
Eleştiri İslam Açısından Sistemsel Olmalı
RECEP TAYYİP GİDER İŞLER DÜZELİR/ BU MU MUHALEFET?
Aşağıda sunulan metinden İsmail MÜFTÜOĞLU ağabeyin birbirini tekrarlayan onlarca eleştirisinden birini daha okuyoruz. Okuyucularımızı bu eleştiri ile baş başa bırakmadan önce diyeceklerimiz var, sunalım:
ERDOĞAN’I DIŞLAMADIĞIMIZ DOĞRU
Bizim Recep Tayyip Kardeşimizi dışlamadığımız doğrudur. Ama acımaksızın eleştirdiğimiz de bir vakıadır.
Ülkemizde ana sorun şahıslar değil sistemdir. Nitekim İsmail ağabey de bunu doğrulamakta bize dayatıldığını ileri sürdüğü Cumhurbaşkanlığı sistemi ile de örneklendirmektedir.
KANLI KEMALİZM BU GÜN DE İKTİDARDADIR
Günümüzde bile Kemalizm iktidardadır. Kanlı olarak yapılan devrimlerle ülkemizin hali ve geleceği karartılmıştır. Milletimiz Osmanlının son döneminden bu yana Batı’nın etkisi ve yönlendirmesi altındadır.
Maddeci eğitim sistemi egemendir. Hukuki hayatımız inançlarımız ve kültürümüzle çatışmalıdır. Ekonomi dışla bağlantılı olup para ve faiz sömürüsü altındandır. Diyanet ve ilahiyatlar bile jakoben laiklikle çevrelenmiştir. İnsanımız çürütülmüştür.
ÜLKEMİZDE DÜZGÜN OLAN NE VARDI?
Recep Tayyip ve Cumhurbaşkanlığı sistemi gelmeden önce Ülkemizde düzgün olan ne vardı? Eğri oturup doğru konuşalım.
Erbakan hocamız bir değerdi. Tamam, ama içte birliği ve dışta geldiği iktidarı koruyabildi mi?
Koruyamazdı. Çünkü Türkiye, adliyeden üniversitelere, ordudan sivil örgütlere, mili eğitimden güzel sanatlara kadar bir buçuk asırdır manen işgal altında.
Ülkemiz öteden beri taklitçi ve borçlu. Borçlarımızın -faizleri bile alınan yeni borçlarla kapatılabilecek şekilde- katlandığı doğru. Dünyamızın göz ardı edilemeyecek baskıcı gerçekleri de ortada. Yer yer verilen dış politika ödünleri de malum.
Buna rağmen Ülkemizde güzel şeyler de oldu. Ordu sınırlarına çekildi, altyapı ve savunma sanayi gelişti. Daha özgür ortamlar oluştu.
RECEP TAYYİP GİDERSE NE DEĞİŞECEK?
İsmail ağabeye soralım. Recep Tayyip beye haddini bildirelim ve alaşağı edelim, tamam da, ülkemizde yönetime talip kadrolar belli. CHP gibi ruhumuza yabancı olanları çıkalım.
Fatih Erbakan mı, Ali Babacan mı, Ahmet Davudoğlu mu, Abdullah Gül mü, İsmail Müftüoğlu mu? Bu kardeşlerimizin her biri bir değer, ama bir araya gelmekten bile aciz. Hangi siyasiler ve bürokrasi ile ortaklık yapılarak Ülke yönetilecek? Hem hangi sistem çizgisinde yönetilecek? Ortada alternatif sistem var mı? Kaldı ki sorun kişisel değil sistemsel.
TEK ALTERNATİF İSLAM’DIR
Bu ebter Batıcı düzene alternatif olabilecek tek yapı İslam’dır. Peki Ülkemizde İslam’ı bir hayat ve devlet düzeni olarak algılayabilen kaç kişi var?
Recep Tayyip Kardeşimiz ile nikâhlı değiliz. Boşarız biter. Sonrası ne olacak?
Bize düşen şahısları yüceltmek veya yermek değil, sistemle hesaplaşmak olmalıdır.
Bundan böyle ne Erdoğan’ın ne de başkalarının “Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda” ? yapabileceği hiçbir şey yoktur. İsmail ağabey de yanılıp yanılmasın.
“İSMAİL MÜFTÜOĞLU’NUN ELEŞTİRİSİ
Ülkemizde Başkanlık Sistemine geçilmeden önce, CIA’nın Ankara büro şefi Paul Henze, 2006 yılında Beyaz Saray’a sunduğu raporda, aynen şöyle diyor: “Türkiye’nin bu şekliyle Amerikan politikalarının yanında olacağından emin olamayız.
