EDİTÖRDEN

Oruçla İç Dünyamıza Seyahat

Geçen haftaki yazımızın son cümlesi şöyleydi: “Sâimûn: oruç tutanlar” olmakla iç âlemimize, “ötelere” doğru kutlu bir seyahate çıkarak “sâihûn: seyahat edenler” de oluruz. Bu manevi yolculukta şaşmaz kılavuzumuz ise Kur’ân-ı Kerim’dir.

Bugünkü yazımızda; fıtratımızı, özümüzü, kimliğimizi, kişiliğimizi yeniden keşfetmemize kapı aralayan bu manevi keşif yolculuğunun yani “ötelere seyahat”in ne olduğunu anlamaya çalışalım.

Kur’ân-ı Kerim’de seyahat kavramı, aynı kökten türeyen “sâihûn (seyahat eden erkekler) (Tevbe, 9/112)  ve “sâihât (seyahat eden kadınlar) (Tahrim, 66/5) olarak da karşımıza çıkar ki, bu kelime daha çok mecazî anlamıyla “oruç tutan erkekler/kadınlar” şeklinde anlaşılmıştır.

Bu bağlamda müfessir Muhammed Esed, Kur’ân Mesajı’nda Tevbe suresinin 112. âyetini tefsir ederken şu açıklamayı yapar:

‘Müfessirlerin çoğu sâihûn (lafzen, “gezginler/seyyahlar”) tabirine sâimûn yani, “oruç tutanlar” anlamını vermişlerdir; bu görüşü ileri sürerken, oruç tutan kimsenin de, tıpkı gezginler gibi kendisini geçici olarak dünya nimetlerinden, dünyevî tadımlardan geri tuttuğu düşüncesinden hareket etmişlerdir (Râzî’nin, Süfyân bin ‘Uyeyne’den aktardığına göre). Bu müfessirlerin siyâha (“gezginlik/seyyahlık”) terimiyle sıyâm (“oruç”) arasında kurdukları bu mecazî özdeşliği sâihûn teriminin, yukarıdaki anlam örgüsü içinde, muhtelif sahabeler ve onların bazı erken ardılları tarafından da böylece tefsir edilmiş olmasına dayandırdıklarını belirtmeliyiz (bkz. Taberî).

Diğer bazı otoriteler ise (ör. Râzî’nin kaydettiği kadarıyla Ebû Müslim), terimin orijinal anlamını (lügat anlamını) tercih ederek onu az çok muhâcirûn (‘zulüm ve kötülüğün egemen olduğu diyarı terk edenler’) teriminin eş anlamlısı olarak tefsir etmişlerdir. Bize kalırsa, sâihûn ifadesi için kullanılabilecek en iyi karşılık “[Allah’ın hoşnutluğunu aramaya] durmaksızın devam edenler” şeklinde olanıdır ki, böylece “siyâha” teriminin hem lügat hem de mecazî çağrışımları oldukça geniş bir anlam alanı içinde birleştirilmiş de oluyor.’

Müfessir Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır ise, Hak Dini Kur’ân Dili’nde sâihûn terimini ‘oruç tutanlar’ olarak açıklarken, Peygamberimizin (s.a), “Ümmetimin seyahati oruçtur.” hadis-i şerifine yer vererek; Abdullah bin Mesud’dan, Abdullah bin Abbas’dan, Hz. Aişe’den, Ebu Hureyre’den ve daha başkalarından (Allah onlardan razı olsun) rivayet yoluyla gelen tefsirin bu olduğunu söyler. Ona göre, orucun iki bakımdan seyahate benzerliği vardır:

‘Birisi; seyahat eden kimse, işin icabı olarak gerek yiyip içmek, gerek dinlenmek ve daha başka nefsinin istekleri hususunda tutumlu davranmak ve bazı sıkıntılara katlanmak zorunda kalır. Oruç tutmak da insanı nefsani arzulardan uzak tutmak açısından çok önemli bir yolculuğa benzer.

Diğeri ise; seyahat, insanın görmediği, bilmediği bir takım şeylerle karşılaşmasına vesile olan bir dış dünya yolculuğudur. Bunun gibi, oruç da insanın kendi iç dünyasında gizli kalmış bir takım özelliklerin tanınmasına, mülk ve melekût âleminin bir takım sırlarına vakıf olmasına vesile olur. Seyahat bir bedenî riyazet olduğu gibi oruç da bir ruhî riyâzet ve seyahattir…’ (A.Yıldız, Oruç Ötelere Seyahat)

Doğrusu, kendimizi dış dünyadan büyük oranda yalıtmak zorunda kaldığımız şu “korona günleri”, iç dünyamıza yönelik ruhi bir riyazet ve seyahat için muhteşem bir fırsattır.

Riyâzet; ‘nefsi eğitmek için onu bir takım tabii ve meşru arzularından mahrum etmeyi’ ifade eder. Oruç da, bu bağlamda kendimizi kendi irademizle ve sadece Allah rızası için nefsi arzularımızdan uzak tuttuğumuz tam bir iradi riyazet olarak karşımıza çıkar.

İmdi, yeme, içme ve cinsellik gibi arzularının neredeyse kulu olup nefislerini putlaştırma eğilimine girenler, ancak oruç gibi muhteşem bir iradi riyazet sayesinde esaret zincirlerini ve prangalarını kırıp iç âlemlerine (“ötelere”) doğru kutlu bir yolculuğa çıkabilirler. Tekrar vurgulayalım ki, insanın bu manevi keşif yolculuğunda yegâne kılavuzu elbette Kur’ân olacaktır. Zira ancak o şaşmaz hidayet rehberi, hidayetin açıklamaları ve hakkı batıldan ayıran Furkân’dır (Bakara 2/18) insana “kendini” de, “Rabbini” de tanıtacak olan. “Kendini tanıyan” ise “Rabbini tanıyacak” ve varoluş amacına ulaşacaktır, vesselâm.

***

TAZİYE: Peygamber âşığı, Namaz gönüllüsü, “yürek adam” ÖMER DÖNGELOĞLU Hocamıza Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı Cennet olsun.

Abdullah YILDIZ

Recent Posts

  • Gündem

Erbakan’ın Yakın Korumasından Çarpıcı İddia

Erbakan'ın Yakın Koruması Abdurrahman Akyüz: "Hocamız AK Parti'yi Destekliyordu"   Merhum Başbakan Necmettin Erbakan'ın uzun…

2 saat ago
  • Gündem

Yunan Siyasetçi Kyrtsos’tan Atina’ya Sert İsrail Uyarısı

Yunan Siyasetçi Kyrtsos'tan Atina'ya Sert İsrail Uyarısı: "Katillerle Savunma İttifakı Olamaz" Yunanistan siyasetinin deneyimli isimlerinden…

3 saat ago
  • manşet

KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR!

KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…

4 saat ago
  • Gündem

Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki

Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki: "Bizi Gazze’deki Mücahitler Temsil Ediyor" Batı…

4 saat ago
  • Gündem

Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı

Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…

5 saat ago
  • Makale

250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE

250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…

5 saat ago