TARTININ/TERCİHİN İKİ KEFESİ “Mevâzin” kelimesi “Mîzân” kelimesinin çoğuludur. Mîzân, sözlükte “bir şeyin ağırlığını tahmin etmek, ölçüye vurmak, tartmak” anlamındaki “vezn” kökünden türemiş bir isim olup “tartı aleti, tartmada kullanılan ağırlık; adalet” mânâlarına gelir. Mîzânın âyet ve hadislerde kullanılışı çerçevesinde terimleşen içeriği ise âhiret hâllerinin belli bir merhalesinde sorumluların, sorguya çekilmelerinin...
İNSANIN VARLIK SERÜVENİ Giriş: İnsanı Anlama Çabasının Sürekliliği İnsan, tarih boyunca kendisini anlamaya çalışan tek varlık olmuştur. Bu çaba, felsefenin, dinin, sanatın ve bilimin temel motivasyonlarından biridir. İnsanın kim olduğu, nereden geldiği, neyi amaçladığı ve nereye yöneldiği soruları, sadece teorik değil aynı zamanda varoluşsal bir zorunluluk olarak ortaya çıkar. İnsan,...
VARLIĞIN TEMİNATI VE OLGUNLAŞMANIN ANAHTARI: FARK KAVRAMI Giriş: Biricikliğin ve Algının Temeli Olarak Fark İnsan zihninin varlığı, hayatı ve eşyayı anlamlandırma çabasında üzerinde durması gereken en temel, belki de ilk kavram ‘Fark’ kavramı olmalıdır. Dünyayı algılamak, idrak etmek ve bir şuur düzeyine ulaşmak, ancak farkın doğasını kavramakla mümkündür. Çünkü yaratılışın...
KENDİNBİLMEK Yunus’a atfedilen “ilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsin, bu nice okumaktır”, 1826 devrimine kadar hâkim Muhiddin el-Arabî düşüncesinin sadeleşmiş haliydi. Eski Anadolu Türkçesiyle ‘kendinbilmek’, Kuran diliyle ‘şuur’, Ankara bürokratının sabah Cumhuriyet’ini okuyup öğleden sonra kahvesini içerken imâl ettiği dille ‘bilinç’, ilimden önde gelir, “bu olmadan bilgide...
DÜŞÜNCENİN ONTOLOJİSİ VE İSLAMİ ZİHNİN YENİDEN İNŞASI Giriş: Düşüncenin Mahiyeti ve Tanımı Düşünce, salt bir zihinsel faaliyetin ötesinde, belirli öncüller üzerinden hareketle bilişsel, duyusal ve sezgisel süreçlerin harmanlandığı, varlığa dair tasvir, tanım ve değer üretme sürecidir. Bu süreç, somut olayların soyutlaştırılarak anlam dünyasına taşınması ve ardından yeniden somut bir ifadeye...
“NE VARLIĞA SEVİNİRİM, NE YOKLUĞA YERİNİRİM” İnsan gerçeklerin tecrübesi ile basamak basamak yükselerek Hakikat’e ulaşır. “Vahyin aydınlığı”nda hakikate yükselmek için, cahillerden ve zalimlerden olmamamız, “adil şahidler” olmamız gerekir. Gerçek rölatiftir, gerçek yenilenmezse eskir. Hakikat ise “Eskimeyen yeni”yi ifade eder. ”Akıl” 5 duyu üzerinde “Gerçek”liğin makamıdır. Kalb ise Hakikat’in. Hakikat temel olarak Allah’ın...
30/01/2026 00:02
Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız.