Bu yazı, Yûsuf sûresi 40. ayette geçen “birtakım isimlere tapınma” yanlışını, Hz. Yûsuf’un tebliğ aşamalarını ve “dosdoğru din”in ne anlama geldiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda ayet yorumlanırken Kur’an yorum tarihi dikkate alınmış bir söylem analizi yapılmıştır. Bu analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre ayette geçen “birtakım isimler”, delilsiz tapılan sahte...
Dinler Tarihi boyunca başta İslam olmak üzere ilahi kökenli geleneklerin savunduğu anlamda aşkın ve yaratıcı bir varlığın mevcudiyetini benimseyen Tanrı tasavvuru olarak Tevhid iki önemli safhada gelişmişti. Bir tarafta pratiğin teorinin önünde olduğu, ahlakın inancı şekillendirdiği, Tanrı ile özdeş olan Hakikat’in beşeri gerçek söylemlerini beslediği, beşer söylemlerinin ihlaslı kanaatlere bürünüp...
İlhan ORAL “İnsanların çoğu hakikatleri anlamazlar.” Kur’an’ı Kerîm’de bu beyan çok yerde geçer. İnsanlar, inanan inanmayan, aklını kullanan kullanmayan kategorisinde yerlerine yerleşirler. Kur’an tevhid Kitabı’dır. Bugün ki müslümanların tamamına yakını bu gerçeğe ilgi duymadıkları görülmektedir. Bu önemli hikmet düzeyinde hakikati anlamaktan kaçınıyorlar ve hakikatine yaklaşma hususunda yetersiz, yeteneksiz ve isteksiz...
Suat Altınbaşak Ateist ve Deistlerin, hikmetini bilmedikleri için kendilerine mantıklı gelmeyen Kuran-ı Kerim’deki bazı ayetlerin ve bazı hikmetli sünnetlerin hak olduğuna inanmaları için onları bu konuda ikna etmeye çalışmak yerine, öncelikle tevhid inancı anlatılmalıdır. Peygamberimiz (a.s), her çeşit kâfire (örten kişiye) ilk olarak iman anlatmaya çalışmıştır. Öncelikli olarak, imanın ana...
Geçtiğimiz Mevlit kandili dolayısıyla yapılan bir programı izliyordum. Programın ortasında bir hoca okuduğu ilahide, gidişatımızın hiç iyi olmadığını terennüm ettikten sonra “Bize imdat eyle ya Rasûlallah!” diyerek Allah’tan istenmesi gereken yardımı “Ben de sizin gibi bir insanım” (18Kehf:110) diyen ve vefat etmiş olan peygamberimizden istemişti. Daha doğrusu böyle bir ilahi...
Bir adı da “Mûsâ Suresi” olan Tâhâ suresinde, Rabbimizin Hz. Mûsâ’yı peygamber seçtikten sonra ona Tevhid inancını, hemen ardından da bir tevhid eylemi olan namazı emretme sahnesi anlamlıdır: “…Ona seslenildi: Ey Musa! Gerçekten Ben, Ben senin Rabbinim. Ayakkabılarını çıkar; çünkü sen, mukaddes vadi Tuva’dasın. Ben seni (peygamber) seçtim; o halde...
“… O Âlemlerin Rabbi (ki); Beni yaratan da, bana doğru yolu gösteren de O’dur; Ve beni yediren de, içiren de O’dur; Ve hasta olduğum zaman bana şifa veren O’dur; Ve beni öldürecek olan ve sonra yeniden diriltecek olan O’dur; Ve Hesap Günü’nde hatalarımı bağışlamasını umduğum kimse de O’dur.” (Şuarâ 26/77-82) Yaratan,...
08/10/2019 11:13
Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız.