçli, içten ve samimi olarak yapılmasının gerekli olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla bir namaz şayet sadece bedensel hareketlerden ibaret kalıyor ve namaz kılan insanın düşünce, duygu ve vicdan dünyasına nüfuz etmiyorsa, beklenen ahlâkî dönüşüm de tam olarak gerçekleşmeyebiliyor. Nitekim Kur’an’ın namazın huşû ile kılınmasına, Allah’ı anma ve bilinç oluşturma işlevine vurgu yapması da bunu ifade ediyor.

Bu da namazın dönüştürücü gücünün sadece şeklinde olmadığını, bilakis şekil ile birlikte ruhunda saklı olduğunu gösteriyor. Ayrıca namazın insanı olgunlaştırdığına, Allah bilincini güçlendirdiğine ve kötülüklerden uzaklaştırdığına işaret eden başka ayetlerin mevcudiyeti de böyle bir bilincin oluşmasına katkı sunuyor. Nitekim Kur’an’da müminlerin namazlarında huşû sahibi olduklarının belirtilmesi, iyiliklerin kötülükleri giderdiğinin vurgulanması ve namazı terk edenlerin şehvetlerinin peşine düştüklerinin bildirilmesi, namaz ile ahlâk arasındaki ilişkiyi gözler önüne seriyor. Hûd sûresinin 87. ayeti de bu ilişkiye önemli bir katkı sunuyor:

“Dediler ki: ‘Ey Şuayb! Atalarımızın taptığı şeyleri terk etmemizi veya mallarımız hakkında dilediğimiz gibi tasarrufta bulunmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Doğrusu sen pek yumuşak huylu ve akıllı birisin!’”

Bu ayet, Hz. Şuayb’ın Medyen halkını tevhide, dürüst ticarete ve adalete çağırması üzerine kavminin gösterdiği tepkiyi anlatmaktadır. Hz. Şuayb, yalnızca putperestliği eleştirmemiş; aynı zamanda ölçü ve tartıda hile yapılmasını, ekonomik sömürüyü ve haksız kazancı da şiddetle kınamıştır. Bunun üzerine kavmi, alaycı bir üslupla, “Bütün bunlardan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor?” diye karşılık vermiştir. Çünkü onlar, namazın ve dinin sadece bireysel bir ritüel olarak kalmasını, ekonomik ve sosyal hayatlarına müdahale etmemesini istemekteydiler.

Kur’an ise bunun tam aksine, namazın insanı hayâsızlıktan ve kötülüklerden alıkoyduğunu bildirmekte; onun etkisinin sadece mabede ve bireysel alana değil, çarşıya, pazara ve toplumsal hayata da yansımasını istemektedir. Bu durum, gerçek namazın yalnızca bireysel bir ibadet olmadığını, aynı zamanda insanın inançlarını, ahlâkını ve toplumsal tavrını şekillendiren bir güç olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla namaz, diğer ibadetlerle birlikte, insanı takva bilincine, yani kötülüklerden ve günahlardan sakınma şuuruna ulaştıran temel eğitim araçlarından biridir. İnsanın Allah ile kurduğu ilişkinin, onun insanlarla, mal ile ve toplumla kurduğu ilişkiye de yön vermesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu sebeple Kur’an’ın öngördüğü namaz, sadece belirli vakitlerde yerine getirilen bir ritüel değil; insanın bütün hayatını kuşatan, davranışlarını dönüştüren ve ona ahlâkî bir sorumluluk bilinci kazandıran bir ibadettir.

