Makale

“NE VAR HERKES DİYOR”

“NE VAR HERKES DİYOR”

Son yıllarda yaygınlaştı; artık anneler çocuklarına “anneciğim”, babalar “babacığım” diye hitap ediyor. Bunu gören teyzeler, dayılar, amcalar halalar, dedeler, kendi ünvanı artı -cığım ile çocuklara sesleniyor. Hatta geçen hafta bir kadın, café’deki erkek garsonu çağırıyor: “ablacığım, bakar mısın?” Herhalde emsal aldıkları bir aileyi, bebeklerini “anneciğim” sözüne alıştırırken duymuş, yanlış anlamış, zincirleme reaksiyonla da kitlesel olarak benimsemişler. Birbirlerini çarşıda pazarda uluorta “aşkım” diye çağıran toplumumuzdaki son moda.

Neden “babacığım”, “ablacığım”? Çünkü “ne var herkes diyor”.

Türkiye toplumu, dışarıdan misafirlerle doksan milyonu aşan yeni bir toplum. Cumhuriyetin başında, sonradan giden azınlıklar bırakılırsa %95’ten fazlası kırsal kökenli bir toplum. Yeniden tanımlanan devlete ayakbağı olmamaları için yüzyılların birikimi olan eski elit Müslüman kesim eridi, kayboldu, Batılılaştı, asimile oldu, silindi. Eski bilgi kayboldu. Her şeye yeniden başlandı.

TÜSİAD üyeleriyle çerçevesi çizilen yeni kaymak tabaka, bir iki eski dönme aileyi bir yana bırakırsak yeni aristokrasimiz, yüz yıl önce çiftçi çocukları, sıfırdan başlayanlar, ailesini eşyasını bir kağnıya yükleyip Balkan, Kafkas mezaliminden canını kurtaranlardı.

Aristokratlarımızın en köklüsünün kökeni Kaleiçi’nde bakkal. Diğeri rençber. Diğeri tiftik keçisi çobanı. Öbürü evinden kaçan bir köy çocuğu. Beriki hamutçu. Diğeri gayrimüslim ustasının himayesinde ticarete girmiş.

Bu yükselişler herkesin beceremeyeceği kişisel başarı öyküleri. Meritokrasinin, iradenin zaferi. Ona söz yok. Ama hakim sınıfın baştan kurulmasıyla elit devamlılığı toplumdaki bilginin nakli, dünyanın en zengin ve köklü dilinin korunması mümkün olmadı. Her şeye yeniden baştan başlanıyor.

Türkçe sanılanın aksine 1930larda dönüşmedi. 1950lerde Latin alfabeli Osmanlıca vardı. Eski elitlerin, devlet adamlarının muharrirlerin, Ulunay’ların, Burhan Felek’lerin bir bir oryadan kalkması ardından 1960 ve 70’lerde dönüştü. Yani eski Osmanlı kültürel elitlerinin tamamen ortadan kalkmasıyla 1960larda dil devrimi meydana geldi. Cevap yerine yanıt ancak 2000’lerde yaygınlaştı.

Mesela o kadar paraya rağmen eski elitler hakir gördüğünden “bari çocuk ögrensin, hem de doğrudan Batıdan” demişler, oğlanı yazları İtalya’da Agnelli’lerin yanına yollamışlar. Kötü sonuçları olmuş. Nasıl bir zihniyet olduğu, o ilkel “Kürt kadın” fıkrasıyla herkese malum oldu. Oğlu bir röportajda “karım Mourinho’ya bayılıyor” diye tekrarlar, öbür oğlunun yaşam biçimi yazılmaz. Konular bilinse koca holding çöker.

Köy kökenli yeni burjuvazi, gördüğünü benimsedi. Mektepte verileni kucakladı. İçki masalarındaki uyduruk Marksistleri, papyonlu laf ebelerini huşu içinde dinledi. Toplumda güçle özdeştirdikleri kişilerden duyduklarını özümledi. Batıyataparlaştı. Çocuklar koleje gitti, Avrupa’ya gitti, kendince en yüce bilgiyi aracısız olarak kaynağından aldı.

Dönünce “bak babişko, Maslak ile Manhattan’ı birleştirdim, Mashattan yaptım, taksitle centeri birleştirdim, Taksit Center oldu.” Askerdeyken kantini yerel önemlilerden birine vermişlerdi. Dükkanın tabelası “Askeri Shop”. Sonradan Hacıbektaş’a belediye başkanı olacak tugay komutanımız, o devrin ruhu içinde Ülker ürünlerini yasaklatmıştı. Askeri Shop’ta İsviçre’nin Nestle’si satılıyordu.

Neden bu garabet dili, zihniyeti? Çünkü “ne var herkes diyor”.

