
Yeryüzü Allah’ın kudretini, göklerin yaratıcısının sanatını haykıran sayısız canlıyla doludur. İşte bunlardan biri de şeker planörüdür. Minik yapısına rağmen içindeki incelik, ekosisteme kattığı denge ve yaşam biçimiyle, insana Rabbimizin sonsuz hikmetini hatırlatan bu canlı, adeta tabiat kitabında yazılmış bir ayet gibidir.
Şeker planörleri, keseli memeliler ailesindendir. Yavrularını, tıpkı kangurular gibi karınlarındaki özel bir kesede büyütürler. Dünyaya gözlerini henüz açmamış minicik yavru, annesinin karnındaki o ilahî “yuva”da gelişimini tamamlar. Bu, Rabbimizin merhametinin ve yaratışındaki mükemmelliğin apaçık bir delilidir. Çünkü daha doğduğu an güçsüz ve korunmasız olan yavru, Allah’ın lütfuyla emniyetli bir sığınakta büyütülür.
Şeker planörleri; Avustralya, Yeni Gine ve Endonezya’nın tropikal ormanlarında yaşar. Onlar için en uygun ortam, bol ağaçlı ve meyveli ormanlardır. Gece aktif olan bu canlılar, karanlıkta gözlerinin parlak görüşü sayesinde yollarını bulur. Gecenin sessizliğinde ağaçtan ağaca süzülürken, âdeta gökyüzünde uçan bir yaprak gibi süzülmeleri, Allah’ın onlara bahşettiği eşsiz bir nimettir.
Şeker planörleri, nektar, özsu, böcek ve meyvelerle beslenir. Bu beslenme biçimleriyle hem zararlı böceklerin çoğalmasını engeller, hem de polen taşıyarak bitkilerin çoğalmasına katkıda bulunurlar. Böylece Rabbimizin yarattığı ekosistem zincirinde onlara düşen vazifeyi yerine getirirler. Hiçbir canlı boşuna yaratılmamıştır; her birinin bir görevi, bir hikmeti vardır.
Şeker planörünün en dikkat çekici özelliği, ön ve arka ayakları arasında bulunan deri zarlarıyla ağaçtan ağaca süzülebilmesidir. Bu özel yaratılış sayesinde onlar, 50 metreye kadar havada süzülür. Ne tesadüf, ne de kör bir doğa kanunu… Bu, Rabbimizin kusursuz takdirinin ve sanatının delilidir. Ufacık bir canlıya uçma kabiliyeti bahşedilmesi, insana “Her şeyi yerli yerinde yaratan Allah, her mahlûka ihtiyacına uygun rızık ve özellik verendir” gerçeğini hatırlatır.
Şeker planörü, görünüşte küçük ve önemsiz gibi durabilir. Oysa onun hayatında, Rabbimizin kudretini ve rahmetini seyretmek mümkündür. Kendi ekosisteminde büyük bir vazife üstlenen bu canlı, bize şu hakikati fısıldar:
“Bizleri yaratan Rabbimiz, hiçbir şeyi boşuna yaratmadı. Her bir canlı, ilahî bir denge ve hikmetin parçasıdır.”
“Yeryüzünde debelenen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasın. Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra onlar Rablerinin huzurunda toplanacaklardır.”
(En’âm Sûresi, 38)