Kısaca ifade etmek gerekirse, Kur’an’a göre ibadetlerin nihai amacı, insanı sadece birtakım dinî ritüelleri yerine getiren bir varlık hâline getirmek değildir. Asıl amaç, insana takva bilinci kazandırmak ve onu ahlâkî olgunluğa ulaştırmaktır. Ancak Kur’an, bu hedefe ulaşmayı insanın iradesine, tercihine ve sorumluluğuna bırakmaktadır. Dolayısıyla Kur’an, şeklen yerine getirilen bir namazın kendiliğinden hayâsızlığı ve kötülüğü önlediğini söylememekte; aksine insanın aklına, vicdanına ve davranışlarına nüfuz eden, onun iç dünyasını dönüştüren bir namazın hayâsızlık ve kötülükleri önleyici bir güce sahip olduğunu vaat etmektedir. Bu da göstermektedir ki namazın kötülükten alıkoyucu etkisi otomatik bir sonuç değil, bir potansiyeldir. Bu potansiyelin fiile dönüşmesi ve insanın hayatına yansıması ise ancak bilinç, samimiyet, ihlâs ve takva ile mümkündür. Başka bir ifadeyle, insanı kötülükten alıkoyan şey, yalnızca namaz kılması değil; namazın anlamını ve ruhunu hayatına taşıyabilmesidir.

Dipnotlar

[1] Ankebût, 29/45.

[2] Maun, 107/ 4-5.

[3]  Hadiste “istitlâku batnih”  ifadesi yer almakta ve   bu da “karnı bozuldu, ishale yakalandı”, anlamına gelmektedir. Klasik şârihler, bu rahatsızlığın basit bir ishalden ziyade, bağırsaklarda bulunan zararlı maddelerin vücuttan atılması süreci olduğunu, bu sebeple balın birkaç defa verilmesinin tedaviyi tamamladığını ifade etmişlerdir.

[4] Buhari, Kitâbü’t-Tıb, Bâbü’d-Devâ bi’l-Asel; Müslim, Kitâbü’s-Selâm, Bâbü’t-Tedâvî bi’l-Asel.

[5] Nahl, 16/69.

Prof. Dr. Celal Kırca

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

View Comments

  • Bir de baştan savma namaz kılmalar var. Alel acele, sureleri, rükunları tam yerine getirmeden. Sorsan 5 vakit namaz kılıyorum derler. Aynı anda namaza başlıyorsunuz, daha sübhanekeyi bitirmeden bir de bakmışsınız ki adam rükuya gitmiş. Böyle namazın insana ne faydası olur ki...?

  • Selamlar değerli hocam, Belirttiğiniz üzere namaz niçin bir etki etmiyor veya davranışlarımızı dönüştürmüyor diye bazen düşündüğüm olurdu, kendimce cevaplar bulmaya çalışırdım hatta bazı derslerde ''namaz insanı çirkinlerden koruyorsa, niçin namaz kılanlar kötü davranışlara devam ediyor, niçin etki etmiyor?'' sorusuna muhatap olduğum zamanlarda, gereği gibi namaz kılmayanlar bile en azından namaz esnasında kötülüklerden uzak kalıyor, bu bile bir kazanç diye örnek vermeye çalıştığım da olurdu.Değerli hocam yazınızı okurken benzer hususlar tekrara aklıma geldi, teşekkürler toplum ve bireysel sorgulama anlamında gerçekten de namaz önemli bir mesele. Galiba bizim toplumlar alışkanlıkla bilinci bir araya getirememe halini yaşıyor gibi, hep anlık ya da belli zamanlarda yapılacak iyi davranışlar, diğer kötülükleri de silecek mantığıyla arada bir yanlış yapsakta, bunun telafisi nasıl olsa mümkün anlayışı sanki gizlice Müslümanların hafızası böyle oluşmuş bir hal gibi geliyor bana,devamlılık,tutarlılık ve farkındalık oluşturamıyoruz, belki direkt alakalı olmasa da futboldaki inişli çıkışlı halimiz gibi hiçbir zaman istikrarlı ve disiplinli olamıyoruz.Sanki islâmi hayatımız da bu tarza bir örnek gibi. Namazı niçin kılmak gerektiği terbiyesini veremiyoruz verdiğimiz vakitte ters tepiyor, benzer hususlar çok., dün bir haber görmüştüm genç bir hanım efendiye mikrofon uzatılıyor, yaka bağır açık, dudaklarda meşhur metaller, kıyafet oldukça açık, kapalı çarşaflılara sorulan soruların hepsine cevap veriyor, hafızlığa çalışmış bırakmış, bizim örtülülerden hiçbiri cevap veremediler sorulara, eğer bir kurgulama değilse, dinin emrine bilmiyor ama uyuyor, dinin emrini biliyor, fakat uymuyor, uyması gerektiğinin de farkında. Değerli hocam Allah razı olsun, farkındalığı arttıracak, işin olması gerektiğini güzel örneklerle gösteriyorsunuz, dilinize kaleminize sağlık, rabbim ömrünüze sağlık , sıhhatinize bereket versin, daha çok insan istifade eder inşallah, hürmetlerimi sunarım saygılar.

