
ULUSLARARASI TOPLUM KİM? KİMDEN NE BEKLENİYOR?
Gündemdeki son haberlerden biri şöyle:
“ABD Başkanı Donald Trump’ın geçmişteki özel temsilcisi Jason Greenblatt, İsrail’in Gazze’deki savaşı bilinçli olarak sürdürdüğünü iddia etti. Greenblatt, Tel Aviv yönetiminin barış sürecini engellediğini söyledi.
İsrail hükümeti barışı istemiyor. Greenblatt, Gazze’deki insani felaketin İsrail’in askeri politikalarının bir sonucu olduğunu belirtti.
Ve Uluslararası toplumun daha fazla sessiz kalmaması gerektiğini dile getirdi.”
Amerika’nın eski ve yeni yöneticiler ““Uluslararası toplum daha fazla sessiz kalmamalı”, diyor.
Fransa, Almanya Hatta İngiltere gibi Avrupa Devletlerinin temsilcileri de konuşmalarını “uluslararası toplumun duyarlı olması” diye bitiriyor. Rusya da aynı şeyleri söylüyor.
Mısır, Suudi Arabistan ve Türkiye gibi birlikte adım atması gereken sorumlu ülkeler de “uluslararası tolumun ilgisine vurgu” yapıyor.
Biz de merak edip soruyoruz:
Bu uluslararası toplum kim, kimler?
Sayılan bu ülkelerin kendileri uluslararası toplumun bir parçası değil mi? Kendilerinden değilse kimden ne bekliyorlar?
Yoksa onlar uluslararası toplum diye Gazze’ye uzak coğrafyalardaki Çin’i, Hindistan’ı ve Endonezya’yı mı kast ediyorlar.
Bu hastalık uluslararası toplum gibi tek tek uluslara, onların iç politikalarına ve şahıslara da sirayet etmiş durumda.
Kendimiz bir şey yapmamak ama hep başkalarından beklemek.
Böyle olunca da süt havuzu değil de su havuzu oluşuyor. Anlatalım:
Padişahın biri bir süt havuzu oluşturulmasını istemiş. Süt getirenlere ücretlerinin fazlasıyla ödeneceği de duyurulmuş.
Süt getirebilecek insanlar da şöyle düşünmüş:
Ben süt değil de su getirsem veya hiçbir şey getirmesem bunu kim anlayacak? Gider ilgililerden ücretimi de alırım.
Ve süt üreticileri gece gelerek su kaplarını havuza boca etmiş veya boca eder görünmüşler.
Sabah olunca da ahlaki felaket açığa çıkmış.
Ülkeler de böyle gibi; adalet, merhamet, barış ve yardım havuzuna beklenildiği şekilde süt değil su taşıyorlar veya hiçbir katkı vermiyorlar. Doğal olarak da sonuç alınamıyor.
Olan da mazlumlara ve onların beklentilerine oluyor. Birleşmiş Milletler gibi Uluslararası sistemin içine ediliyor ve yarı aç ülkeler bile silahlanma yarışına giriyor.
Sözü Yaratanımıza bırakalım:
“Kur’an’ın rehberliğini reddeden insanlığın kendi eliyle yaptığı kötülükler yüzünden, hem toplumsal, hem de doğal denge bozularak karada ve denizde haksızlık, adaletsizlik, dünya savaşları, nükleer felâketler, aşırı silahlanma, çevre kirlenmesi, uyuşturucu, alkol, cinsel sapıklık, terör ve anarşi gibi her türden fesat ve bozgunculuk ortaya çıktı. İşte Allah, yaptıklarının bir kısmını onlara daha bu dünyada böylece tattırıyor ki, bu gidişin yanlış olduğunu anlayıp yeniden Kur’an’a dönsünler. ” (Rûm 41)
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE –
Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…
250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…
ÜÇ FATMA NUR’UN ÖLÜMÜ, TEK BİR GERÇEK: AİLE VE EĞİTİM SİSTEMİMİZİN ÇÖKÜŞÜ (2) 3. TOPLUM…
Gençler Arasında Sessiz Tehlike: "Apateizm" Akımı Yayılıyor! Eğitimci ve yazar Dilek Temirhan, son dönemde gençler…
KURBAN İBADETİNİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ? Soru 5: Kurban için bütçemizi zorlamalı mıyız? Nasıl kurban kesmeliyiz? İslâm…
Aile çökerse nüfus dibe vurur, ülke uçuruma sürüklenir… İngiltere’nin parlak entelektüellerinden John Berger, 1978 yılında…