Makale

OKULDA KATLİAM VE FOSİLLEŞMİŞ EĞİTİM SİSTEMİMİZ

OKULDA KATLİAM VE FOSİLLEŞMİŞ EĞİTİM SİSTEMİMİZ

Geçtiğimiz hafta Kahramanmaraş’ta, sekizi öğrenci ve biri öğretmen dokuz kişinin hayatını kaybettiği, 6’sı yoğun bakımda 13 kişinin yaralandığı, hepimizi yasa boğan öğrenci katliamı yaşandı. Saldırıyı düzenleyen 8’inci sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli’nin saldırıyı düzenlemesinin ardından intihar ettiği açıklandı.

Aile laik, seküler, kemalist, baba emekli emniyet müdürü, anne öğretmen. Akademik başarı tam… Laik eğitimi başımıza bela edenler bize: “Hayatınızdan İslam’ı Allah’ı, Peygamberi, Kur’an’ı, çıkarırsanız muasır medeniyet seviyesinde gençler elde edersiniz” dediler. Bu değerleri irtica olarak kabul ettirdiğinizde aldığınız ürün işte bu… Bu aile İslam’ı yaşayan bir aile olsaydı Türkiye’de Atatürkçü Düşünce derneğinden tutun, Türk Tabipler Birliğine varıncaya kadar çağdaş yaşamı destekleyen kemalist-laik çizgideki bütün dernek ve kuruluşlar “İşte İslamî terör” diye ayağa kalkmıştı… Şimdi gıkları çıkıyor mu? Olayı fırsata dönüştürerek İslamî renk tonu ağır basan ve okullarda bu gürûhun alışık olmadığı dini içerikli programlar yaptıran Milli Eğitim Bakanını istifaya çağıran gösteriler yapıyorlar. Sizi gidi pusuda bekleyen sırtlan sürüleri siziii… Sizi gidi leş kargaları siziiii… Hadin ordan…

Efendiler! “Eğitim, mikro planda çocukta şahsiyeti inşa faaliyeti, makro planda da yarınki cemiyeti kurma ameliyesidir.” İnsan kişiliğinin oluşmasında aileokulçevre üçlüsü etkilidir. Özellikle aile, birinci derecede önemli ve etkilidir. Çünkü çocuğun kişiliğinin üçte ikisi yedi yaşına kadar ailede oluşur. Geriye kalan üçte birlik kişilik gelişmesi de, okul ve çevrede tamamlanır. Yüce Allah, aile fertlerine sahip çıkmayı Kur’an’da birinci derecede biz velilere veriyor: “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyunuz!” (66/Tahrim:6). Ailede güçlü bir eğitim verilerek sağlam bir kişilik inşası gerçekleşmemiş olan çocuğun geleceği, okul ve topluma ihale edilecek olursa faturası acı olur.

Biz olaya İslam perspektifinden ve Müslümanca bakmak zorundayız. Bu açıdan baktığımızda, amacı; “Atatürk ilkelerine bağlı, laik ve çağdaş bir nesil yetiştirmek” olan bir Milli eğitim sisteminden; “Allah ve Rasûlü’ne bağlı, kula kulluktan uzak, bidat ve hurafeye bulanmamış, Ehl-i Sünnet çizgisinde bir Kur’an nesli” yetişmesini beklemek, akrepten bal yapmasını beklemek kadar beyhudedir. Yüzyıla yakındır bu eğitim sisteminin tezgâhından geçen bu toplumun azımsanamayacak kısmı da seküler dünya görüşüne sahiptir.

Neslinize sahip çıkmaz, ailede verilmesi gerekenleri vermez, sökülüp atılması gerekenleri zamanında söküp atmadan onların geleceğini okul ve topluma ihale ederseniz, fırtına biçmeyi beklemelisiniz. Çünkü toplum asit gibidir, içine aldığını kendine dönüştürür.

