Makale

NECMETTİN NURSAÇAN HOCANIN EVLİLİĞİ ÜZERİNE

NECMETTİN NURSAÇAN HOCANIN EVLİLİĞİ ÜZERİNE

Geçen yıl hanımı vefat eden Nursaçan hoca, geçtiğimiz günlerde evlenmiş. Bu evliliği makul karşılayanların yanında abuk-sabuk yorumlar yaparak 85 yaşındaki hocaya, yaşından dolayı yakıştıramayanlar da vardı. Özellikle kemalist-laik kesim, pusuda bekliyormuş gibi bunu fırsata dönüştürüp bu evliliği hocaya pek yakıştıramadılar.

Herkes konuşsa bile, Uşak belediye başkanının 21 yaşındaki metresine, Ekrem İbanoğlu’nun kiraladığı jette yapılan fuhuşa, belediye çalışanının 16 yaşındaki kızına taciz mesajları atan CHP’li Giresun Görele belediye başkanına karşı gıkları çıkmayan bu laik-kemalist tayfanın, Necmettin hocanın resmi nikâhlı meşru evliliğine söz etme hakları yoktur, hadleri de değildir. Bu namus ve ahlak yoksunlarında utanma diye bir şey yok ki… Ar damarları çatlak.

Necmettin Nursaçan hocanın bu evliliği bana yıllar önce yaşadığım bir olayı hatırlattı. Onu sizinle paylaşmak istiyorum:

Yıllar önce Temmuz ayının ilk günlerinde resmî bir iş için Ankara’ya gitmiştim. Kızılay’daki Egemenlik parkında bir arkadaşımı bekliyordum. Arkadaşımın gelmesi gecikince beton kanepelerde oturma sürem de uzamıştı. Yanımda birkaç kişi ile beraber 70 yaşlarında bir bey de oturuyordu. Herkes kendi ikliminde düşünceler dünyasında yaşarken karşıdan gelen 60-65 yaşlarında bir bayan sessizliği bozarak:

– Merhaba, beni tanıdın mı? diye yanımdaki yaşlı beye yaklaştı ve sordu.

Çorum’un Alaca kazasından olduğunu tanışırken öğrendiğim 70’lik delikanlı:

Dur iyice bakayım hele diyerek kadıncağızı derin bir şekilde süzdü ama kadın fazla meraklandırmadan kendini tanıttı:

-Ben Şafak. Hani sen bize geldiğinde ben evde olmadığım için bulamadan birkaç defa geri gittiğin, bir defasında da ayaküstü görüştüğümüz Şafak’ım ben.

– Haa! Demek sen o’sun. Ne yaptın, kararını verdin mi?

– Vallahi ne yalan söyleyeyim, şu ilerden gidecektim vazgeçtim, bu istikametten geldim; belki seni görürüm diye… Evet, kararımı verdim. Allah şahit olsun ki, ben evleneceğim.

– Gerçekten ciddi misin? Kararın kesin mi?

Allah, oğlum kızım dedirtmesin. Şu anda kızımın yanından geliyorum. Ölüsünü göreyim, aç gittim aç geliyorum. Banka cüzdanım ondaydı onu aldım. Yarın bankadan aylığımı çekeceğim.

– Ne kadar alıyorsun?

– Üç ayda bir, üç teklik alıyorum.

– Yani otuz bin lira.

– Evet, o kadar işte.

– Demek evlenmeye kararlısın!

– Evet. Evlatlar hayırsız çıktı. Yalnızlık canıma tak etti.

– Ben de öyle. Oğlum-kızım yerinde sağ olsun. Hepsi evlenip çoluk-çocuk sahibi oldular. Yalnızlık beni de perişan ediyor. Fakat benim bir endişem var. Komşularına seni sordum; “O kadın evlendiği adamdan kısa süre sonra ayrılıyor” diyorlar.

– Hay Allah! Ben seni kandırsam bile Allah’ı kandırabilir miyim? Yarın ölüm var, hesap var. Eğer ben sana öyle yaparsam ya benim hesabım nice olur? Bu iş çocuk oyuncağı değil. Yemin ediyorum ölene kadar seninle beraber olacağım. Hastalığımızda birbirinize destek olacağız.

– Pekiyi ne zaman buluşalım?

-Yarın Salı. Parayı bankadan çekeyim, borçları ödeyeyim; seninle Çarşamba veya Perşembe günü buluşalım. Ama ben senin evini bilmiyorum.

Hayır, çarşamba geç olur. Ben senin borcunu öderim. Senin adına bankaya biraz para da yatırırım. Hemen şimdi gidelim.

– Hemen olur mu? Bak! Ayrıca ben senin çocuklarının yanında kalmak istemem. Ayrı ev tutman lazım. Resmî nikâh da istemem. Çünkü ölen kocamdan kalan maaşım kesilir.

– Tamam. Şartname yapar hoca nikâhı ile evleniriz. Ayrı da ev tutarım.”  diyerek 70’lik delikanlı,  65’lik gelin adayının elinden tutup yanımızdan uzaklaştı…

Olaya şahit olan bizler sadece arkalarından bakakaldık. Yanımdakiler; “Adam işini biliyor.” demekle yetindiler.

Evet, olay bu… Senaryo değil. Belki binlerce hayat gerçeğinden sadece biri… Yalnızlık ve eşsizlikten bunalan yaşlılarımızın dramı.

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde “her şeyi çift yarattığından” bahsediyor. Tabiatı gereği “çift olma” özelliğinde olan varlıkları eşinden koparırsanız çürümeye terkedersiniz. Rûhen yalnızlık girdabında çürür gider. İnsanoğlu da erkek ve dişisiyle bir bütündür. Biri olmadan diğeri hep yarımdır. Rasûlullah (sav); “Kadın erkeğin yarısıdır” derken bu gerçeği vurgulamıştır.

