islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,2207
EURO
50,5377
ALTIN
7.136,03
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
9°C

TC Kimliği Taşıyan İslam Düşmanları Ülkemiz İçin Tehlike Olabilir mi?

TC Kimliği Taşıyan İslam Düşmanları Ülkemiz İçin Tehlike Olabilir mi?

TC Kimliği Taşıyan İslam Düşmanları Ülkemiz İçin Tehlike Olabilir mi?

Nevşin Hanım, İhanet Kokan Bu Yazınızla Çalıştığınız Kanalı da Bombalamayı Meşru mu Görüyorsunuz?

Nevşin Mengü’nün kaleme aldığı o rezil yazı, sıradan bir gazetecilik skandalı değildir; apaçık bir vicdan katliamı, insanlığa karşı işlenmiş ağır bir suçtur. “İranlılar diyor ki” diye başlayıp Tahran’ın altını gizli sığınaklarla, camilerden, okullardan ve hastanelerden özel girişlerle dev bir askerî üsse dönüştürüldüğünü iddia etmek, düpedüz sivil yerleşim yerlerinin bombalanmasını meşrulaştıran en iğrenç propaganda malzemesidir.
Bir an için -ki ortada güvenilir hiçbir kaynak yoktur; “İranlılar diyor” ifadesinden öteye geçmeyen muğlak bir iddia- bunun doğru olduğunu varsayalım. Peki ne olmuş? Kırk yıldır ABD ve İsrail’den gelen açık ve ölümcül tehditler altında bir ülke, vatandaşını korumak için yeraltı sığınakları, tüneller ve koruma sistemleri kurmuşsa bu hangi akla, hangi vicdana sığar da suç sayılır? Dünyanın dört bir yanında -İsviçre’den İsrail’e, Kuzey Kore’den Finlandiya’ya- her devlet, nükleer ya da konvansiyonel saldırılara karşı halkını korumak için benzer tedbirler alır. Bu, insanın en ilkel ama aynı zamanda en kutsal hakkı olan hayatta kalma hakkıdır.
Fakat asıl mide bulandıran, iğrenç olan nokta şudur: Nevşin Hanım özellikle “cami, okul ve hastane girişleri” vurgusunu yaparak neyi ima etmektedir? İmanın manası son derece açıktır ve alçaktır: “Bu yapılar artık sivil değil, askerî hedef sayılabilir.” Bu, uluslararası hukukun savaş suçu olarak tanımladığı sivil hedeflerin bombalanmasına zemin hazırlayan en klasik, en kirli argümandır – tıpkı Gazze’de “Hamas tünelleri” yalanıyla hastanelerin, okulların, mülteci kamplarının ve bebeklerin üzerine tonlarca bomba yağdıranların kullandığı aynı şeytani mantık!
Şimdi soruyoruz Nevşin Mengü’ye ve onun gibi düşünen herkese:

  • Eğer “cami, okul veya hastaneden sığınak girişi var” diye bir şehir bombalanmayı hak ediyorsa,
  • Yarın biri çıkıp “İsrail’in altında da sığınaklar var, hastanelerinden ve okullarından girişler yapılıyor” derse Tel Aviv’deki havra, hastahane ve okulları bombalamak da meşru olur mu?
  • Ya da biri “Türkiye’nin İstanbul’unun altında metro tünelleri var; camilerden, okullardan geçişler bulunabilir” diye iddia ederse İstanbul’u vurmak caiz olur mu?
    Bu mantık bir kez kabul edilirse insanlığın hiçbir kutsalı kalmaz: Ne cami kalır, ne hastane, ne okul, ne de güven içinde yaşanacak bir ev… Her yer “potansiyel askerî hedef” ilan edilir. Bu barbarlıktır. Bu insanlık dışıdır. Bu gazetecilik değildir; açıkça savaş suçuna zemin hazırlamak, kışkırtıcılık yapmaktır.
    Nevşin Hanım’ın yazısı tam da bu sebeple ölümcül derecede tehlikelidir: Başkalarını “propaganda” diye yaftalarken kendisi en kaba ve en aşağılık propagandayı üretmektedir. “Propaganda çıkarılınca geriye kalanlar” diye başlık atarken bizzat propaganda aracına dönüşmüştür. Kaynak göstermeden “İranlılar diyor ki” diyerek halkı kin, nefret ve intikam duygularına sürüklemek, sivillerin katledilmesine zemin hazırlamaktır.
    Eğer gazetecilik buysa, bırakın gitsin..
    Bu kalem vicdansızlıktır.
    Bu üslup ihanettir.
    Bu imalar kan kokar, barut kokar.
    Tarih defalarca yüzümüze vurdu: “Kitle imha silahları var”, “tüneller var”, “hastanede komutan saklanıyor” yalanlarıyla önce şehirler yerle bir edildi, siviller katledildi. Sonra iddiaların çoğu çöpe atıldı. Ama öldürülen çocuklar, kadınlar ve yaşlılar geri gelmedi.
    Nevşin Mengü Hanım: Kaleminiz bugün o bombaların fitilini ateşleyenlerden biridir. Bu yazınızla yalnızca çalıştığınız kanalı değil, Türkiye’deki herhangi bir şehri de aynı iğrenç gerekçelerle hedef göstermenin kapısını aralamış oldunuz. Bir gün biri çıkıp “Türkiye’de de hastanelerden, camilerden sığınak girişleri var” der ve bombalar yağarsa, o akan kanın vebalinde sizin de büyük payınız olacaktır.
    Ve evet, bu sizin ilk sabıkanız değildir. Sizi çok iyi tanıyoruz. Kemalizm maskesi takarak bu milletin değerlerine, en başta da İslam’a kin kusmaya devam ediyorsunuz. Görmediğimizi, anlamadığımızı zannetmeyin. Allah korusun, Türkiye’nin İslam düşmanlarıyla fiilî bir hesaplaşma yaşadığı anda bu düşmanlara bizi ihbar edebileceğinizi de biliyoruz. TC kimliği taşıyıp İsrail safında Gazze’deki soykırıma katılarak ortak olan, ardından da utanmadan aramıza dönüp dolaşanlardan sizin zerre kadar bir farkınız yoktur.Gözümüz sizin gibilerin üzerindedir. Yaptıklarınızı ve yazdıklarınızı izliyor; hukuk dışına çıkmadan her ihlalinizi kayda geçiriyoruz. Savcılıklara ihbar ediyoruz; edeceğiz.
    İsterseniz bu yazıyı resmî suç duyurusu olarak da kabul edebilirsiniz.
    Sizin bu yazınız vicdana sığmaz.
    Akla sığmaz.
    İnsanlığa sığmaz.
    Kınıyoruz.
    Lanetliyoruz.
    Utanç verici buluyoruz.
    Kaleminizden de, sizden de utanç duyuyoruz.

Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.