
2024 ABD başkanlık seçimi öncesinde Donald Trump’ın yeniden seçilmesi, özellikle bazı Müslüman yönetimler ve kamuoyu tarafından “Orta Doğu barışının yeniden sağlanması”, “çatışmaların son bulması” ve “Müslüman dünyaya nefes aldıracak bir dış politika” beklentisiyle karşılanmıştı. Bir dönem Mısır, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Katar, Endonezya ve Pakistan gibi ülkeler, Trump’ın barış planını resmi ya da gayriresmî olarak memnuniyetle karşıladıklarını belirtmişti. Bu açıklamalarda Ortadoğu’daki çatışmanın sona erdirilmesi ve istikrarlı bir çözüm süreci oluşturulması umudu vurgulanmıştı. Thejakartapost
Ancak seçimi takiben geçen süre, bu beklentinin gerçekleşmediğini açık bir şekilde ortaya koyuyor. Aşağıda ana başlıklar halinde mevcut tabloyu değerlendiriyoruz:
Trump yönetimi, Gazze için bir barış planı üzerinde çalıştığını ve ateşkes sürecinin önemli olduğunu vurguladı. Yine de sahada saldırılar kesilmedi. İsrail ordusunun ateşkese rağmen bombardımanlarını sürdürdüğü, onlarca sivilin hayatını kaybettiği bildiriliyor; bunlar arasında çocuklar ve aileler bulunuyor.. euronews
Trump’ın “ateşkes sağlanmasaydı yeniden seçilmemiz mümkün olmazdı” değerlendirmesi, sorumluluğu kendi başarısına indirgese de, fiili saldırıların önüne geçilemediğini kabul ediyor. AA
Ayrıca Trump’ın bazı açıklamalarında, savaş sonrası yeniden yapılanma planları çerçevesinde Gazze halkının yerinden edilmesini ve yeni yerleşim politikalarını ima eden ifadeler de yer aldı — bu da Filistinli liderler ve Arap devletleri tarafından tepkiyle karşılandı. euronews
Trump, seçim kampanyası sırasında ABD’nin dış müdahaleleri azaltacağı mesajını vermişti. Fakat sahada terör örgütleriyle mücadelede aktif bir azaltım görünmüyor. Suriye’de, Irak’ta ve bölgede ABD’nin destek verdiği veya kendisiyle bağlantılı unsurların operasyonlarına dair çeşitli raporlar bulunuyor. Bu durum, Trump’ın “çatışmaları azaltma” beklentisiyle çelişiyor. AA
Trump’ın göreve gelmesi sonrası sadece ABD’nin dış politikası değil, küresel güç dengesi de yeniden şekilleniyor. İran’daki protestolara destek mesajları, sert yaptırım politikaları, ekonomik baskılar gibi adımlar, bazı çevrelerce “özgürlük” olarak sunulsa da gerçeklik jeopolitik çıkarlar ekseninde şekilleniyor. TheGuardian
Aynı şekilde ABD bugün üç Müslüman Kardeşlik kolunu “terör örgütü” olarak nitelendirip yaptırımlar uyguluyor. Bu da Washington’un bölgesel dengeleri doğrudan etkileyen sert bir dış politika yürüttüğünü gösteriyor. APNews
Uluslararası anketler, birçok ülkede Trump’a güvenin düşük olduğunu gösteriyor. 24 ülkede yapılan bir araştırmada geniş kesimler Trump’ın dünya meselelerinde “doğru kararı verme” kapasitesine güven duymadığını belirtti. Bu da küresel liderlik algısının zayıfladığını ortaya koyuyor. Pewresearch
Seçim öncesi bazı Müslüman liderlerin ve toplum kesimlerinin beklentileri, Trump’ın “güvenilir barış mimarı” olarak lanse edilmesine dayanıyordu. Ancak:
Gazze’de saldırılar ve ateşkes ihlalleri devam ediyor,
Suriye’de terörist yapılar ve çatışmalar sürüyor,
Jeopolitik rekabetler derinleşiyor,
Dünya barışı beklentisi yerini çıkar dengelerine bırakıyor.
Bugün geldiğimiz noktada görünen şudur:
Kalıcı barış, sadece bir tercih değil; somut adımlar, eşitlikçi diyalog ve hak temelli çözümler gerektirir. Bu, tek bir liderin vaatleriyle değil, uluslararası hukuka bağlı kolektif iradelerle mümkündür.
İSLAMİ HABER “MİRAT”