islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,7297
EURO
55,7185
ALTIN
6.389,86
BIST
11.116,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
21°C
İstanbul
21°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
19°C
Pazar Az Bulutlu
19°C
Pazartesi Çok Bulutlu
20°C
Salı Yağmurlu
16°C

Vefatının Yıl Dönümünde Zindan Şehidi Şeyhmus Durgun

Vefatının Yıl Dönümünde Zindan Şehidi Şeyhmus Durgun
A+
A-

“Tahliyeme Az Kaldı” Demişti: Vefatının Yıl Dönümünde Zindan Şehidi Şeyhmus Durgun

“Tahliyeme çok az bir süre kaldı…”

— Şeyhmus Durgun’un 23 Ekim 1985’teki şüpheli vefatından sadece 14 gün önce, 9 Ekim 1985 tarihinde cezaevinden kaleme aldığı son mektubundan.

Son Mektubun Ardından Gelen Şüpheli Vefat

23 Ekim 1985 tarihinde Çanakkale Cezaevi’nde hayatını kaybeden gazeteci, yazar ve makine mühendisi Şeyhmus Durgun, vefatının yıl dönümünde rahmetle anılıyor.

Tahliye tarihine (28 Temmuz 1986) kısa bir süre kala hayatını kaybeden Durgun’un, vefatından sadece iki hafta önce ailesine ve yakınlarına gönderdiği mektuptaki ümitvar ifadeleri, ölümünün üzerindeki şüpheleri ve iddiaları canlı tuttu.

Vefatı Üzerindeki İddialar ve Şüpheler:

Ağır Cezaevi Koşulları ve İşkence: Yakın çevresi ve dönemin tanıkları, Durgun’un cezaevindeki fena muamele ve ağır işkence koşulları sonucu hayatını kaybettiğini veya faili meçhul bir şekilde katledildiğini dile getirdi. Mektubunda cezaevi şartlarına rağmen inancını, samimiyetini ve moralini koruduğunu belirten Durgun’un aniden vefat etmesi, kaza veya doğal ölüm iddialarını zayıflatarak İslami kamuoyunda “Zindan Şehidi” olarak anılmasına yol açtı.

Gençlik Yılları ve İslami Mücadelesi

1954 yılında Diyarbakır’da doğan Şeyhmus Durgun, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Genel Makine Bölümü’nde öğrenim gördüğü yıllarda aktif fikir ve aksiyon hayatına başladı. Fatih Vakıflar Yurdu ve Yeşildirek Rüstempaşa Yurdu’nda kaldığı dönemde İslami öğrenci hareketlerinin öncü isimleri arasında yer aldı

Dönemin önemli öğrenci hareketi Milli Türk Talebe Birliği’nde (MTTB) kritik görevler üstlendi:

  • MTTB İcra Konseyi Başkanlığı: Cemaleddin Tayla döneminde MTTB’nin İcra Konseyi Başkanlığı görevini yürüttü.
  • Basın-Yayın Faaliyetleri: MTTB’nin yayın organları olan Çatı ve Milli Gençlik dergilerinde idarecilik yaptı, kaleme aldığı yazılarla dönemin gençliğine yön verdi.

Yargılanma ve Tutukluluk Süreci

Çatı dergisinde yayımlanan bir yazısı nedeniyle yargılanan Durgun, 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mayıs 1983’te cezasını çekmek üzere önce İstanbul Bayrampaşa (Sağmalcılar) Cezaevi’ne, ardından Çanakkale Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi.

Şeyhmus Durgun; adanmışlığı, kalemi, samimiyeti ve tavizsiz duruşuyla vefatının yıl dönümünde dualarla anılmaya devam ediyor.

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

 

Yorumlar
  1. ali seyyar dedi ki:

    Türkiye Cumhuriyet tarihi; ideolojik spektrumun neresinde durursa dursun, ürettiği fikirler ve kaleme aldığı yazılar sebebiyle hapis hayatı yaşamak zorunda kalmış sayısız entelektüel, şair ve siyasetçinin varlığıyla şekillenen bir süreç niteliği taşımaktadır. Erken dönemden itibaren devlet erki, fikrî çoğulculuğu organik bir zenginlik olarak görmek yerine, idarî ve kanunî yaptırımlarla kontrol altında tutulması gereken bir güvenlik meselesi olarak ele almıştır.

    Nâzım Hikmet’ten Necip Fazıl’a, Sabahattin Ali’den Nihal Atsız’a ve Kemal Tahir’e uzanan bu geniş mağduriyet yelpazesi; devletin meşruiyetini hukukun üstünlüğü ve insan onuru (Kerâmet-i İnsaniye) yerine, fikrî tektipleştirme üzerinde kurmaya çalıştığı dönemlerin acı bir bilançosudur. Merhum Şeyhmuş Durgun da maalesef bu kervana katılan islâm düşünürlerinden sadece birisidir.

    Fikirlerin cezalandırıldığı bir idarede devlet, topluma insan sıcaklığı sağlayan canlı bir organizma olmaktan uzaklaşarak, kendi ahlaki zeminini aşındıran soğuk bir mekanizmaya dönüşmektedir (Prof. Dr. Ali Seyyar).