İnsan bulunduğu toprağın ürünüdür. Kişilerin, yaşadıkları çevrenin etkisi altında kalmaları gayet doğaldır. İslamî değerlerin yitirildiği ve beşerî ideolojilerin bağımlılarından oluşmuş bir çevrede yaşayanlar ve böyle bir ortam içinde dostluk bağı kuranlar, ciddi bir Müslüman olarak yaşayamazlar. Hayat rehberimiz olan Kur’an-ı Kerim, Mü’minlerin ancak gerçek Müslümanlarla kader birliği yapmalarını, samimi ilişkilerini onlarla sürdürmelerini şu şekilde öğütlemektedir:

Sizin dostunuz/yardımcınız ancak Allah’tır, O’nun Peygamberidir, Allah’ın emirlerine boyun eğici olarak namazı dosdoğru kılan ve zekâtı veren Mü’minlerdir”. (5/Maide:55).

Mü’min olarak yaşamak, Müslüman olarak can vermek isteyen her fert, bu ilahî düsturun rehberliğinde çevre oluşturmak zorundadır. Eğer Müslümanlar bu ayet ışığında yürümez, hayatlarının her safhasında gerçek Mü’minleri araştırmaz, sosyal, kültürel ve ekonomik münasebetlerini onlarla düzenlemezse, İslam nizamından en büyük tavizi vermiş, bu mukaddes düzeni yaşama imkânını büyük ölçüde yitirmiş olurlar. Bu konuda İmam Gazali şu tespitte bulunur: “Sürekli kâfirlerle oturup kalkanların, onlarla samimi dostluklar kuranların, zaman içerisinde kalpleri de onlara benzer.”

Öyleyse çevremizi gerçek Mü’minlerle kurma vazifemizi ciddiyetle yerine getirmediğimizde biz de bâtılla, ahlaksızlıkla, fert ve toplum haklarına tecavüzlerle şekillenmiş, sonucu elem ve ahiret azabı olan karanlık bir yaşantı içine sürükleniriz. Laik-kemalistler, “Müslümanları da görüyoruz” diye Marka Müslümanlarını misal gösterirler. Hâlbuki onlar, sû-i misaldir/kötü örnektir. Sû-i misal ise emsal olmaz.

Çocuklarımızı çevreleyen arkadaş grupları da çok önemlidir. Bir çocuk ve genç için arkadaş, vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Çocuğumuzun arkadaş ilişkilerini denetlemeliyiz. Arkadaşı iyi seçilememiş çocuk, her türlü sürprizlere açıktır. Çocuğun iyi veya kötü davranışları, büyük ölçüde arkadaş çevresinde oluşur. Çocuk, davranışlarının ve alışkanlıklarının büyük bir kısmını arkadaşından öğrenir. Çocuğu denetlemeyen ve onların geleceğini okullara ve topluma ihale eden anne ve babalar, dizlerini dövmeye ve gözyaşı dökmeye mahkûm olur. Bugünkü arkadaşlıklar sanal âlem üzerinden ve oyunlar vasıtasıyla kuruluyor. Anne-baba olarak çocuklarımızın hangi oyunları oynadığını iyi takip etmeliyiz.

Gençliğin bu gidişatı bize şu “çıplak uyarıyı” yapmakta ve demektedir ki; “İnsanların ve özellikle gençliğin kafa ve gönlünü aç bırakır, eğitim sisteminde devrim niteliğinde değişiklikler yapmaz, seküler inanç sistemini diri tutan kitaplarla onların kafa ve gönüllerini çaldırırsan, onlara yüzlerce km. metro ve bölünmüş yol, dünyanın en büyük hava limanı, iki kıtayı denizin altından birleştiren Marmaray, üçüncü, dördüncü, beşinci… Boğaz köprüsü ve daha neler neler yapsan yine senin arkanda durmaz. Bütün bu nimetlerden istifade eder fakat kafasını ve gönlünü kaptırdığı kemalist sisteme destek çıkar.

Öyleyse tekraren diyoruz ki, yanlış nesil imal eden bu fosilleşmiş eğitim sistemini, göstermelik müfredât değişiklikleriyle onararak ve pudralayarak, devrim niteliğinde yenilikler yapmadan, rotası yüz yıl önce belirlenmiş bu geminin bizi hedefimize götürmeyeceğini anlayalım. Bu zulüm düzeninin değiştirilmesi için yeni stratejiler ve metotlar geliştirelim. Bedel ödemeyi de göze alalım. Kefenimizi biraz da bu uğurda giyelim. Çünkü Rasûlullah’ın ifadesiyle “Kişi, hakkı söylemesi gereken yerde mutlaka hakkı söylemelidir. Bu onun ne ecelini öne alır, ne de kendisine ait rızıktan mahrum eder.(Beyhakî, Şu’abu’l İman, 7172). “Kim insanları kızdırma pahasına Allah’ın rızasını hedeflerse, insanların vereceği sıkıntıya karşı Allah ona yeter. Kim de Allah’ı kızdırma pahasına insanların rızasını hedeflerse Allah onu insanlara havale eder.” (Tirmizi, Zühd, 64, no 2414.)