Türk tarihçi, hem de milli bir söylemle ‘Bizans İmparatorluğunu’ anlatıyor. Gelecekte de o zaman Washingtonya Devletini anlatsınlar. ABD anlarım, Birleşik Devletler anlarım, Amerika bile anlarım. Ama Washingtonya Devleti diye uydurma olabilir mi? Tarih belgedir. Bizans İmparatorluğu da aynı şekilde arşivde, belgede, kitabede olmayan bir uydurma devlet. Belgede, kitabede, arşivde tek bir devlet var, Roma İmparatorluğu. Bizans İmparatorluğu ise Türkler’in Roma’yı devraldığını reddetmek için 16. yüzyılda uydurulmuş, Roma’nın 1500 yıllık mirasını Batı’ya verip bizi meteliksiz bırakmak için bir sahte isim. Türk akademisyen neden Bizans İmparatorluğu diye saçmalıyor?

Çünkü “ne var herkes diyor”.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun resmi adı Kemal Atatürk. Nüfus belgesinde Kemal Atatürk. Kişiye özel çıkarılmış 24 Kasım 1934 tarih 2587 sayılı yasada adı Kemal Atatürk. Kalan hayatı boyunca, gazetelerde geçen ad sadece Kemal Atatürk. Yaygın kullanımdaki Mustafa Kemal Atatürk adı hala geçerli olan bu yasaya aykırı. Ceza kanununda tanımlı suç değil ama yasadışı.

Kendi tercihine rağmen İsmet İnönü’ye Mustafa İsmet İnönü diyebilirsiniz, çünkü nüfustaki resmi adı odur. Kendi tercihine rağmen Celal Bayar’a Mahmud Celaleddin Bayar diyebilirsiniz, çünkü nüfustaki resmi adı odur. Ama kendi tercihine rağmen Kemal Atatürk’e Mustafa Kemal Atatürk diyemezsiniz, çünkü nüfustaki ve 2587 sayılı yasadaki ”özadı Kemal, soyadı Atatürk’tür”.

Neden sadece toplum içinde değil, resmi belgede, ansiklopedi maddelerinde, Atatürk’ün hayatında kendisinin kullanmadığı, 2587 sayılı kanuna aykırı olan Mustafa Kemal Atatürk ismini kullanıyoruz? Yasaya, evraka, Anıtkabir’de sergilenen nüfus kağıdına, Atatürk’ün aksi yönde iradesine rağmen?

Çünkü “ne var herkes diyor”.

Dindarların da yaygın bir herkes diyorum var.

O da İslamiyet dininin temel kaynaklarda bulunmayıp Anadolumuzda yaygınlaşan, toplumdaki bir kutsal: Kul Hakkı. Toplumumuzda tartışmayı bitirmek için iki elin avuçları dışarı doğru sabitlenir, kaşlar kalkar, gözler açılır ve ciddiyetle o bitirici söz söylenir: “kul hakkına girer!” Allah adına, Allah aşkına, Allah’ın hakkı değil, kul hakkı. Ağırlıklı sözdür. Konu kapanır.

Allah her şeyden haberdarsa, Evvel ve Ahir ise, geçmiş ve gelecek ona aitse, her şeyi yaratansa, insanlara şah damalarından daha yakınsa, kalplerindeki bilense, O istemeden yaprak kımıldamazsa, Adil ise, Hak ise, O’nun karar vermesinde senin gibi aciz, arızalı bir kulun şefaatine, hak helaline mi ihtiyacı var? “Hakkımı helal etmiyorum.” Senin helal etmemen ya da etmenin, şefaat etmenin ne önemi var?

Hak helali, Müslüman cenazesindeki bir dua. O kadar. Gerçekte senin helal edip, helal etmemenin, şefaat edip, şefaat etmemenin, tanıklık edip, tanıklık etmemenin Allah’ın adaletinde ayrı ağırlığı yok. Zaten elindeki, gözündeki, organlarındaki, zihnindeki bütün veriler Hakîm ve Alîm olan Allah tarafından biliniyor. Biri harama girip Allah’ın sınırını aşmışsa, kul affetse de konu kapanmaz.

Zannediliyor ki din gününde, hâşâ karar yanlış çıkacakken biri geliyor, “kul hakkımı helal etmiyorum” diyor, hâşâ ilahi karar değişiyor. O kişinin vereceği o hastalıklı yargının, arızalı gözleminin Ahirette ne değeri var? Yapacağı şey, toplumsal dayanışma için cenazede, hatta hayattayken rica edildiğinde, bir dua olarak, bir güzellik olarak “helal olsun” demek. Demezsen de ona bir zararı ya da yararı yok. Yargı Allah’a ait. Tevhid dininde Hak olan Allah. Sadece Allah.

