islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
32,9389
EURO
35,3326
ALTIN
2.456,51
BIST
10.679,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
28°C
İstanbul
28°C
Açık
Çarşamba Açık
28°C
Perşembe Açık
28°C
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Az Bulutlu
28°C

Ukrayna’nın Düşüşü Neden NATO’nun Güncel Şeklini Yitirmesi Manasına Gelir?

Ukrayna’nın Düşüşü Neden NATO’nun Güncel Şeklini Yitirmesi Manasına Gelir?
14 Eylül 2023 09:00
A+
A-

NATO bloğu, Ukrayna’nın olası olmayan başarısına güveniyor ve çatışmayı uzatmak için her şeyi yapıyor. Batı’nın Ukrayna’daki vekalet savaşı başarısızlığa sürüklendiği için, fiyaskonun arkasındaki Neoconlar çıkış yolları arıyor. Rusya’nın tarihinde daha önce görüldüğü üzere en ağır yaptırımlara maruz kaldığında rejiminin tekrar çökeceğine dair önyargı gerçekleşmedi.

Savaş alanında ilk andaki yanlış hesaplamalarına rağmen bir askeri zayıflamaya rastlanmaması, Batı karargahlarında stratejik uygulanabilirliği faydalı bir görünüm olarak belirdi ve içten içe küstahça bir hayranlıkla karşılandı. Rus Ordusu bölünmek yerine gerektiği zaman geri çekilmek ve ilerlemek için cesur kararlar almaya başladı ve ikisi de Ukraynalı karşıtları için oldukça yıkıcıydı. Bununla beraber çatışmayı körükleyen Avrupalı elitlerin bir başka ekonomik, siyasi ve askeri hoşnutsuzluk kışına baktığı ve Avrupa’nın muhtemelen ikinci dünya savaşından bugüne en tehlikeli dönemini geçirdiği görülmektedir.

Avrupa’da daha geniş bir savaşı körükleyen şey aslında sadece Ukrayna’daki çatışmanın kendisi değil, neredeyse on yıldır Batılı güçlerce görmezden gelinen 2014 yılı ve sonrasındaki olaylardır. Esas mesele Rusya’yla bir vekalet savaşı sürdüren NATO’nun, Ukrayna’daki askeri güce takviyede bulunmasına rağmen “becerebilsen de beceremesen de mahvol” senaryosuyla yüzleşiyor olmasıdır.

Eğer ABD öncülüğündeki blok, yenilgi yaklaştıkça sertleşirse bu Rusya ile karşı karşıya gelmelerine vesile olabilir. Eğer gerçekleşmezse vekalet düşer ve Rusya zafer kazanır, bu da bir zamanlar Londra, Brüksel ve Washington’da öngörülemeyen kaderi kâbus gibi bir gerçeklik haline getirir.

Böyle bir yenilgi tüm NATO markasının prestijine ve itibarına yıkıcı bir etkide bulunacaktır. Nihayetinde Sovyetler Birliği’nin uzun zamandır var olmamasına rağmen blok kendisini Rus yayılmacılığına karşı vazgeçilmez bir siper/kalkan gibi göstermektedir.

Ukrayna’nın yenilme ihtimalinin artış gösterdiği bir durumda esas ortağın güçsüzlüğü ve ilgisizliği kanıtlanmış olacaktır. Daha da gülüncü, Amerika’nın silah endüstrisi de karlı bir pazar olması hususunda reddedilmiş olacaktı. Pekiyi Rusya’ya karşı mutlak zaferi vaat eden multi milyar dolarlık bir makine nasıl oldu da yenilgiyi kabullenmeye başlayabildi?

Ayrıca Ursula Von Der Leyen gibi bazı Avrupa Birliği bürokratları nasıl oluyor da yarı dini bağlılıklarından dolayı Rusya’yı yenme inadını bırakıyor ki kendisi bir buçuk yıldır utanmadan müjdecilik (Evanjeliklik) yapıyor.

Ek olarak Ukrayna’da Rusya’ya karşı siyasi, ahlaki ve ekonomik karşıtlığıyla bulunmakta olan Amerikan yönetimi, Afganistan 2.0’ın bir benzerinin Avrupa’da olması ihtimalini ne kadar hesaba katıyor?

İki şey yapmaları gerekiyor ki birincisi başarısızlıklarını yükleyecekleri birini bulmaktır, ikincisi ise kamuoyunu yönlendirebilecekleri ikinci bir düşman bulmaktır. Suçlanacak birisini bulmak kolayca gerçekleştirilebilir ki söylem Macaristan, Hindistan ve Çin gibi devletlere yapılan hücumla benzer olacaktır ki bu da Rusya’yı engelleme ve yenme hedefiyle birleşen devletleri tökezletmek manasındali suçlamadır.

Ukrayna’nın kendisi de bu söylemde merkez konumda suçlanacaktır. Batı’nın ve NATO’nun sunduğu ilacı almaktan aciz bir ülke olarak, askeri uzmanların emirlerini dinlemeyen bir ülke durumunda sunulacak ve kendilerini yenilmekten kurtaramadılar izlenimi verilecek.

Bir başka düşmana hızlıca odaklanma söylemi en basitidir ve belirgin olarak bu Çin olacaktır. NATO, halihazırda Japonya’da planladığı bir irtibat bürosu üzerinden Asya’daki etkisini artırmaya çalışıyor.

