
Okullarımızda öğrenciler ve veliler tarafından öğretmenlere, bazı öğretmenler tarafından da öğrencilere yönelik şiddet giderek tırmanıyor. Aslında şiddet toplumun bütün katmanlarında yaygınlaşıyor. Basit sebeplerle kavgalar, yaralamalar ve cinayetler izliyoruz.
Genelde insana ve özelde kadınlara, çocuklara ve canlılara şiddet ise toplumumuzun ana sorunlarından.
Üstelik şiddet sosyal problemlerimizden yalnızca biri.
Toplumda bir problem varsa bunun temel çözüm yeri okullar/yüksek eğitim kurumları olmalı yani eğitim olmalı. Yönetim ve yargı olmalı. Sivil örgütler olmalı. Ama böyle olmuyor.
Çözümü eğitimciler yönetimlerden ve yargıdan, onlar da eğitimcilerden bekliyor. Aslın bütün dünyada önemleri artan sivil örgütler de çözüm odaklı olarak çalışamıyor. Şikâyetçi olmakla yetiniyor.
Tam burada en büyük çıkmazlarımızdan birinin de seküler bir eğitimle şiddetin önlenebileceğine ilişkin hatalı yargımız olduğunu hatırlatabiliriz.
Savaşlar şiddet içermiyor mu? Savaşlar durdurulmaktan çok yenileri çıkartılıyor. Dünyamızda en yaygın ve pahalı üretimi savaş uçakları, silahlar ve nükleeri dahil değişik çaptaki bombalar değil mi? Bu savaşların ve silah üretimlerinin, seküler eğitimli insan kaynaklı olduğunu bilmiyor muyuz? ^Örneğin Gazze’yi bombalayarak katliam yapanlarım eğitimsiz insanlar olduğunu söyleyebilir miyiz.
Uzmanlar havanda su dövercesine okulda, ailede ve yasalarda yapılması gerekenlerle ilgili konuşuyorlar. Bu güne kadar yapılanlar ve yapılacaklar bir ölçüde de olsa olsa önemli. Ama bir ölçüde…
Ecdadımızın teşbihte yani benzetmede hata olmaz deyişinden hareketle yapılanları ve yapılacakları mükemmel bir elektrik tesisatına benzetecek olursak tesisatın gerekli ama yetmeyeceğini, asıl ihtiyaç duyulacak olanın elektrik akımı olduğunu anlayabiliriz.
Benzetmemizdeki elektrik akımı da biz insanların ve bütün varlıkların yaratıcısı olan Allah’a ve onun insanla ilgili kanunlarına imandır; ölümle başlayacak âhiret hayatına ve ebedi olacak bu hayatta bütün iradeli sözlerimiz ve işlerimizden yargılanacağımıza; Cennet ile mükâfatlandırılıp Cehennem’le cezalandırılacağımıza inanmadır.
Buna bir de işlenen suça benzeri olacak ceza sistemine yani Kısas’a olan ihtiyacımızı ilave edebiliriz.
Ana çareye değindik ama seküler eğitimle şartlandırılmış insanlara anlatabilir misiniz. Biz görevimizi yapalım da…
ARD
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-