  • Hz şuayb A.S ma kavminin ileri gelenlerinden söylediği o sözler beni çok etkiledi. Her okuyuşumda büyük bir haz alırım. Ya şuayb senin bu güzel ahlak ve faziletini kıldığın namazlardan mi geliyor. Namaz insanı ahlâken güzelleştirir
    Maddetende farklı kılar. Onların simalarinda secde eseri vardır. Günlük hayatta da görürüz musalli olan insanlar da bir nur vardır. Rabbimiz namazı dosdoğru kılın buyurur bu dosdoğru nun içinde namazın şuuruna vararak kilmakta var.namaz kulun rabbiyla ahdidir. 5 vakitte bu akit yenileniyor. Kul bir günah işleyeceği vakit az önce rabbime söz verdim sıratı müstakimden ayrilmayacagim der oto kontrolünü sağlar. Namazın etkisi namazdan çıkınca başlar. Kul hayatının her safhasında rabine Kul olmanın erdemini yaşar. Bir insan hem namaz kılıyor hem de kötülük fuhşiyat yapiyorsa o namazı dosdoğru kilmamiş demektir.namaz kılan secdeye giden Allah ile konuşmuş gibidir. Secde anı rabbiyla başbasa olma anıdır. Rabbine bu kadar yaklaşan onun huzuruna kabul edilen insan kolay kolay günaha bulaşmaz.
    Kıymetli hocamız herkesin kafasında muamma olan bu ayeti pek güzel tefsir ettiler. Allah râzi olsun.

  • Değerli hocam,
    Günümüzde bir sorun olarak görülen bir konuya daha parmak basmışsınız. Zihninize ve kaleminize sağlık…
    Dinler ibadet hayatı ile vardır.Müntesiplerini bununla zinde tutarlar.Toplumlar belli ritüelleri yerine getiren ve müntesiplerinin dayanışması ile olgunluğu yaşarlar.Bu İslam dininde takvalı olmadır.İslam dininin önde gelen ritüeli de belirttiğiniz gibi namazdır.Müntesiplerini aşırılıklardan ve kötülüklerden tarih boyu korumuştur.Günümüzde namazın yerini bazı ritüeller de almıştır.Müzik, resim, spor devreye girmiştir. Bunda da amaç,kişilikli insan yetiştirmektir.Eğitim bunlarla sağlanır.Namaz tamamen terk edilmese de kişilikli insanın yetiştirilmesinde tarihsel bir ritüeldir.Belirttiğiniz gibi anlamı ve ruhu ile eda edilirse maksat hasıl olur.Bunun için de namaz kılanın, namazda okuduğu sure ve duaların anlamını bilmesi gerekir.Bilenler yaptığı ibadetten daha çok haz alır.Bilmeyenler; Allah’ın huzurunda durduğunu, herşeyini bildiğini, gördüğünü hissederek ibadet ederlerse yine amaç nispeten gerçekleşmiş olur.İbadeti meditasyon olarak algılamayıp, şu vazifeyi bir an önce yerine getireyim de kurtulayım düşüncesi ile yerine getirirse istenen hedef gerçekleşmiş olmaz. Günümüzde insanlara bu duygu telkin edildi. İbadeti yap sorumluluktan kurtul anlayışı,insanımızı kötülüklerden ve olumsuzluklardan kurtarmadı.
    Halbuki toplumsal barışa giden yol kişilikli insanımızın yetiştirilmesine katkı sağlamaktır.Bu Namazla, oruçla ve muhtaçlara yardım etme ile olduğu gibi müzik, resim, sanat hayatı ve spor ile de beslenmesi yararlı olacaktır. Selam ve saygılarımla…

  • Rabbım kaleminize ve gönlünüze güç versin.
    Bizede bizi ikame eden namaz kılmayı nasip eylesin inşallah.

    • S.a.celal hocam Allah razı olsun her hafta olduğu gibi bu hafta da çok mühim bir mevzuya temas etmişsiniz.yorum sadedinde söylenebilecek şeylerin pek çoğunu,yorum yapan arkadaşların dile getirdiğini gördüm.cenabı hak cümlemizi, namazlarını ve diğer ibadetlerini,ihlas ve şuurla yapan kullarından eylesin.

  • Bu sorunu şahsen ben de gözlemliyor ve insanlar namazında niyazında iken, nasıl oluyor da türlü ahlaksızlıkları yapabiliyor, diye düşünüyordum. İşte meseleyi güzelce izah eden güzel bir yazı. Hocam her zamanki gibi ilaç gibi kıvamında güzel yazılar yazıyor. Hangi birisini okusak gerçekten de yılların birikimi, hikmetli ve isabetli tespitler var. Allah razı olsun. Kıymetli hocama sağlık, afiyetler diliyorum.

  • Evet, kıldığımız namazların bilzeri her kötülükten, çirkinlikten ve masişvadan alıkoyması için namazın zahiri ve batını şartlarının yerine geitirlmesi gerkiyyor. Rabbimiz Muminun Sûreai 1. ve 2. ayetlerinde bunu "Namazlarında huşuya eren müslümanlar kurtuluşa ercdi" şeklinde beyan buyurm<aktafdır. Huşu'nun da ancak bir tarikata intisab etmekle en kolay bir şekilde elde edilebileceği açıktır. Rabbimiz bir başka Cyet-i i Celilesinde "Sizlerden her biriniz için bir yol, bir şeriat kıldık..." (Maide 47) şeklindeki buyruğuna istinaden şeriat ve tarikat yollarına ittiba ve intisab etmeyi kendisine vacib görüp, bu yoldaki inancını söz ve davranışlarıyla isbata çalışmaldoır. Tarikatlara ve mensublarına şaşı bakmakla, namazın bizi bütün kötülüklerden alıkoymasını beklemek tmamen boş ve ham bir hayaldir diyorum.

  • Tıpta söylenen meşhur bir laf vardır....!!!

    TEŞHİSİ İYİ KOYAMAZSAN TEDAVİ YAPMA ŞANSIN OLAMAZ....!!!

    Yazarımız namazı neden her zaman kötülüğü engelleyemez hususundaki yazısını detaylıca okudum...!!!

    Yazı bazı hususları mükerrerce gündeme getirmiş...!!!

    Teşhis doğru mu....????

    Pek sanmıyorum....!!!

    Konu incelemesi Kur'an verilerine göre mi...???

    Hayır....!!!

    Hikaye ve rivayet ağırlıklı bir yazı olmuş...!!!

    Yazının bilimsizliği tartışma konusu....!!!

    Konu daha ziyade ezbere ve şekle bağlı...!!!

    Aslında konunun Kuran ışığında ve bilim ağırlıklı incelenmesi gerekirken, rivayet ve hikaye ağırlıklı bir yaklaşımla değerlendirmeye alınmış...!!!

    Konuda bilimsellik yok denecek kadar az....!!!

