
New START’ın Çöküşü ve Küresel Nükleer Denetimin Dağılması
1962 Küba Krizi’nden sonra inşa edilen nükleer silah denetim mimarisi, New START anlaşmasının sona ermesiyle birlikte fiilen çökmüş durumda. Yarım yüzyılı aşan silah kontrol süreci, büyük güçlerin jeopolitik hesapları uğruna adım adım tasfiye edildi. Bugün gelinen noktada ABD ile Rusya, ilk kez bağlayıcı hiçbir nükleer sınırlamaya tabi olmadan hareket edebilecek.
New START, stratejik nükleer silahları sınırlandırmakla kalmıyor, aynı zamanda karşılıklı denetim, veri paylaşımı ve öngörülebilirlik sağlayan bir güvenlik mekanizması sunuyordu. Anlaşma, savaş senaryolarında kullanılabilecek başlık sayılarını 1.550 ile sınırlayarak nükleer rekabeti kontrol altında tutmayı hedefliyordu. Bu çerçevenin ortadan kalkması, sayısal artıştan çok daha tehlikeli bir sonuç olan denetimsizliği doğurdu.
Rusya’nın 2023 yılında denetim mekanizmasını askıya alması, fiili olarak anlaşmayı işlevsiz hâle getirmişti. Buna rağmen Washington ve Moskova, sınırlamalara gönüllü olarak uyduklarını açıklayarak siyasi sorumluluk görüntüsü vermeyi tercih etti. Ancak bu beyanlar, hukuki bağlayıcılığı olmayan sözlü taahhütlerin ötesine geçmedi. Denetimsiz bir silah rejimi, şeffaflıktan yoksun bir güvenlik ortamı yarattı.
Anlaşmanın uzatılmaması, teknik bir zorunluluktan çok siyasi bir tercihin sonucu olarak öne çıkıyor. ABD tarafı, daha geniş kapsamlı ve Çin’i de içine alan yeni bir anlaşma hedefinden söz ediyor. Bu yaklaşım, mevcut çerçeveyi korumak yerine mükemmel çözüm arayışıyla tüm sistemi riske atan bir strateji olarak değerlendiriliyor. Rusya ise Ukrayna savaşı üzerinden anlaşmayı askıya alarak nükleer silahları açık biçimde pazarlık unsuru hâline getirdi.
Ortaya çıkan tablo, nükleer silahların caydırıcılık aracı olmaktan çıkarak siyasi baskı enstrümanına dönüştüğünü gösteriyor. Üstelik bu dönüşüm, Ukrayna’daki savaşın sürdüğü, Ortadoğu’da askeri gerilimin tırmandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Küresel krizlerin yoğunlaştığı bir aşamada nükleer denetimin ortadan kalkması, risk katsayısını dramatik biçimde yükseltiyor.
Uzmanlar kısa vadede ani bir nükleer başlık artışı beklemiyor. Bu tespit, tehlikenin hafife alınmasına yol açmamalı. Asıl risk, birkaç yıl içinde silahlanma yarışının yeniden ivme kazanması ve tarafların birbirinin kapasitesi hakkında güvenilir bilgiye sahip olmaması. Tarihsel deneyim, yanlış hesaplamaların nükleer çağda telafisi olmayan sonuçlar doğurduğunu defalarca gösterdi.
New START’ın sona ermesiyle birlikte sorun yalnızca ABD ve Rusya arasındaki dengeyle sınırlı kalmıyor. Çin’in hızla büyüyen nükleer kapasitesi, Hindistan ve Pakistan arasındaki kırılgan denge, Kuzey Kore’nin silah programı ve İsrail’in belirsizlik politikası, küresel ölçekte çok katmanlı bir nükleer güvensizlik ortamı yaratıyor.
Sonuç olarak bu gelişme, bir anlaşmanın bitişi olarak okunamaz. Bu süreç, nükleer silahların denetlenebilir bir tehdit olmaktan çıkarak kontrolsüz bir güç alanına dönüşmesinin somut göstergesi. Soğuk Savaş sonrası kurulan güvenlik mimarisi sessizce dağılırken, yerine konabilecek yeni bir çerçeveye dair ortada somut bir plan bulunmuyor. Dünya, nükleer silahların yeniden serbest kaldığı bir döneme giriyor.
Mirat Haber – YouTube
Netanyahu’dan Hz. İsa Heykeli Olayına Özür: “Derin Üzüntü Duydum” İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Lübnan’da bir…
BM Yetkilisinden Çarpıcı Çıkış: "Bu Parayla 87 Milyon İnsanı Kurtarabilirdik" Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler…
BALIK ETİNİN TAZE OLMASI GEREĞİ KUR’ÂN MUCİZESİDİR Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de bize Domuz eti yememiz…
Masada Barış mı, Sahada Savaş mı? Kritik Süreç Başladı ABD ile İran arasında yeniden müzakere…
Adalet Koridorlarında Yeni Dönem: Bakan Gürlek’ten Tavizsiz Kararlılık Mesajı: KİMSENİN GÖZÜNÜN YAŞINA BAKILMAYACAK! Adalet Bakanı…
SÖYLEYİN; NASIL İYİ OLAYIM? Dünyaya sormuşlar; nasılsın? Cevap çok iğneli; nasıl olayım, gecem de var…