Gündem

Peki, Galatasaray ve Fenerbahçe Kazansaydı Ne Olacaktı?

Peki, Galatasaray ve Fenerbahçe Kazansaydı Ne Olacaktı?

Galatasaray‘ın Barcelona, Fenerbahçe‘nin Aston Villa karşısında aldığı ağır mağlubiyetler, Türk futbolunun yıllardır çözülemeyen sorunlarını yeniden gündeme taşıdı. Milyonlarca avronun harcandığı transferler, dünyaca ünlü futbolcular ve büyük başarı vaatleri… Peki, bütün bunların karşılığında ne elde ediyoruz?

Asıl üzerinde durmamız gereken soru belki de budur.

Türk futbolunun en önemli sorunlarından biri, yabancı futbolcuya duyulan hayranlık ve kendi evlatlarımıza yeterince güvenilmemesidir. Geçmişte büyük isimler yapmış, kariyerlerinin son dönemine yaklaşmış futbolculara servetler ödenirken bu ülkenin genç yetenekleri çoğu zaman forma bekliyor. Oysa aynı kaynaklar altyapıya, eğitime, tesislere ve gençlerin yetişmesine ayrılabilir.

Fakat meseleyi yalnızca futbol yönetimiyle sınırlı tutamayız. Bu paralar nereden geliyor ve nereye gidiyor?

Kulüplerin transfer harcamaları; taraftarların desteği, yayın gelirleri, sponsorluklar ve ticari faaliyetlerle oluşan büyük bir ekonomik düzenin parçasıdır. Bu kaynakların önemli bir bölümünün yabancı futbolculara, menajerlere ve yurt dışındaki kulüplere aktarılması karşısında, ülkemizin ekonomik ve toplumsal önceliklerini de düşünmek zorundayız.

Elbette futbola yapılan her harcamayı israf sayamayız. Sporun toplumsal faydası, gençlerin sağlıklı gelişimine katkısı ve ekonomik boyutu vardır. Ancak milyonlarca avronun bir futbolcunun transferi veya yüksek maaşı için kolayca gözden çıkarıldığı bir ortamda, geçim sıkıntısı çeken aileleri, imkân bekleyen gençleri ve yardım eli uzatılmayı bekleyen insanları hatırlamamak mümkün mü?

Kur’an-ı Kerim, “Yiyin, için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez” buyuruyor. (A’râf, 7/31)

Buradan hareketle sorulması gereken, futbolun gereksiz olup olmadığı değil; harcanan kaynakların ölçüsü, amacı ve topluma sağladığı faydadır.

Bir tarafta yıldız futbolculara ödenen milyonlar, diğer tarafta eğitim imkânı bulamayan çocuklar… Bir tarafta transfer bütçeleri, diğer tarafta geçim mücadelesi veren aileler…

İnsanların eğlenmeye, spor yapmaya ve takımlarını desteklemeye hakkı var. Ancak hiçbir eğlence, toplumsal sorumluluklarımızı unutturacak kadar büyümemeli. Kulüplerin başarı arzusu da sınırsız harcamaların gerekçesi hâline gelmemeli.

Türk futbolunun gerçek başarısı, yalnızca Avrupa’dan yıldız futbolcu getirmekle ölçülmemelidir. Kendi gençlerimizi yetiştirebildiğimiz, kaynaklarımızı ülkemizde değerlendirebildiğimiz ve sportif başarıyı mali sorumlulukla birleştirebildiğimiz zaman gerçek bir çıkıştan söz edebiliriz.

Belki de artık şu soruyu sormanın vakti gelmiştir: Bir futbolcunun transferine harcanan milyonlar, bu ülkenin gençlerine ve ihtiyaç sahiplerine daha fazla imkân sunmak için değerlendirilemez mi?

Mesele futbolu küçümsemek değil; futbolun, hayatın ve toplumsal sorumluluklarımızın önüne geçmesine itiraz etmektir.

Peki, Galatasaray ve Fenerbahçe Kazansaydı Ne Olacaktı?

Peki, Galatasaray ve Fenerbahçe kazansaydı ne olacaktı? Milyonlarca insan sevinecek, sokaklarda sevinç gösterileri yapılacak, gazeteler zafer manşetleri atacaktı. Peki, birkaç gün sonra ne değişecekti? Geçim sıkıntısı çeken ailelerin sorunları çözülecek, işsiz gençler iş bulacak, ihtiyaç sahiplerinin derdi bitecek miydi?

Elbette hayır! Hayat bütün gerçekliğiyle devam edecekti.

Futbol sevinci elbette yaşanabilir. Ancak geçici heyecanları hayatın merkezine koyup gerçek sorumluluklarımızı unutmamalıyız. Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle, “Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d, 13/28)

Galatasaray ve Fenerbahçe kazansaydı sevinecektik. Peki, bu sevinç geçtikten sonra geriye ne kalacaktı?

Belki de asıl zafer, milyonlarca avroyu yalnızca geçici heyecanlara değil, gençlerimizin geleceğine ve toplumun ihtiyaçlarına da katkı sağlayacak biçimde değerlendirebilmektir. Çünkü gerçek mutluluk, yalnızca kazanmakta değil, hayatı anlamlı kılmakta ve iyiliği çoğaltmaktadır.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Recent Posts

  • Makale

CAHİLİYEYİ YAŞARKEN KENDİMİZİ NASIL DOĞRU YOLDA GÖREBİLİYORUZ?

CAHİLİYEYİ YAŞARKEN KENDİMİZİ NASIL DOĞRU YOLDA GÖREBİLİYORUZ? Kur’an’ın uyardığı yanlışlar hayatımızda varlığını sürdürürken, doğru yolda…

11 dakika ago
  • Gündem

ARJANTİN’NİN YAHUDİ BAŞKANI: JAVİER MİLEİ

ARJANTİN'DE MİLEİ YÖNETİMİNDEN ABD VE İSRAİL'E BÜYÜK TAVİZLER PATAGONYA ORMANLARI VE PEŞKEŞ ÇEKİLDİ Arjantin’de devlet…

21 dakika ago
  • Gündem

SOSYAL MEDYADAN SEÇTİKLERİMİZ “Komada Bir Ümmet Can Çekişiyor”

SOSYAL MEDYADAN SEÇTİKLERİMİZ "Komada Bir Ümmet Can Çekişiyor" VİDEO YORUM Bir zamanlar ezanla dirilen, secdeyle…

41 dakika ago
  • Genel

Kadirov Rejiminin Müftüsü, Salah Mezhiev

DÜN ESED’E DESTEK VEREN ''KADİROV’UN'' MÜFTÜSÜ ŞAM’DA Kadirov rejiminin Müftüsü Salah Mezhiev’in Şam’da Suriye Diyanet…

1 saat ago
  • Makale

TEVBENİN MAHİYETİ, ŞARTLARI VE MÜMİNİN HAYATINDAKİ YANSIMALARI

TEVBENİN MAHİYETİ, ŞARTLARI VE MÜMİNİN HAYATINDAKİ YANSIMALARI 1. Tevbe Nedir, Ne Zaman Yapılmalıdır? Tevbe, insanın…

1 saat ago
  • Genel

ÖLÜMLÜ BİR İLAH OLARAK MODERN DEVLET: LAİK VE SEKÜLER İKTİDARLARIN MUTLAK GÜCÜ

ÖLÜMLÜ BİR İLAH OLARAK MODERN DEVLET: LAİK VE SEKÜLER İKTİDARLARIN MUTLAK GÜCÜ Modernleşme dalgasının yeryüzünü…

2 saat ago