    Ağırlıklı konu NAMAZ KILMAK....!!!!

    BUGÜN İSLAM TOPLUMUNA NAMAZ NEDİR, KILMAK NEDİR, NAMAZIN FARZLARI NEDİR ,NAMAZDA TASARRUF EDİLEN VARLIKLARIN ESPRİSİ ANLAMI HİKMETİ NEDİR, DİYE SORSANIZ sağlıklı cevap alamazsınız...!!!

    Bir değeri gündeme getiriyorsunuz ama o gündemin içerisindeki varlıklardan bi habersiniz....!!!

    SORULAR ŞUNLAR....!!!
    NAMAZ NEDİR...???
    KILMAK NEDİR....???
    RÜKU NEDİR....???
    SECDE NEDİR....???
    ......
    ......
    EN ÖNEMLİSİ DE KIRAAT NEDİR...???
    YANİ OKUMAK NEDİR....???

    Bu değerleri çok iyi bilmeden Çok iyi anlamadan çok iyi yorumlayamadan, namazın varlığını hikmetini ve insan varlığı üzerinde oluşturacak değerleri anlamakda mümkün değildir...!!!

    BUGÜN İSLAM DÜNYASI İBADETLERİNİ ANLAMADAN BİLMEDEN ŞEKİL VE TAKLİT ÜZERİNE EZBER BİR KONUMDA TASARRUF EDİYOR....!!!

    BU KONUMUN HAYAT BULMASINDA SİYONİST VE EMPERYAL DÜNYANIN VARLIĞI MUHAKKAK OLDUĞU GİBİ DİN ADINA ÖNE ÇIKAN KİŞİ VE KURUMLARIMIZIN YETERSİZLİĞİ,ŞEKİLCİLİĞİDE DE ÇOK ÖNEMLİ BİR FAKTÖRDÜR....!!!

    NAMAZIN BELKİ EN ÖNEMLİ FARZLARINDAN BİRİ KIRAAT YANİ DÜZGÜN OKUYABİLMEKTİR....!!!

    AMA NE KADAR İLGİNÇTİR Kİ İSLAM DÜNYASI BUGÜN OKUMANIN NE OLDUĞUNU BİLMEMEKTEDİR....!!!

    YİNE SİYONİST VE EMPERYAL DÜNYANIN İNANÇ DÜNYAMIZA SOKUŞTURDUĞU BİR TRUVA ATI OLAN anlamadan okumak İFADESİ DE İBADETLERİMİZİN SAĞLIKLI VE VERİMLİ OLMASININ ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGELLERDENDİR...!!!

    İNANÇ DÜNYAMIZDA ÖNE ÇIKMIŞ OLUŞUMLARIMIZDA NE HİKMETSE BU... ANLAMADAN OKUMAK... İFADESİ ÇOK SIK GÜNDEME GETİRİLMEKTE VE ŞU DENİLMEKTEDİR... sen anlamasan da Allah anlar..

    ANLAMADAN YAPILAN HİÇBİR İŞTE SAĞLIKLI NETİCE BEKLEMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR....!!!

    ANLAMADAN OKUMAK İFADESİ İŞLAM TOPLUMLARINI, KUR'AN ANLAMINDAN, KUR'AN VARLIĞINDAN KUR'AN HİKMETİNDEN, KOPARTMIŞTIR...!!!

    OKUMANIN KARŞILIĞI anlamaktır, bilmektir, çözmektir ,hissetmektir, bilinen bir şeyi sesle ifade etmektir, tebliğ etmektir..!!!

    ANLAMADAN OKUMAK DENİLDİĞİNDE, İFADE MANTIKSIZ ŞU ŞEKLE DÖNMEKTEDİR...!!!

    Anlamadan anlamak, anlamadan bilmek, anlamadan çözmek, anlamadan hissetmek...vs..

    Anlamadan, anlamak ,bilmek çözmek ,hissetmek, üretmek mümkün değildir....!!!

