
1933 yılında kurulan Betar örgütü, Filistin topraklarında Yahudi yerleşimlerinin yayılması ve nihayetinde bir Yahudi devleti kurulması hedefini benimsemiş bir harekettir. Siyonist Revisionizmin bir kolu olarak kurulan bu örgüt, “Betar” adını, Siyonist-Roma Savaşları sırasında direnişin sembolü olan Bar Kohba isyanına atfen kullanmıştır.
Betar, kuruluşundan itibaren militan bir yapıya sahip olmuştur. Örgütün temel amacı, genç Yahudi erkekleri askeri eğitimden geçirerek Filistin’deki Yahudi nüfusunu savunacak ve genişletecek bir güç oluşturmaktı. Bu eğitimler, genellikle askeri kamplarda gerçekleşiyor ve disiplinli bir şekilde Yahudi kimliğini ve askeri becerileri pekiştirmeyi hedefliyordu.
Betar örgütünün faaliyet alanı yalnızca Filistin’le sınırlı kalmadı. Örgüt, genç Yahudi erkekleri Filistin’e gönderip, “Müslüman kanı dökmek üzere” savaşmaya hazırlamak için dünya genelinde, Türkiye’nin de dahil olduğu pek çok ülkede kamplar ve eğitim merkezleri kurdu. Özellikle İstanbul’da, örgütün Filistin’e gönderilecek militanları yetiştirmek üzere gizlice faaliyet gösterdiği, tarihi kaynaklarda yer almaktadır. Bu durum, Türkiye topraklarının, Filistin’deki şiddet eylemlerini besleyen bir merkez haline geldiğini açıkça göstermektedir. Betar’ın Türkiye’deki faaliyetleri, bu coğrafyanın sadece bir geçiş noktası değil, aynı zamanda Filistin’deki çatışmanın bir parçası haline getirildiğinin de kanıtıdır.

Betar’ın faaliyetleri, özellikle 1930’ların sonları ve 1940’lar boyunca Filistin’de tırmanan gerginliklerle birlikte daha da radikalleşti. Örgüt, İrgun ve Lehi gibi diğer militan gruplarla işbirliği yaparak, Filistinliler ve İngiliz Manda yönetimi yetkililerine karşı şiddet eylemleri düzenledi.
Bu eylemler, genellikle sabotaj, bombalı saldırılar ve suikastları içeriyordu. Betar’ın bu tür eylemlere katılımı, Filistin’de bir şiddet sarmalının oluşmasına katkıda bulundu ve yerel halk arasında derin bir güvensizlik ve korku yarattı. Bu dönemde gerçekleştirilen saldırılar, birçok masum insanın hayatına mal oldu ve Filistin-Yahudi ilişkilerini onarılamaz bir şekilde zedeledi.

Bu şiddet ve revizyonist ideolojinin en önemli temsilcilerinden biri de, İsrail’in mevcut başbakanı Binyamin Netanyahu’nun babası Benzion Netanyahu‘dur. Benzion Netanyahu, sadece bir tarihçi değil, aynı zamanda Betar’ın yayın organı olan “Betar” gazetesinin de editörlüğünü yapmış ve revizyonist Siyonizmin militan kanadının en ateşli savunucularından biri olmuştur. Aile içinde nesilden nesile aktarılan bu ideolojik miras, Binyamin Netanyahu’nun siyasi kariyerinde ve Filistin politikalarında izlediği sert çizginin kökenlerini anlamak için kritik bir ipucudur.
İsrail devletinin 1948’de kurulmasıyla birlikte Betar örgütünün doğrudan askeri faaliyetleri sona erdi. Örgütün üyeleri, yeni kurulan İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) bünyesine katıldı veya siyasi alanda faaliyet göstermeye başladı. Ancak, Betar’ın ideolojik ve militan mirası, İsrail siyasetinin sağ kanadında ve yerleşimci hareketler arasında varlığını sürdürmektedir.
Bugün Betar, ağırlıklı olarak bir gençlik hareketi olarak varlığını sürdürmektedir. Faaliyetleri, liderlik eğitimi, Yahudi kimliğini güçlendirme ve İsrail’e destek gibi konulara odaklanmaktadır. Ancak, örgütün geçmişindeki şiddet ve militan eylemler, Filistinliler için bir travma ve İsrail’in kuruluş sürecindeki karanlık bir dönemin sembolü olmaya devam etmektedir.

Betar’ın geçmişi, yalnızca bir örgütün tarihi değil, aynı zamanda Filistin topraklarında yaşanan trajik bir çatışmanın da bir yansımasıdır. Şiddet ve nefret üzerine inşa edilen bir mirasın, bugün bile bölgede barışa ve adalete ulaşmayı nasıl zorlaştırdığını gözler önüne sermektedir.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube