
19. yüzyıldan itibaren küresel ölçekte mutlak bir tahakküm kuran seküler-pozitivist bilim anlayışı, bu çok boyutlu arayışı yalnızca laboratuvarda ölçülebilen, ampirik olarak doğrulanabilen ve maddeye indirgenebilen dar bir paranteze hapsetmiştir.
Bilimi evrensel bir yöntem olmaktan çıkarıp ideolojik bir tiranlığa, yani bir tür “bilimciliğe” (scientism) dönüştüren bu paradigma; insanı aşkın yönünden, tabiatı kutsal nizamından, bilgiyi ise ahlaki ve manevi zemininden koparmıştır.
Pozitivizmin inşa ettiği bu kaba materyalist duvar, insanlığı sadece ontolojik bir anlamsızlığa mahkûm etmekle kalmamış; vahiy, sezgi, felsefe ve vicdan gibi hakikate ulaştıran alternatif kanalları da dogmatik bir bağnazlıkla inkâr etmiştir.
Özellikle Türkiye gibi modernleşme sürecini tepeden inme Jakoben yöntemlerle tecrübe etmiş coğrafyalarda bu anlayış, nesnel bir bilimsel kalkınma aparatı olarak değil; dindar kitleleri, Müslüman bilim insanlarını ve akademisyenleri sistem dışına iten, turnikelerde ve ikna odalarında somutlaşan katı bir laik-totaliter sopaya dönüştürülmüştür.
Bugün gelinen noktada, pozitivist dogmanın hem küresel ölçekte insan tasavvurunda yol açtığı erozyonu deşifre etmek hem de bilimin esnek, yenilenen ve dinamik yapısını yeniden özgürleştirmek hayati bir sorumluluktur.
İmamoğlu Davasında 8 Milyon Dolarlık Rüşvet Beyanı Medicana Hastaneleri'nin Sahibi ''Hüseyin Bozkurt'' Ekrem İmamoğlu, Benden…
İsrail Basınında MIZRAK Alarmı: "Türkiye Doğrudan Vuruş Menziline Aldı" Tel Aviv merkezli analiz platformu Nziv,…
Yunanistan Sürükledi, AB Yine Arkadan Vurdu: Brüksel’in Türkiye Düşmanlığı Bitiş Çizgisini Aştı! Türkiye ile Libya…
Dört İslam Ülkesinden Güç Birliği: Bedir Mutabakatı İmzalandı Türkiye, Endonezya, Katar ve Pakistan, savunmada iş…
Kapitalizmin Mabetleri: İbadetimiz Alışveriş, Kıblemiz Vitrin mi? İnsanlık tarih boyunca kutsal mekânlar inşa etti. Kimi…
FRANSA’DA OLANLAR NEYİN NESİ? Bir zamanlar Avrupa’nın en müreffeh ülkelerinden biri olarak gösterilen Fransa’da halk…