“Ama olur mu ben küçükken kul hakkını gözet dendi yalan mı söylendi?” O söz “insanların hakkını elinden alma, Allah’ın sınırını aşma” anlamında denmiştir, o amaçla uyarmışlardır. Yoksa Allah kararlarında sana danışmayacak. Sinir hücrelerine, atomlarına kadar senin bütün verilerin senden önce işleniyor. Sen hiçsin.

İnsanların hakkını elinden almamak, zulmetmemek, hakka tecavüz etmemek, hatta onlar senin hakkına tecavüz edip samimi pişmanlık görürsen onları bağışlamak, zaten Allah’ın Kuran’da pek çok yerde buyurduğu temel konular. Onu ihlal ettiysen Allah’a karşı suç işlemişsin. Yeni hukuktaki kamu suçu gibi. Bu ticaret hukuku değil, taraflar vaz geçince suç ortadan kalkmıyor.

Taksicinin “para üstünü helal et” demesi, dine verdiği önemi gösteren hoş bir toplumsal deyim. “Helal olsun” diye karşılık verirsek güzeldir, toplum bağları güçlenir. Yoksa taksici uyanıklık edip bozuk çıkmadı oyununu oynadıysa, müşterinin o kısıtlı bilgisiyle hak helalinin önemi yok. Kararı herşeyi gören, bilen, yaratan Allah verir.

Neden bu konu toplumumuzda dini bir esas haline gelmiş? Çünkü yine “ne var herkes diyor”.

Toplumda yaygınlaşan bu kullanımlar, müdahale ederse düzeltilebilir. Ancak toplumun kültürel elitleri yok olduğundan, bunlara müdahale edecek kalmadı. Eskiden olsa, köklü bir aileden, derin bilgili biri, yüzyılların birikimiyle “öyle denmez” diye müdahale etse konu kapanırdı. Ancak 1950’de Latin harfleriyle basılan Hürriyet gazetesini okuyamayan yeni toplumda “öyle değil” diyecek yetkinlikte kimse kalmadı. Kaale dahi alınmayacak ne geçmişi ne geleceği olmayan kişiliksiz adamlar bilgi kaynağı gösterilmekte.

Hastalıklı “Kürt kadın” fıkrası patlatandan, karısının sabah akşam Türkleri aşağılayan antrenöre bayıldığını ilan edenden, dışkı yedim diye böbürlenen akademisyenden, Mashattan, Askeri Shop girişimcisinden, tatil sitesinin havuzunda yağlanıp güneşlenenlerin karşısına Atatürk büstü dikip altına İnternet’ten aslı olmayan vecize alıntılandırandan, Kul Hakkına girmenin en büyük günah olduğunu düşünen ilahiyatçıdan mutlaka bir şeyler çıkar.

Ama Kültürel Elit çıkmaz.

Bu nedenle yeni oluşan, sıfırdan oluşan toplumumuzun yeni kültürel elit tabakası oluşmalı, geçmişin kırıntıları da eklenerek bir toplum zihni oluşturmalıyız.

Ne yazık ki kültürel elit tabakanın oluşması nesiller alabiliyor.

Prof. Dr. Kutluk Özgüven

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Recent Posts

  • Gündem

SUDAN’I PARÇALAMA TEHLİKESİ

BAE DESTEKLİ GÜÇLERDEN SUDAN’A YENİ SALDIRILAR: HARTUM YENİDEN İHA’LARIN HEDEFİNDE Sudan’da savaş yeniden şiddetlenirken başkent…

2 saat ago
  • Genel

IRAK’TA YABANCI ASKER DÖNEMİ SONA ERİYOR

IRAK’TA YABANCI ASKER DÖNEMİ SONA ERİYOR: 30 EYLÜL KESİN TARİH Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Uluslararası…

3 saat ago
  • Genel

MÜSLÜMAN VEKİL ILHAN OMAR’DAN BÜYÜK ZAFER

TRUMP’IN HEDEFİNDEKİ MÜSLÜMAN VEKİL ILHAN OMAR’DAN BÜYÜK ZAFER ABD Başkanı Donald Trump’ın defalarca hedef aldığı…

3 saat ago
  • Genel

TIPTA DEVRİM YARATACAK PROJE

İNGİLTERE’DE TIPTA DEVRİM YARATACAK PROJE: HASTALARIN HÜCRELERİNDEN MİNİ ORGANLAR ÜRETİLECEK İngiltere, ilaç geliştirme ve hastalık…

4 saat ago
  • Gündem

Türkiye’nin Vergi Rekortmenleri Listesi

Türkiye’nin Vergi Rekortmenleri Listesi: Zirvedekiler ve Aradaki Büyük Farklar Gelir İdaresi Başkanlığı'nın verilerine göre açıklanan…

4 saat ago
  • Genel

Süleymancıların Lideri Alihan Kuriş’e Operasyon

Süleymancıların Lideri Alihan Kuriş'e Operasyon: 30 Gözaltı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Süleymancılar Cemaati…

6 saat ago