Unutmayalım ki gençler, toplumun aynasıdır, bizi tercüme eder, bizi yansıtırlar. Hiçbir toplum, gençliğini başıboş; “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” şeklinde bırakamaz ve bırakmamalıdır.

Sözün özü şu ki; çocuklarımızı eğitirken “Zamanında ekilmesini gerekenleri, zamanında ekmek ve sökülüp atılması gerekenleri de zamanında söküp atmak” gerekir. Hangi yaş grubunda hangi bilgilerin verilmesi gerektiğini iyi tespit edip çocuğumuzun eğitimini sağlam temeller üzerine oturmalıyız. Şu gerçeği asla unutmayalım: Eğer ailede alınan eğitim, bilinçli ve güçlü ise, çocuk zararlı fikir ve alışkanlıklardan etkilenmez. Aksine başkalarını etkiler. Eğer ailede alınan eğitim zayıf ise, çocuk arkadaş grubu ve dış dünyadan mutlaka etkilenir.

Sonuç olarak deriz ki; Milli Eğitimde müfredattan önce 5816 sayılı koruma kanununu kaldırarak eğitimimizin üzerindeki kemalist sultaya son vermedikçe,  devlet gemisinin rotasını da laisizmden İslam’a doğru kırmadıkça ve müfredatı da kemalist-laik kuşatmadan kurtarıp gençlerimizin KAFASINI, KALBİNİ ve KARNINI aynı seviyede hedefleyen, içi İslam ve İrfanla dolu bir eğitim sistemi oluşturmadıkça, firavunun piramitlerine taş taşımaya devam edeceğiz demektir.

Ancak bütün bu icraatlar, “Buna CHP ne der?” korkusuna kapılmadan, hayatının merkezine, “Allah ne der”i yerleştirenlerce yapılabilir. Dolayısıyla sosyal hayatta “El âlem ne der?”, siyasi hayatta da “CHP ne der?” putunu kırıp, her alanda “Allah ne der?” inancını hâkim kılmadıkça Müslümanca bir tavır ortaya konulamaz. Allah’ın yardımı da ancak bu putları kıranlara olacaktır. Gerisi boş lakırtı.

Musab Seyithan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Recent Posts

  • Gündem

Masada Barış mı, Sahada Savaş mı? Kritik Süreç Başladı

Masada Barış mı, Sahada Savaş mı? Kritik Süreç Başladı ABD ile İran arasında yeniden müzakere…

4 dakika ago
  • Gündem

Bakan Gürlek’ten Tavizsiz Kararlılık Mesajı

Adalet Koridorlarında Yeni Dönem: Bakan Gürlek’ten Tavizsiz Kararlılık Mesajı: KİMSENİN GÖZÜNÜN YAŞINA BAKILMAYACAK!  Adalet Bakanı…

37 dakika ago
  • Makale

SÖYLEYİN; NASIL İYİ OLAYIM?

SÖYLEYİN; NASIL İYİ OLAYIM? Dünyaya sormuşlar; nasılsın? Cevap çok iğneli; nasıl olayım, gecem de var…

1 saat ago
  • Makale

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Okul katliamları bağlamında ve eğitimde süren sorunlar nedeniyle mevcut Milli Eğitim Bakanımıza…

2 saat ago
  • Gündem

Erkekle Kadın Arasında Arkadaşlık Olmaz

Rus Öğretmenin Arkadaşlık Yorumu: “Erkekle Kadın Arasında Arkadaşlık Olmaz” Sosyal medyada son günlerin en çok…

2 saat ago
  • Gündem

İMAM HATİP ÖĞRENCİLERİNDEN FİDAN BAĞIŞINA BÜYÜK DESTEK

İMAM HATİP ÖĞRENCİLERİNDEN FİDAN BAĞIŞINA BÜYÜK DESTEK İstanbul  Çekmeköy Kaymakamlığı, Çekmeköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü,…

2 saat ago