islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,3794
EURO
54,0536
ALTIN
6.160,00
BIST
13.687,86
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Açık
29°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C

ORGAN HIRSIZI SİYONİ

ORGAN HIRSIZI SİYONİ
23/07/2026 14:34
A+
A-

ORGAN HIRSIZI SİYONİ

Allah’tan korkmayandan kork.

Bundan yıllar, asırlar önce İslam’ı bize miras bırakan ilk nesil var ya, onlar adeta Kudüs’teki, Gazze’deki mücadele yerlerini anımsatırcasına öylesine zor bir hayatın içindeydiler ki, o kadar ölümün, işkencenin her türlüsüne muhatap olmuşlardı da o zaman o altın nesil, ilk nesil, Ashab-ı Nebi, Hatem-i Nebi’ye gelerek, “Ey Allah’ın Resulü, nedir bu çektiğimiz? Nedir bu hal? Bu bitmeyecek mi?” dediklerinde, bu tür durumlarla muhatap olan Nebi Aleyhisselam onlara, “Ey Ashab-ı Güzin, sizden önce önceki nebilerle birlikte mücadele eden öyle topluluklar vardı ki düşmanlar, zalimler, şeytanın askerleri, o günün Siyonileri, o günün faşistleri, emperyalistleri o insanlara öyle işkenceler etmişlerdi ki adeta onların etlerini kemiklerinden demir taraklarla ayırmışlardı. Canlı canlı. Evet, yine de davalarından vazgeçmemişlerdi.

İşte o altın nesil, Ashab-ı Güzin, o dönemin Siyonilerinden, o dönemin darbecilerinden, cuntacılarından, faşistlerinden, Siyonistlerinden, emperyalistlerinden o kadar çekmişlerdi ki her türlü çile, işkence, ambargo, aç bırakma, kuşatma, ölümün ve işkencenin, zorbalığın her türlüsü onlara uygulanmıştı da onlar Hatem-i Nebi’ye gelip, “Ey Allah’ın Resulü, bu çile ne zaman bitecek? Bu insanlık ne zaman buna kulak verecek, el atacak?” dedikleri ve vazgeçmedikleri zaman gibi, aynen bugün Gazze’de, Kudüs’te o kutsal araziyi şeytana karşı, Siyonizme karşı savunan, muhafaza eden Gazzeliler, Kudüslüler de vazgeçmedi. Onlar gibi o gün de Ashab-ı Güzin, Nebi Aleyhisselam’a bu tür dert arz etmek üzere geldiklerinde, Nebi Aleyhisselam, “İşte bakın, Nuh Nebi gibi, İbrahim Nebi gibi, Musa Nebi gibi, İsa Nebi gibi bu mücadele yıllardır veriliyor ve onlarla beraber olan ashab, birlikte olan tayfa öyle sıkıntılarla karşılaştı ki adeta demir taraklarla etleri kemiklerinden tarandı. Canlı canlı derileri tarandı. Demir taraklarla da onlar bu davadan vazgeçmediler.”

Onlar asla Kudüs’ü, kutsalı, hakikati savunmaktan ve Siyonilere, zalimlere, sömürgecilere, cuntacılara, darbecilere karşı durmaktan vazgeçmediler. Onlar Allah’ı ve Resulü’nü yalnız bırakmadılar. Tabii ki Allah da onları… Onlar davasından vazgeçmedi. Bu davanın özelliği budur. Kahramanlık tek başına kahraman.

Tek başına dünyaya bedel. Ve işte bu cevabı alan o güzide ashab da bir şekilde serzeniş göstermeden yoluna devam etti ve nur topu gibi Medine’de, Mekke çilesinden sonra Medine’de nur topu gibi bir İslam devleti tesis ettiler. Nihayetinde yıllar önce nasıl Kudüs fethedildiyse, bugün de o direnen Gazzeliler inşallah Kudüs’lerine, kendi ülkelerine ve kendi dinleriyle zulmedilmeden, baskılanmadan, öldürülmeden, aç bırakılmadan yaşam haklarına kavuşacaklar diyoruz.

Bugün aynı şekilde bakın, orada da insanların Gazze’de, Kudüs’te canlı canlı derileri kemiklerinden, bedenlerinden taranıyor. Ve canlı canlı anestezisiz ameliyat olmak zorunda kalıyorlar. Ve açlıktan, sıcaktan, susuzluktan ölümle pençeleşiyorlar.

Zaten yıllardır oraya yağdırılan bombalar işin cabası. Şu anda da susuzluk ve sıcak ve onlar demir taraklarla tarandığı gibi geçmiş nesiller. Onlar da bugün aynı çileyle karşı karşıyalar maalesef.

Ve nasıl nebiler zamanında o ashab, insanların duyarsızlığından, fütursuzluğundan şikayetçiydiyse, bugün de Gazzeliler, Kudüslüler üç yıldır, hatta yüz yıldır, “İnsanlık nerede? İnsanlık nerede? Kendisini İslam’a, imana, emniyete nispet edenler nerede?” diye bir serzeniş ve bir haykırış içindeler.

Ve şu anda Siyonist anlayış organ nakline sıcak bakmasa bile, şu anda organ bankası açısından dünyanın en zengin organ bankası, hatta daha da en zengin deri bankası İsrail’de. Bunlar kendileri organ nakline sıcak bakmamalarına rağmen dünyanın en zengin bankası niye orada dersiniz? İşte Gazzelilerin, Kudüslülerin hem o cilt organlarını hem bütün organlarını çalıyorlar.

Ve yaralılardan ameliyat bahanesiyle hem de anestezi yapmadan, şartlar müsaitken bile, onların organlarını canlı canlı çalıyorlar. Hele ki o on yıllardır on binlerce Siyonist hapishanelerdeki o insanlar da, maalesef onların da organları çalınıyor ve ölümle pençeleşiyorlar. İşte böyle bir zulüm devam ediyorken ve oradaki insanlar da buna isyan ediyorken, şu anda biz Türkiye dahil, sözde İslam ülkeleri dahil, dünya Siyonilere bir türlü destek vermeye, onlarla ticareti yaparak veya onların dövizini, dolarını alarak bir şekilde onlara destek oluyorlar.

Ama maalesef ki maalesef, şu Kudüslü, Gazzeli mazlumlara, mağdurlara el uzatan, dahası Siyonizme karşı duran çok az.

Rabbii Dr. Mehmet Arslan
Rabbiyat Araştırma Merkezi
Rabbiyatçı Akademisyen, Yazar

Mirat Haber – YouTube

 

ETİKETLER: GAZZE, kudüs, Siyonizm
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.