Ülkeyi kuranlar denetim mekanizmasını çok sıkı tutmuşlar. Hükümeti ikna ettiğimizde Meclis, Meclisi ikna ettiğimizde ordu, orduyu ikna ettiğimizde yargı karşımıza çıkıyor.
Eğer Amerikan çıkarı Türkiye’de bir federal devlet kurulması ise mutlaka ve öncelikle yargı, ordu, Meclis ve hükümeti tek elde toplayan Başkanlık rejimine geçilmelidir.
Bir kişiyi ikna etmek, birbirini denetleyen yapıyı ikna etmekten çok daha kolay olacaktır. Eğer o bir kişi Amerikan çıkarlarına yardım etmek konusunda tereddüt ederse, bir kişi üzerine kurulmuş yapıyı yıkmak Amerika için sorun olmaz.”
Bu rapordan sonra ne yazık ki ülkemizde siyasi hareketlenme başlıyor. 16 Nisan 2017 tarihinde referanduma gidiliyor. Arkasından 24 Haziran 2018 tarihinde ülkede seçim yapılıyor. 9 Temmuz 2018 tarihinde Sayın Tayyip Erdoğan ilk defa Başkan olarak yemin ediyor ve ülkemizde Başkanlık sistemi uygulamasına geçiliyor. Böylece ABD’nin talimatına uyuluyor.
Tarihlere baktığımızda olayın nasıl kurgulandığını görüyoruz. Maalesef başkanlık sistemine geçilmesini isteyen milletimiz değil, ABD yönetimi olmuştur. Zira parlamenter sistemde Amerika’nın istekleri bu kadar kolay realize edilemezdi. Çünkü Anayasamızda aşılması zor olan Anayasal kuruluşlar vardı. Bu kuruluşların beli kırılmadan ABD’nin istekleri kolay kolay yerine getirilemezdi.
Ama gördüğümüz manzara, ‘Başkanlık Sistemi’ne geçildikten sonra ABD’nin ülkemiz üzerindeki baskıları ziyadeleşmiştir. Zira ABD hem dış politikamıza, hem de iç politikamıza müdahil olmaktadır. Nitekim ülkemizin hudutlarını korumaya yönelik askeri harekâtlarımızı durdurmak için Güneydoğu’da PYD gibi terörist bir yapıyı kurdurmuş ve böylece mani olmaya çalışmaktadır.
Suriye meselesinde de yakamızı serbest bırakmamaktadır. Maalesef bizimkiler de bir nevi ABD’den talimat beklemektedir. Oysa ABD Suriye için planlarını tamamlamış ve Suriye’yi üçe bölecek veya böldürecektir. ABD’de bu plan eskiden beri vardır. Onun için bizim Suriye’de ABD’nin müsaade etmeyeceği bir çözümümüz olabilir mi? Son 20 sene içinde, bugüne kadar ABD, Türkiye’den istediği her şeyi almıştır. Çünkü Başkanlık Sistemini ABD istedi, bizler de realize ettik.
Bu hal, şahsiyetli dış politika anlayışını terk ettiğimiz için başımıza gelmektedir. Onun için dış politikada sözümüz geçmiyor, sadece oyalayıcı gezilerle kendimizi tatmin etmeye çalışıyoruz. Yalnızca slogan atıyor, derde deva girişimlerimiz maalesef olmuyor. “
İç politikamızda hilafı hakikatler revaçta, dış politikada da sınıfta kalmış durumdayız. Gazze için beklenen sesi çıkartamadık, Lübnan’da yerimizde saydık. Suriye’de de oyalandık. Ne olur merhum Erbakan’ın “Bana ne Amerika’dan, bana ne Amerika’dan” dediği gibi, bir sefer de Sayın Erdoğan siz söyleyin, milleti soluklandırın, korkmayın.
Çünkü Allah buyuruyor ki: “Ey inananlar, siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olduğunuz takdirde, sapan kimse(ler) size zarar veremez.” (Mâide/105)
Rahman ve Rahim,
Kadir ve Muktedir,
Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.
Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). 16.01.2025
İsmail müftüoğlunun eleştirilerini doğru buluyorum..yoksa hükümetin yaptığı iyi şeyleri Erdoğan’a sayesinde deyip,başarısız işlerini muhalefete yıkmak yada sistemle açıklamaya çalışmak oldukça tutarsız olurdu..