Gündem

SU HAYATTIR, PEKİ KİMİN? Musluktan Damacanaya Uzanan Su Düzenini Sorguluyoruz

SU HAYATTIR, PEKİ KİMİN?

Musluktan damacanaya uzanan su düzenini sorguluyoruz

Su, insan hayatının vazgeçilmezidir. Ekmeksiz bir süre yaşanabilir; susuz ise hayat devam etmez. O halde şu soruyu sormak gerekiyor: Bir ülkede insanlar neden kendi musluklarından akan suya güvenemeyip içme suyunu damacanadan satın almak zorunda kalır?

Bugün milyonlarca insan evinde musluk suyunu yemek yapmak, çamaşır yıkamak veya temizlik için kullanırken içmek için marketten ya da kapısından damacana su satın alıyor. Üstelik bunun için her ay ciddi paralar ödüyor.

Peki neden?

Türkiye’de içme suyunun kaynaktan musluğa kadar güvenli olması zaten devletin hedeflediği bir sistem. Tarım ve Orman Bakanlığı da 2026 yılında “kaynaktan musluğa” yaklaşımıyla kaynakların korunması, arıtma tesislerinin yeterliliği, su kalitesinin izlenmesi ve şebeke sistemlerinin geliştirilmesi gerektiğini açıkça vurguluyor.

Demek ki mesele yalnızca “suyumuz temiz mi, kirli mi?” sorusundan ibaret değil.

Asıl soru şudur: Temiz suyu neden musluğa kadar güvenilir biçimde ulaştıramıyoruz?

Çünkü vatandaş zaten şebeke suyunun bedelini ödüyor. Buna rağmen içme suyu için ayrıca damacana parası ödüyorsa burada ekonomik olduğu kadar kamusal bir mesele de vardır.

Üstelik Türkiye’nin su kaynakları konusunda daha büyük bir soru işareti bulunuyor:

Su kaynaklarımız satılıyor mu?

Burada dikkatli olmak gerekiyor. “Türkiye’nin su kaynakları yabancılara satıldı” şeklindeki genel iddianın hukuki olarak doğrulanması başka, yabancı sermayeli şirketlerin Türkiye’deki su sektöründe faaliyet göstermesi başka bir şeydir.

Örneğin Rekabet Kurumu kayıtlarında Erikli’nin yüzde 100 pay sahibinin Nestlé Waters S.A.S. olduğu görülüyor. Şirket, Türkiye’de PET ve damacana su satışı gerçekleştiriyor.

Bir başka örnek Sırma…

Rekabet Kurumu kayıtlarında, Sırma’nın çoğunluk hisselerinin 2013 yılında Danone Grubu’na devredildiği belirtiliyor. Aynı kayıtlara göre şirketin Türkiye’nin farklı illerinde kullanım hakkına sahip olduğu çok sayıda su kaynağı bulunuyor.

Burada çok önemli bir ayrım var:

Bir şirketin yabancı bir sermaye grubuna satılması, o ülkedeki bütün su kaynaklarının yabancı bir devlete satıldığı anlamına gelmez.

Fakat şu soruyu sormamız da gerekiyor:

Halkın yaşamı için vazgeçilmez olan su kaynaklarının ticari kullanım hakları hangi şartlarla veriliyor? Kimler bu kaynaklardan yararlanıyor? Devlet ve vatandaş bundan ne kazanıyor?

Çünkü su, şirketlerin ürettiği bir ürün değildir. Şirket suyu yaratmıyor. Doğal kaynağı kullanıyor; onu şişeliyor, paketliyor ve tüketiciye ulaştırıyor.

Öyleyse tartışmamız gereken yalnızca “damacana kaç lira?” meselesi değildir.

Türkiye’nin su kaynakları nasıl korunuyor?

Kaynakların kullanım hakkı kimlere veriliyor?

Bu hakların süresi ve şartları nedir?

Musluk suyunun kalitesi neden şehirden şehre değişebiliyor?

Ve belki de en önemlisi:

Vatandaş neden kendi ülkesinin doğal su kaynaklarından çıkan suya ulaşmak için iki kez ödeme yapmak zorunda kalıyor?

Su meselesi bugünün damacana fiyatlarından çok daha büyük bir meseledir.

Kuraklığın arttığı, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığı bir dönemde suyu yalnızca ticari bir ürün gibi görmek ciddi bir tartışmayı beraberinde getirir.

Çünkü su biterse para da, şirket de, ticaret de anlamını kaybeder.

Su hayatın kendisidir.

Bu nedenle asıl görev, suyu kimin sattığını tartışmaktan önce, suyun kimin emaneti olduğunu ve gelecek nesillere nasıl bırakılacağını sorgulamaktır.

Ve en önemli soru:

“De ki: Suyunuz çekiliverse, size kim temiz, akıp duran bir su getirebilir?”
(Mülk Suresi, 67/30)

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

View Comments

  • Valla biz çocukken musluktan içerdik suyu, ne zaman ki Ankara suyuna Kızılırmak sıyu karıştı millet suyu damacanayla almaya başladı, sonrasında da bu durum alışkanlık haline geldi. kimsenin aklına musluktan akan suyun tadına dahi bakmak gelmiyor artık

Recent Posts

  • Gündem

Teknoloji Devlerinden BMGK’de Uyarı Geldi

Teknoloji Devlerinden BMGK’de Uyarı: Yapay Zekâda Kontrol Kaybı Riski! OpenAI, Anthropic ve Hugging Face yöneticileri,…

50 dakika ago
  • Genel

31 MART OLAYI; İSYAN MI, DARBE Mİ?

31 MART OLAYI; İSYAN MI, DARBE Mİ? Osmanlı tarihinin en tartışmalı otuz altı saati... Bir…

2 saat ago
  • Genel

Gazze İçin Sokağa Çıkan Hollywood Yıldızları Gözaltına Alındı

Gazze İçin Sokağa Çıkan Hollywood Yıldızları Gözaltına Alındı Susan Sarandon ve Hannah Einbinder, New York’taki…

3 saat ago
  • Genel

Etiyopya’da: Yedi silahlı Grup Hükümete Savaş İlan Etti

Etiyopya’da Yeni İç Savaş Riski Büyüyor: Yedi Silahlı Grup Hükümete Savaş İlan Etti Etiyopya, Afrika…

4 saat ago
  • Gündem

Ofis Eve Taşınıyor: İnsan da Evine mi Kapanıyor?

Ofis Eve Taşınıyor: İnsan da Evine mi Kapanıyor? Hibrit çalışma modeli, çalışma hayatında yeni bir…

4 saat ago
  • Genel

The Economist’ten Çarpıcı Orta Doğu Analizi

The Economist'ten Çarpıcı Orta Doğu Analizi: ABD'nin Hegemonyası Son Bulurken Güç Boşluğunu Türkiye Dolduruyor İngiltere…

6 saat ago