    KUR'AN-I KERİM'DE OLMAYAN BİR İFADENİN İSLAM DÜNYASINDA HAYAT BULMASI ...anlamadan okumak... İSLAM DÜNYASINDA, İNANÇ VARLIKLARIMIZIN POZİTİF DEĞERLERİNDEN, İNSANIMIZI KOPARTMIŞTIR....!!!

    YAZARIMIZ TANIMLARI SAĞLIKLI ORTAYA KOYMADAN, HİKAYELERLE RİVAYETLERLE, KONUYA ÇÖZÜM GETİRMEYE ÇALIŞMIŞTIR Kİ, sağlıklı teşhis konulmadan sağlıklı tedavi olması mümkün değildir....!!!

    İyi bir Müslüman namaza matuf ,terimleri ,tanımları çok iyi bilir ve gereğini de çok iyi tasarruf edebilirse, kur'an'daki o ifadenin hayat bulması muhakkaktır....!!!

    Anlamadan kıraat, anlamadan okumak, inancımıza sokulmuş TUTUVA atlarıdır.....!!!

    Selam Sevgi ve saygılarımla....

  • Muhterem hocam çok güzel bir makale olmuş.Rabbim ebeden razı olsun.Nanazın zahiri ve batıni farzları na itina gösterilirse namaz takvayı netice verir.Allah ın istediği namaz rasülünün gösterdiği namazdır.Ondan emaneten devradığımız bu ibadeti ihsan şuuryla eda edersek hertürlü hayasızlıktan uzak dururuz.
    Selam ve hürmetler…

  • Namazla ilgili bir çok yorum var insan sadece “Namaz insanı bütün kötülüklerden alıkoyar” kuranî mesajı içselleştirip günlü hayatını buna göte dizayn ederse hiç bir problem yaşamaz ve günahkardan ârî olur.

Recent Posts

  • Genel

GEORGE FRIEDMAN: BÖLGENİN HAKİMİ TÜRKLER OLMALI

"GÖLGE CIA" STRATFOR'UN KURUCUSU GEORGE FRIEDMAN’DAN ÇARPICI ANALİZ: "BÖLGENİN HAKİMİ TÜRKLER OLMALI, İSRAİL’E İHTİYACIMIZ YOK"…

46 dakika ago
  • Genel

IRAK’TAN KAÇAK PETROL ALINDIĞI İDDİASI VE CEZA KONUSU

IRAK’TAN KAÇAK PETROL ALINDIĞI İDDİASI VE CEZA KONUSU Türkiye’de bazı muhalif çevrelerin manipülasyon ve dezenformasyon…

1 saat ago
  • Gündem

JD Vance’ten İsrail’e Şok Rest

SAVAŞ BAŞLADI! JD Vance’ten İsrail’e Şok Rest: "Cehenneme Gidin, Bildiğimi Okumaya Devam Edeceğim!" ABD Başkan…

2 saat ago
  • Dünya

Almanya’nın Güney Bölgelerinde Şiddetli Yağışlar Su Baskınlarına Yol Açtı

Almanya'nın güney bölgelerinde şiddetli yağışlar su baskınlarına yol açtı hakkında son gelişmeler. Almanya'nın güney bölgelerinde…

2 saat ago
  • Genel

Malezya Başbakanı Enver, İsrail vatandaşlarının sınır dışı edileceğini açıkladı

Malezya Başbakanı Enver, İsrail vatandaşlarının sınır dışı edileceğini açıkladı. Bu karar, uluslararası ilişkilerde yeni bir…

3 saat ago
  • Genel

İsrail Başbakanı Netanyahu, Graham’ın Cenazesine Katılmak İçin ABD’ye Gidecek

İsrail Başbakanı Netanyahu, Graham'ın cenazesine katılmak için ABD'ye gidecek. Cenaze töreni, önemli siyasi figürlerin katılımıyla…

3 saat ago