MUHAFAZAKÂR İKTİDAR TARİHİ BİR TERCİHLE KARŞI KARŞIYA Türkiye yeni bir anayasa tartışmasının eşiğinde bulunuyor. Bu tartışma yalnızca hukuk metinlerinin yeniden düzenlenmesi meselesi değildir. Aynı zamanda toplumun hangi değerler üzerine yükseleceği, hangi ilkeleri esas alacağı ve geleceğini hangi referanslarla inşa edeceği sorusudur. Özellikle uzun yıllardır muhafazakâr kimliğiyle siyaset yapan ve geniş...
RAHMÂNÎ ADALET Mİ? CAHİLÎ ADALET Mİ? ADALET, kula kul olmamak ve sadece Allah’a kulluk eylemek, kelime-i şehadetin gereğini yerine getirmektir. “Âmentü, yani güvendim, güven verdim Allah’a, kullarına ve yarattıklarına.” sözünü, ahdini ve yeminini eden her insan, kendini başkasından, başkasını kendinden asla ayrı görmez. Kendine hak gördüğünü, iman ve İslam kardeşine...
DİNİN DOĞRU KAYNAKLARDAN ÖĞRENİLMESİ VE DİNİN İSTİSMARINA KARŞI MÜMİNİN SORUMLULUĞU İnsanın dünya ve ahiret saadetini temin eden en büyük nimet, Allah Teâlâ’nın gönderdiği hidayet rehberidir. İslam dini, insanı yaratan ve onun ihtiyaçlarını en iyi bilen Yüce Allah tarafından gönderilmiş son ilahî dindir. Bu sebeple dinin doğru anlaşılması ve doğru yaşanması,...
Prof. Dr. Ahmet Ağırakça’dan Yeni Eser: “Kur’ân-ı Kerîm Işığında Risaletin Tarihi” Okuyucuyla Buluştu İslâm tarihi ve İslâm düşüncesi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Ahmet Ağırakça’nın yeni eseri “Kur’ân-ı Kerîm Işığında Risaletin Tarihi”, Duruş Yayınları etiketiyle yayımlandı. Klasik “Kısas-ı Enbiya” ve “Peygamberler Tarihi” eserlerinden farklı bir yaklaşım ortaya koyan kitap, Kur’an...
VAHİY PENCERESİ Modern Dünyanın Altın Buzağıları Musa’nın kavminden birçokları, onun vahiy almak üzere Sina Dağı‘na çıkmasının hemen ardından, süs eşyalarından edindikleri ve rüzgârın etkisiyle böğürtü sesi çıkaran bir buzağı heykeline tapınmaya başladılar. Peki, onlar taptıkları bu eski Mısır putunun kendileriyle konuşmaktan bile aciz olduğunu, hele onlara asla doğru yolu gösteremeyeceğini göremiyorlar mıydı? Evet, görmesine görüyorlardı, ama işlerine öyle geldiği için onu tanrı edindiler...
ADALET KAVRAMI VE SİYASETE YANSIMALARI Adalet, bir şeyi layık olduğu yere koymaktır. Uluhiyet ve Rububiyeti Allah Teâlâ’ya tahsis etmek, ubudiyeti/kulluğu insana has kılmak, Allah’tan başkasına ibadet etmemek, O’na hiçbir varlığı şirk koşmamak adalettir. İtikatta, amelde ve ahlakta orta yolu tutmak, tevhid üzerine olmaktır. Mücerret rey yerine Kur’an ve sünnetin hükmüne...
DİNİ, İDEOLOJİLEŞTİREREK SÖMÜRENLER Bizim vazifemiz, İslam’ı Allah’tan geldiği ve Rasûlullah’ın tebliğ ettiği orijinal haliyle kabullenip yaşamaktır. O, herhangi bir dünya görüşü ve hayat tarzına payanda olarak kullanılmak için gelmemiştir. Çünkü İslam’ın kendisi bir hayat tarzıdır. Onun için makamı, mevkii, rütbesi, unvanı, sosyal statüsü, dindeki yeri ve akademik kariyeri ne olursa...
Bir Müslüman Hem Laik, Hem de Müslüman, Kalabilir mi? “Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim.” (Mâide, 5/3) İslam ve laiklik arasındaki ilişki, modern çağın en çok tartışılan meselelerinden biri hâline gelmiştir. Özellikle Müslüman toplumların İslami esaslara göre yönetilmeyen devlet yapıları...
CİHAD OLMADAN KUDÜS OLMAZ Ubudiyet amacıyla yaratılan insan, bu görevlerini hakkıyla yapmakla yükümlüdür. Bu nedenle ubudiyet kavramını anlam daraltmasına uğratmak doğru bir yaklaşım değildir. Kur’an’ın diline ve Resulullah(s.)’in uygulamasına vakıf olmayan kimseler yaşadıkları ortam ve kültürden de etkilenerek ibadet konularında da birçok yanlışa düşmüşlerdir. İbadet denilince sadece namaz, zekât, oruç...
KUR’AN AÇISINDAN İSA’NIN NÜZULÜ (2) Malum olduğu üzere Hristiyanlar arasında İsa’nın tabiatı konusunda temel görüş ayrılıkları var. Bu görüş ayrılığı Hristiyan teolojisinin temelini oluşturur. Tartışma doğrudan “tanrının zatı ve tabiatı”yla ilgilidir. İslam kelamında “Allah’ın zatı” müzakere veya tartışma konusu değildir, bu yüzden İslam kelamına “teoloji” denmez, hatta “ilahiyat” dense bile...
KUR’AN’DA AZAP KELİMESİ (KELİMETÜ’L-AZAB) Allah (cc) şöyle buyuruyor: “İnkâr edenler grup grup Cehenneme sevk edilirler. Cehennem’e vardıklarında oranın kapıları açılır ve Cehennem bekçileri (hazene) onlara şöyle derler: “Size içinizden, Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran elçiler gelmedi mi?” Onlar da “Evet geldi” derler. Fakat inkârcılar...
ŞERİAT TARTIŞMALARINDA HAKİKATİN İZİ Bir Bildiriye İlmî ve Tevhid Merkezli İtiraz Son dönemde bazı ilahiyatçıların imzasıyla yayımlanan ve “Şeriatın insan onurunda karşılığı yoktur” sonucuna ulaşan bildiri, yalnızca bir hukuk tartışması değildir. Bu metin aynı zamanda İslam’ın hayata dair hükümleri, Kur’an’ın toplumsal düzen tasavvuru ve Müslümanların tarih boyunca oluşturduğu medeniyet anlayışı...
ÖLÜM KOMASINA GİRMEDEN ÖCALAN DA İSLAM’A EREBİLİR Abdullah Öcalan ile ilgili Odatv’de yayımlanan aşağıdaki yazıyı aynen aktarıyoruz. İslamî iman esaslarıyla hakikati bulamayan insanın iç dünyasındaki sancısı ve savruluşu bitmez. Kur’ânî Vahy’in yardımını almadan soyut akılla varılabilecek sonuç ancak bu kadar olabilir. Savrulma devam edecektir. Dileriz bu manevî yolculuk Marksizm’den İslam’a...
KUR’AN AÇISINDAN İSA’NIN NÜZULÜ (1) “Kur’an açısından Hz. İsa’nın nüzulü” derken, benim Kur’an-ı Kerim’den anladıklarımdır; Kur’an, benim anladıklarımdan ibarettir gibi bir kastım yoktur. Bu ihtirazi kaydı koyduktan sonra ilk kurabileceğim cümle şudur: Kur’an-ı Kerim’de Mehdi veya Mehdi’nin gelişiyle ilgili ima yollu dahi olsa bir ayet yoktur. Hz. İsa ve yaşadıkları...
“NE VAR HERKES DİYOR” Son yıllarda yaygınlaştı; artık anneler çocuklarına “anneciğim”, babalar “babacığım” diye hitap ediyor. Bunu gören teyzeler, dayılar, amcalar halalar, dedeler, kendi ünvanı artı -cığım ile çocuklara sesleniyor. Hatta geçen hafta bir kadın, café’deki erkek garsonu çağırıyor: “ablacığım, bakar mısın?” Herhalde emsal aldıkları bir aileyi, bebeklerini “anneciğim” sözüne...
HİCRET DEVAM EDİYOR Mekke’yi terk ederken Hz. Peygamber (s.a.v.), kendisine öğretilen şu hicret duasını okumuştur: “وَقُل رَّبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَل لِّي مِن لَّدُنكَ سُلْطَانًا نَّصِيرًا” “(Medine’ye gitmek için yola çıktığın andan itibaren Rabb’ine el açıp yalvararak) de ki: “Ey Yüce Rabb’im; gireceğim (Medine dâhil her) yere esenlik ve...
LAİKLİĞİ ELEŞTİRİLEMEZ KILMAK: HAKİKATİN ÜZERİNE DEVLET MÜHRÜ BASMAK Bir ülkede herhangi bir ilke, ideoloji, tarihsel tercih veya anayasal kavram eleştiriden muaf tutulmak isteniyorsa, orada mesele artık sadece hukuk meselesi değildir; aklın, vicdanın, ilmin ve toplumun geleceği meselesidir. Çünkü eleştirilemeyen her fikir zamanla hakikat olmaktan çıkar, dokunulmaz bir put hâline gelir....