islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,2705
EURO
55,2972
ALTIN
6.644,78
BIST
12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
26°C
İstanbul
26°C
Açık
Pazar Parçalı Bulutlu
24°C
Pazartesi Az Bulutlu
24°C
Salı Hafif Yağmurlu
19°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
17°C

SAİD HALİM PAŞA’DAN İSLAM DÜNYASININ GERİLEYİŞ SEBEPLERİ VE KURTULUŞ REÇETESİ

SAİD HALİM PAŞA’DAN İSLAM DÜNYASININ GERİLEYİŞ SEBEPLERİ VE KURTULUŞ REÇETESİ

SAİD HALİM PAŞA’DAN İSLAM DÜNYASININ GERİLEYİŞ SEBEPLERİ VE KURTULUŞ REÇETESİ

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönem sadrazamlarından Said Halim Paşa’nın, İslam dünyasının Batı karşısındaki gerileme nedenlerini ve kurtuluş yollarını sosyolojik, dini ve tarihi açıdan ele aldığı İnhitat-ı İslam Hakkında Bir Tecrübe-i Kalemiye adlı risalesi, dönemin aydınlarına ve idarecilerine yönelik son derece derinlemesine tahliller barındırmaktadır. Paşa, İslam toplumlarının yaşadığı derin buhranın asıl suçlusunun dinin kendisi olmadığını, aksine Müslümanların zamanla İslam’ın özünden uzaklaşmasının ve Batı karşısında körü körüner bir taklitçilik sarmalına kapılmasının bu çöküşü hazırladığını vurgular.

Köklere Sırt Çeviren Islahat Çabaları ve Yüzeysel Teşhisler

Said Halim Paşa, dönemin aydınlarının İslam dünyasının çöküş nedenlerini kavramaktan uzak olduğunu, tarihlerine ve toplumsal hafızalarına sırt çevirerek başarı hayal ettiklerini belirtir. Ona göre, İslam dünyasındaki gerilemenin faturasını doğrudan dine kesen oryantalist yaklaşımlar ile meseleyi yalnızca ulemanın cehaletine, yöneticilerin basiretsizliğine ya da istibdat ve kadercilik gibi unsurlara bağlayan gelenekçi analizler son derece yüzeyseldir. İstibdat veya kadercilik gibi unsurlar gerilemenin asıl sebebi değil, aksine uzun bir ihmalkârlık sürecinin doğurduğu kaçınılmaz sonuçlardır.

Aydın ile Halk Arasındaki Zihniyet Uçurumu

Paşa’ya göre toplumdaki en büyük açmazlardan biri, geniş halk kitleleri ile azınlıktaki aydın sınıfı arasında derinleşen zihniyet ve gaye uçurumudur. Halk, kendi milli ve dini esaslarına bağlı kalıp huzuru ve adaleti bu temelde ararken; Batı hayranı münevver sınıf, toplumun tarihsel birikimini hiçe sayarak ithal teoriler peşinde koşmaktadır. Aydınların Batı medeniyetinin sonuçlarını sebep zanneden bu sakat mantığı, körü körüne taklitçiliği tetiklemiş ve toplumsal çözülmeyi kronikleştirmiştir. Halkın Batı hayranı aydınlara duyduğu tepki ise aslında kendi manevi varlığını koruma içgüdüsünden kaynaklanan haklı bir savunma refleksidir.

Doğu ve Batı Arasındaki Metodolojik Makas

Said Halim Paşa, Doğu ile Batı arasındaki güç dengesinin neden değiştiğini metodolojik bir perspektifle ele alır. İslam âlemi, içinden çıkamadığı ve somut bir fayda üretmeyen metafizik tartışmalarla vakit kaybederken, Batı dünyası tecrübe usulüne dayanan pozitif ilimlerle yeni bir medeniyet kurmuştur. Ancak Batılı devletlerin sömürgeci politikaları ve İslam’a yönelik kronik kinleri, Müslümanların bu teknolojik ve ilmi birikimden zamanında istifade etmesini engellemiştir. Buna karşılık, aydınların çıkış yolunu Batı’nın kurumlarını aynen kopyalamakta araması büyük bir gaflettir.

Toplumsal Yapı, Siyaset ve Batı Yanılgısı

Said Halim Paşa, Batı toplumlarının feodalizmden aristokrasiye ve oradan demokrasiye uzanan tarihsel evrim sürecine dikkat çeker. Batı’daki mevcut kurumların adil ve kalıcı bir yönetimi tesis etmekten ziyade, toplumda yaşanan kaotik değişimleri yumuşatmaya yarayan geçici tedbirler olduğunu ifade eder. Dolayısıyla Batı’nın refahına bakarak onların siyasi yapılarının mükemmel olduğuna inanmak ve bunları körü körüne taklit etmek tam bir yanılgıdır. İslam toplumlarında ise sınıfsız, adil bir kardeşlik nizamı ve yöneten ile yönetilen arasında dengeli bir ilişki esastır. İslam, toplumu yapay sınıflara ayırmayan fıtri kanunlar sunar.

Tek Kurtuluş Yolu: Özgün ve Köklerine Bağlı Islahat

Said Halim Paşa, tüm bu çıkmazlardan kurtuluşun reçetesini İslam’ın inanç, ahlak, toplumsal düzen ve siyaseti bir arada barındıran bütüncül yapısına dönmekte görür. Ne dünyadan kopuk bir taassuba gömülmek ne de hafızayı silerek Batılılaşmak bir çözümdür; yegâne kurtuluş, milli ve dini esaslara sıkı sıkıya bağlı kalarak çağın ihtiyaçlarına uygun köklü, özgün ve yapıcı bir ıslahat süreci başlatmaktır.

Yakup Döğer

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.