
ÜNİVERSİTE CAMİLERİ, MANEVİYATIN KAMPÜSLERDEKİ KALESİ OLMALI
Üniversite camilerinde yaşanan sorunlar, hem manevi hem de toplumsal açıdan derin bir meseledir. Geçenlerde bir üniversitenin kampüsünde bulunan camiye gittim. Öğle namazını kılmak niyetiyle adım attığım camide karşılaştığım manzara beni derinden sarstı. Şadırvanın hali içler acısıydı; lavabolar bakımsız, hijyenden yoksundu. Caminin alt kısmı ise adeta mezbelelik bir haldeydi. Şimdi düşünün, gençlerimize ve akademisyenlerimize böyle bir ortamda nasıl manevi bir huzur sunabiliriz? Böyle bir yerde kılınan namazın insanın ruhuna dokunmasını nasıl bekleyebiliriz?
Camiinin şadırvan kısmında bir beyefendiyle karşılaştım. Ne iş yaptığını sordum, direkt bir cevap vermedi. Ancak sohbet ilerledikçe, imam olduğunu öğrendim. Şaşırdım. Çünkü bir imamın, hizmet ettiği camiyi böyle bir durumda bırakmasına akıl sır erdiremedim. Elbette, bir kişinin elinde olmayan sebepler de olabilir; ama bu mesele sadece bir kişinin değil, bir sistemin eksikliği gibi görünüyor. İşte burada, üniversite camilerindeki imamların rolü ve bu yapıların nasıl organize edilmesi gerektiği üzerine düşünmek şart.
Birlikte olduğum Şerif Hocada bu durumu görüp, eleştirdi ve konunun önemini vurguladı.Hepimiz hemfikirdik: Üniversite camileri, sadece namaz kılınan yerler değil, aynı zamanda gençlerin maneviyatla buluştuğu, fikirlerin paylaşıldığı, toplumsal değerlerin yeniden inşa edildiği merkezler olmalıdır. Bugün gençlik, üniversitelerde büyük sorunlarla boğuşuyor. Manevi boşluklar, kimlik arayışları, modern çağın getirdiği karmaşık problemler… Bu noktada, üniversite camilerinin rolü daha da kritik hale geliyor. Ancak bu rolü hakkıyla yerine getirmek için bazı adımlar atmamız şart.
İlk adım, bu camilere atanacak imamların niteliklerinin yeniden tanımlanmasıdır. Üniversite camilerindeki imamlar, klasik anlamda sadece namaz kıldıran kişiler olmamalı. Bu kişiler, gençlerle iletişim kurabilen, onların dilinden anlayan, onlara hem manevi rehberlik yapabilecek hem de modern dünyanın sorunlarına cevap verebilecek donanımda olmalıdır. Şefkatli, merhametli, bilgiyle donatılmış, kültürel ve sosyal açıdan zengin bireyler olmalıdır. Bir imam, bir gencin aklındaki sorulara cevap veremiyorsa, onun gönlünü kazanamıyorsa, o camide nasıl bir bağ kurulabilir?
İkinci adım, camilerin fiziksel durumu. Bu konuda hiçbir taviz verilemez. Temizlik, düzen, bakım… Bunlar bir caminin asgari standartlarıdır. Şadırvanlar pırıl pırıl olmalı, lavabolar hijyenik olmalı, caminin genel atmosferi insanı huzura davet etmelidir. Çünkü temizlik, sadece bedenimizi değil, ruhumuzu da arındırır. Camilerimiz, gençlerin gönül rahatlığıyla vakit geçirebileceği, kendilerini değerli hissedebileceği mekânlar olmalıdır.
Üçüncü adım ise, bu camilerin işlevselliğini artıracak projeler geliştirmektir. Camiler, sadece ibadet edilen yerler olmaktan öteye geçmelidir. Gençlik merkezleri kurulabilir; bu merkezlerde manevi rehberler görev alabilir. Çeşitli etkinlikler, sohbet programları, kitap okuma grupları organize edilebilir. Hatta bu merkezlerde gençlere ücretsiz ikramlar sunularak, onların buraya gelmeleri teşvik edilebilir. Çünkü gençlik, bazen küçük bir ikramla, bir tebessümle bile kazanılabilir.
Düşünün, kampüslerdeki bu büyük camiler, ibadet ve irşat noktasında nasıl birer merkeze dönüşebilir? Bu potansiyeli görmek ve harekete geçirmek zorundayız. Bu camilerin etrafında özel konsept çalışmalar yapılmalı. Üniversite gençliğinin beklentilerine uygun projeler geliştirilmelidir. Mesela, camilerde düzenlenecek konferanslar, atölyeler, sosyal sorumluluk projeleri… Tüm bunlar, gençlerin camiye olan ilgisini artırır. Onların hem manevi hem de toplumsal aidiyetlerini güçlendirir.
Şunu unutmayalım: Gençlik, bizim geleceğimiz. Onların sorunlarını çözmek için, onların dünyasına inmeliyiz. Üniversite camileri, bu anlamda en önemli köprülerden biridir. Bu köprüyü sağlam tutmak, hem geçmişle bağımızı hem de gelecekle umutlarımızı diri tutar. Eğer bu camilerde gençlerimizi kazanamazsak, başka yerlerde kaybetme riskimiz artar.
Sonuç olarak, üniversite camileri, üzerinde titizlikle durulması gereken bir konudur. İmamından temizlik görevlisine, organizasyonundan etkinliklerine kadar her detay düşünülmelidir. Çünkü bu camiler, sadece birer ibadet mekânı değil, aynı zamanda birer eğitim, irşat ve dayanışma merkezidir. Biz bu mekanları en iyi şekilde düzenler, gençlerimize uygun hale getirirsek, işte o zaman gerçek bir medeniyet inşa edebiliriz. Gördüğünüz gibi mesele sadece bir cami değil; bir medeniyet meselesi. Ve bu meseleyi çözmek, hepimizin görevidir…
Saygılarımla
Taşkın Koçak
MİRATHABER.COM
Erbakan'ın Yakın Koruması Abdurrahman Akyüz: "Hocamız AK Parti'yi Destekliyordu" Merhum Başbakan Necmettin Erbakan'ın uzun…
Yunan Siyasetçi Kyrtsos'tan Atina'ya Sert İsrail Uyarısı: "Katillerle Savunma İttifakı Olamaz" Yunanistan siyasetinin deneyimli isimlerinden…
KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…
Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki: "Bizi Gazze’deki Mücahitler Temsil Ediyor" Batı…
Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…
250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…