
Şiddetin Anatomisi: Gençleri Bu Noktaya Kim Getirdi?
Bir olay olur… Sarsılırız.
İkinci bir olay olur… Düşünmeye başlarız.
Ama benzer hadiseler arka arkaya geliyorsa artık mesele “tekil vaka” değildir; bu bir toplumsal uyarıdır.
Bugün konuşmamız gereken şey sadece “ne oldu?” değil,
“neden oluyor?” sorusudur.
Bu sorunun cevabı yüzeyde değil; derinde, çok katmanlı bir yapıda saklı.
Bugünün eğitim sistemi, bilgi veriyor ama anlam kazandırmıyor.
Zihinleri dolduruyor ama kalpleri boş bırakıyor.
Genç; matematik biliyor, teknoloji kullanıyor, sınav kazanıyor…
Ama öfkesini yönetemiyor, sabretmeyi bilmiyor, merhameti tanımıyor.
Manevi değerlerle beslenmeyen bir eğitim, insan yetiştirmez;
sadece beceri üretir.
Ve beceri, değerle birleşmezse tehlikeye dönüşür.
Bugün gençlerin içinde büyüyen boşluk, işte bu eksikliğin sonucudur.
Bir çocuk düşün…
Akşam evde oturuyor ve izlediği dizide:
Bu sadece bir sahne değil; zihne atılan bir tohumdur.
Aynı çocuk, dijital dünyaya giriyor:
Savaş oyunları, çatışma senaryoları, “öldürerek kazanma” mekanikleri…
Gerçek ile kurgu arasındaki çizgi zamanla siliniyor.
Şiddet artık yabancı bir şey değil;
alışılmış, hatta “öğrenilmiş” bir davranış haline geliyor.
Bugün gençler, sınırsız bir dijital dünyanın içinde büyüyor.
Ama bu dünyanın ne kapısı var ne de filtresi.
Çoğu zaman bilinmiyor.
Birçok ülke bu yüzden sosyal medya kullanımına yaş sınırı getiriyor.
16 yaş altına ciddi kısıtlamalar uygulanıyor.
Ama biz ne yapıyoruz?
Telefon veriyoruz… internet veriyoruz…
Sonra da sonucu şaşkınlıkla izliyoruz.
Bu sadece teknoloji meselesi değil,
kontrol ve sorumluluk meselesidir.
Aile, bir çocuğun ilk dünyasıdır.
Ama bugün birçok aile, çocuğun dijital dünyasından habersiz.
Aynı evde yaşayan ama farklı dünyalarda kaybolan nesiller var.
Anne-baba “iyi bir hayat” sunmaya çalışıyor,
ama çoğu zaman “iyi bir yön” veremiyor.
Unutulmaması gereken gerçek şu:
Eğitim sadece okulda verilmez, evde başlar.
Ve aile eğitilmeden, çocuk korunamaz.
Bir başka tehlike de toplumsal duyarsızlık…
Şiddet haberleri artık birkaç saat konuşuluyor, sonra unutuluyor.
Acılar hızla tüketiliyor.
Bu da şu algıyı oluşturuyor:
“Bu olaylar normalleşiyor.”
Oysa en büyük tehlike tam da bu:
Şiddetin sıradanlaşması.
Mesele sadece saldırıyı yapan kişi değil.
Onu o noktaya getiren süreçtir.
Hepsi bir araya geldiğinde ortaya çıkan şey,
bir bireyin değil, bir sistemin sonucudur.
Eğer sadece “faili” konuşursak hiçbir şeyi çözemeyiz.
Ama “sebebi” konuşursak bir şeyleri değiştirebiliriz.
Gençleri suçlamak kolaydır.
Ama onları bu noktaya getiren zemini sorgulamak zordur.
Ve gerçek çözüm, tam da oradadır.
Bugün yapılması gereken şey çok açık:
Gençleri sadece eğitmek değil, inşa etmek.
Zihinle birlikte kalbi,
bilgiyle birlikte değeri,
özgürlükle birlikte sorumluluğu vermek…
Aksi halde her yeni olay,
bir sonrakinin habercisi olmaya devam edecektir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
AİLEDEN TOPLUMA BİR MEDENİYETİN SESSİZ ÇÖKÜŞÜ Toplumların bekâsı, yalnızca sınırlarının korunmasıyla değil; nesillerinin ahlâk, iman…
SANCHEZ VE LULA’DAN ORTA DOĞU MESAJI: “SAVAŞI DESTEKLEYENLERE YAZIKLAR OLSUN” İspanya’nın Barselona kentinde düzenlenen “Demokrasiyi…
MODERN BATI’NIN TEZAHÜRÜ OLARAK İRAN–ABD SAVAŞI "Bu mesel ile bulur cümle düvel fevz-ü felâh; Hazır…
DİNDARLAŞTIK MI, YOKSA DÜZENLE UYUMLU HALE Mİ GELDİK? Türkiye’de uzun zamandır en az konuşulan, ama…
Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa’dan Türkiye’ye Övgü Dolu Açıklamalar! Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026…
KÖKLERİ UNUTMADAN YENİLENMEK: CAHİT TANYOL’UN SESSİZ UYARISI Bugün Türkiye’de en çok tartıştığımız meseleler ne diye…