Evlatlar, eş ve çocuklarıyla kendi dünyalarını yaşarken, eşini kaybetmiş olan baba veya annelerin “yalnız dünyalarını”  anlayamıyorlar. Belki de o yaşta onların evlenme taleplerini yadırgıyorlar. Ama bu, fıtratın gereğidir. Hangi yaş gurubunda olursa olsun her insan eşiyle olmak ister. Belki evliliğin gençlik dönemlerinde “cinsellik” ağır basar ama yaşlılık döneminde “arkadaşlık”  üstün gelir. Anne-babalarına yaşlılıklarında arkadaşlık edemeyenler, onları anlayacak “arkadaş-eş”  bulmalıdırlar. O yaşlarda onların evlenme isteklerini çok görmemelidirler. Evlatlar, ne kadar iyi de baksalar, anne-babalar kendilerini onların yanında yine de yalnız hissederler. Hayat sadece, karın doyurma, kıyafetlerin yıkanması, ütülenmesi ve yatacak yer sağlanmasından ibaret değildir. Akşam oturumlarında bile yaşlılar yalnızlar. Hele bir de gece olup aile efradı odalarına çekilince bu yalnızlık çekilmez olur.

Bir defasında eşimi on günlüğüne sılayı rahim için İstanbul’a annesinin yanına göndermiştim. O günlerde oğlum, gelin ve torunlar gelmişlerdi. Evin içi cıvıl cıvıldı. Ama eşim gözümün önünde yoktu ve kendimi çok yalnız hissetmiştim. Onun için eşsiz yaşlıları çok iyi anlıyorum.

Herkesin kendine göre gidip gelecekleri yerleri, sohbet edecek konuları vardır. Yaşlıların her sözü ve yüksek tonlu hitapları batar. Gidecekleri yerlere götürmezler, “Evde otur, bizimle gelip ne yapacaksın?” derler. Öksürmesi, hapşırması, terlemesi, ilaçları, istekleri hatta yediği lokmalar bile göze batmaya başlar.

Bu yönüyle Nursaçan hocanın çocuklarını -ki onlardan biri İmam-Hatip lisesinde benim öğrencimdi- babalarının evlenmesiyle ilgili aldıkları karardan dolayı tebrik ediyorum. Babalarını, kendilerinden çok, nikâhlısı olan eşi daha iyi anlar. Allah mesut ve bahtiyar eylesin. Hocam laik-kemalistlerin sözlerine hiç takmasın. Onları ve dediklerini klozete atıp üstlerine sifonu çekerek lağım çukuruna göndersin.

Eskiler, “YÂRABBÎ! GENÇLİKTE KÖTÜ EVLİLİKTEN, İHTİYARLIKTA YALNIZLIKTAN SANA SIĞINIRIM” duasını hep yaparlarmış.

Aynı dua ve temennilerle…

Musab Seyithan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

View Comments

  • Allah razı olsun Musab Hocam. Muhterem Necmeddin Hocamızın İslam'a, şeriata hatta geleneklerimize de uygun olan evliliğini diline dolamak kimsenin haddi değildir. Çocuklarının bile karşı hakkı yoktur. Kaldı ki, evliliğe rızaları olduğunu zaten beyan ettiler. Kadın bir nebze yalnız yapabiliyor, erkek için çok zor. Bazen hanım şaka olarak bana: "Ben ölürsem ne yaparsın?" diye soruyor. Ben de şakayla karışık; "Evlenirim, ne yapacağım?" diyorum ve gülüşüyoruz. (Rabbim ona hayırlı uzun ömürler versin tabi ama) Hâlbuki ben bu konuda ciddiyim.

Recent Posts

  • Gündem

DÜNYADA SON 150 YIL İÇERİSİNDE MEYDANA GELEN EKONOMİK KRİZLER VE TÜRKİYE

DÜNYADA SON 150 YIL IÇERISINDE MEYDANA GELEN EKONOMIK KRIZLER VE TÜRKİYE Dünya genelinde son 150…

10 dakika ago
  • Gündem

Macron, Türkiye’den Ne İstiyor?

Macron, Türkiye’den Ne İstiyor? Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un dış politikadaki sert çıkışları ve Türkiye ile…

37 dakika ago
  • Makale

BİR KURBAN İÇİN BİR FİDAN, HAYATA CANDIR, NEFESTİR

BİR KURBAN İÇİN BİR FİDAN, HAYATA CANDIR, NEFESTİR. Kurban, yaklaşmaktır, yakınlaşmaktır, ama kime? Allah’a mı,…

52 dakika ago
  • Gündem

İNSAN: Anlamsızlığın İçinde Anlam Arayan Bir Varlık

İNSAN: Anlamsızlığın İçinde Anlam Arayan Bir Varlık İnsan sadece yaşayan bir varlık değil; niçin yaşadığını…

58 dakika ago
  • Makale

DÜŞÜNCENİN ONTOLOJİSİ VE İSLAMİ ZİHNİN YENİDEN İNŞASI

DÜŞÜNCENİN ONTOLOJİSİ VE İSLAMİ ZİHNİN YENİDEN İNŞASI Giriş: Düşüncenin Mahiyeti ve Tanımı Düşünce, salt bir…

1 saat ago
  • Gündem

Bilim Dünyasında Devrim: Yapay Böbrek Geliştirildi

Bilim Dünyasında Devrim: Tam İşlevli Yapay Böbrek Geliştirildi Bilim insanları, diyaliz ihtiyacını ortadan kaldıracak ve…

2 saat ago