En çok endişe veren konu ise, Batılı güçlerin savaşın suçluluğu üzerine dava açmadaki başarısızlığı gibi bir durum söz konusu olursa, daha ileri seviyede bir gerilimin olması ihtimali ortaya çıkacaktır. Böyle bir gerilim Rusya ile NATO’nun doğrudan karşılaşmasına vesile olacaktır.

Problem şudur ki Washington ve Kiev’de rasyonel değerlendirme ve müzakere çok nadir hale gelmiş görünmektedir. Öyle ki dikkat çekici bir biçimde yıkıcı bir tırmanış olayı, Neocon düşünce kuruluşları tarafından (ki onlar Washington ve Brüksel’de gayet etkili kişilerdir) bir seçenek olarak görülüyor.

NATO’nun Ukrayna’ya doğrudan bir müdahale yaptırımı durumunda, elbette Polonya ve Romanya taburları tarafından barışı koruma ve insani müdahale başlıklarıyla gerekçelendirilecek, fakat görevin tasnifi Rus birlikleri ile çatışmalar başlayınca ve elbette ardından gelecek NATO – Rusya savaşlarının sarmalı hesaba katıldığında oldukça alakasız gözükecek.

Bir şey açıkça ortadadır ki AB ve NATO, Zelenski rejimi ile böyle etkileşimde oldukça kazara yeni bir şey olmayacak. Bundan sonra ne olursa olsun iki tarafa da (çatışmaya da uzlaşmaya da) eğilip bükülmesi gerekebilir.

Geçtiğimiz günlerde Kiev’in Almanya’daki en üst düzey yetkilisi, Batı’yı kanlı başarısızlık projesinin esas sorumlusu olarak suçladı ve Avrupalılarla Amerikalıların Kiev’e para ve silah yardımının geciktirilmesini sebep olarak gösterdi. Büyükelçi Aleksey Makeev’e göre Batı’nın bu başarısızlığı sayesinde Ruslar, Ukrayna’nın Doğusuna savunma hatlarını inşa ettiler ve talihsiz Ukraynalı askerler de geçtiğimiz üç ayda olumsuz kaderleriyle baş başa kaldılar

Gerçek dünyada, şimdi ağır çekim bir felaket haline gelen karşı saldırı, neredeyse bir yıldır Ruslara ve daha geniş dünyaya telgraf çekmişti ve kesinlikle tarihin en büyük askeri talihsizliklerinden biri olarak hatırlanacak. Ukrayna rejiminin niyetlerini açıkça ilan etmesi, hatta stratejik amaçlarını ve saldırı hedeflerini yüksek sesle aşikar etmesi, Makeev’in arzuları doğrultusunda kolaylıkla görmezden geliniyor.

Artık açıkça görülüyor ki Kiev doğrudan kılıç sallamanın, ortakları motive ederek silah nakliyatını artıracağına inanıyor. Beklendiği gibi olmadı ve Kiev’in çatışma alanındaki ilerlemesi gerçekleşmediğinden beri sabırlar azalmaktaydı ve uzun süren Rus savunması harekatı başarısızlığa mahkum edilmişti. Yine de Kiev’in prestijini pazarlama ihtiyacı ve Avrupalı elitlerin talepleri doğrultusunda (Ruslar tarafından) karşı saldırı başladı ve Ukrayna birliklerinin tüm taburlarını silerek, Batılıların daha önce gönderdiği ağır silahları yaktılar. Durum trajikomik bir aşk hikayesini çağrıştırıyor ki sonunda Avrupa Birliği ve NATO’nun intihara sürüklendiği bir uzak sevgili/imkansız aşk hikayesine benziyor.

Şu anda AB-NATO bloğu bu tatsız durumdan kurtulmak için çareler arıyor ve NATO genel sekreteri Stoltenberg, NATO’nun daha önce hiç bu kadar güçlü olmadığını vurguluyor. Gerçek şu ki Ukrayna çatışması NATO’yu ortadan kaldırabilir. Zira NATO gerçekte küçük balıkları uyaran ama dengi veya akranı olan bir balıkla yüzleşemeyecek durumda olan bir nevi modern milletler cemiyeti haline gelmiştir. NATO’nun kendi propagandasının büyüsüne kapıldığı anlaşılıyor. NATO doğrudan Rusya veyahut da Çin’den gelecek bir karşı koymaya itiraz bile edemeyecek ve devamında çökecek durumdadır.

Şimdi asıl soru bloğun Ukrayna’da Rusya ile karşılaşmayı tasarlayıp tasarlamadığıdır ve ayrıca şimdi Ukrayna’daki çatışmanın omurgasını oluşturan Batılı politik elitler, suçlayarak geri çekilmeyi mi önerecekler veyahut da umutsuzluğu tırmandırma yolunu mu seçecekler?

Bir şey tartışılamaz ki o da Ukrayna ihtilafıyla iç içe geçmiş biçimde NATO’nun kaderi ve bir savunma ittifakı olarak güvenilirliğidir. Fakat gerçekte, NATO’nun askeriden daha çok siyasi bir organizasyon olduğu dikkate alınırsa bu hayati konular asla açıkça tartışılmayacak. Dolayısıyla cevaplar da tıpkı kürsüden Tanrı’nın var olmama ihtimalinin yokluğunu duyuran bir rahibin cevabı gibi benzerdir.

Haberin/Yazının orjinali:

Here’s why Ukraine’s defeat could mean the end of NATO in its current form — RT Russia & Former Soviet Union (swentr.site)

 

Yazar: Chay Bowes

Tercüme: Mehmet Turan

 

 

 

ETİKETLER: Manşet
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.