
Bugün, toplumumuzun damarlarında dolaşan ve hepimizi derinden etkileyen bir hastalığın, Yolsuzluğun Anatomisi üzerine bir sorgulama yapacağız. Yolsuzluk dediğimiz olgu, yalnızca ekonomik veya hukuki bir suçtan ibaret değildir; o, aynı zamanda derin bir ahlaki yozlaşmanın, bireysel tercihin ve sistemsel körlüğün bir dışavurumudur. Bu müzakerenin başlangıç noktasını, sorunun en temel kaynağına, yani insana konumlandırmalıyız.
Bir insan, aldatmayı, rüşveti veya yolsuzluğu neden tercih eder? Bu tercih, dışarıdan gelen cazibelerin, bireyin kendi değerler dünyasını nasıl istila ettiğinin bir göstergesidir. İnsan, kendi dünyasının dışındaki, çoğunlukla hızla zenginleşme ve gösteriş üzerine kurulu, özenti duyduğu başka dünyalara imrenmeye başladığında, kendi iç muhasebesini kaybetmeye başlar. Bu özenti, bireyin etik pusulasını bozar. Şartlar ne olursa olsun dürüstlükten, liyakatten ve adaletten yana tavır almak yerine, kolay yolu, yasadışı kazancı seçmek; aslında bir anlık çıkar için bütün bir ömrü ve onuru riske atmaktır. Yolsuzluk, sadece bir mal varlığına el uzatmak değil, bizzat kişinin kendi vicdanına ve karakterine ihanetidir.
Elbette, bir toplumda yolsuzluklar sürekli bir hal almışsa, burada sistemsel bir bozukluk olduğu tespiti doğrudur ve çözüm, yalnızca bireysel ahlak bekçiliği yapmakla sınırlı kalamaz. Ancak, sistemin değiştirilmesi, sadece yolsuzluklardan şikayet edenlerin değil, sistemi kararlılıkla işletmek ve dönüştürmek için çalışanların omuzlarındadır. Çoğu zaman görüyoruz ki, yolsuzluklar, gücü ele geçirme ve iktidar mücadelesinde bir siyasal çatışma arenası oluşturmaktadır. Bir tarafın yolsuzluk tespiti, diğer taraf için iktidarı ele geçirme aracı haline gelmekte; ancak kimse, bu kısır döngüyü kıracak köklü bir sistem inşasına odaklanmamaktadır. Bizim ihtiyacımız olan, geçici siyasi rant için kullanılan sloganlar değil, herkes için bağlayıcı, şeffaf ve denetlenebilir, sarsılmaz bir etik zemine dayalı bir yeni sistem inşasıdır.
Bu yeni sistemi inşa ederken, mevcut demokrasi anlayışımızın dışına çıkma cesaretini göstermeliyiz. Zira, kalabalıklarla, yani popülist söylem ve sayısal çoklukla gerçekleşen bir demokrasinin, ehliyet, liyakat ve adaleti ne kadar egemen kılabildiği ciddi bir sorgulama konusudur. Demokrasinin temelini oluşturan halk, gerçekten liyakat ve adalet sevdalısı mı, yoksa anlık çıkarlara ve duygusal manipülasyonlara daha mı hassas?
Çoğulcu bir anlayışla siyaset yapma gayretimiz bugüne kadar ne yazık ki doğru bir noktaya varamadı. Ancak bu, asla bir diktatörlük özlemi ya da tekelci bir zihniyet çağrısı değildir. Tam tersine, adaletin, ehliyetin ve liyakatin demokraside Egemen kılınması için radikal yeniliklere ihtiyacımız vardır. Bu, her alanda kadrosal bir hareketin ve hassasiyet sahibi meclislerin oluşmasıyla mümkündür. Kalabalıkların alkışına değil, bilimin, hukukun ve ahlakın rehberliğine talip olmalıyız.
Yolsuzlukla mücadele, bir kanun veya düzenleme meselesinden öte, bir zihniyet dönüşümü meselesidir. Sistemler ne kadar iyi tasarlanırsa tasarlansın, o sistemleri işletecek olan insan faktörü belirleyicidir. Bu nedenle, yolsuzluğun panzehiri, bireyin yeniden inşa edilmesiyle, yani insandan başlamakla mümkündür.
İnsanlarımızı, dış dünyanın parıltılı özlemleri yerine, kendi içlerindeki ahlaki zenginliği keşfetmeye yönlendirmeliyiz. Kurumlarımızda ehliyeti, liyakati ve adaleti tek ölçüt olarak kabul etmeliyiz. Güçlü bir sivil toplum olarak, bu ilkeleri savunan kadroların yetişmesine öncülük etmeli, şikayet eden değil, çözüm üreten, sistemi dönüştüren kararlı bir iradeyi temsil etmeliyiz.
Yolsuzluğun anatomisi, sadece çürük elmaları işaret etmek değil, içinde yaşadığımız sepeti yeniden örmektir. Bu sorumluluk hepimizindir.
Yunus EKŞİ
@yunuseksi_53
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ
İSLAMİ HABER “MİRAT”
GÖZ ZİNASI VE GİYİNME ALGIMIZ ÜZERİNE İSLAMİ HABER "MİRAT" YOUTUBE
Savaş, din ve siyaset: Papa-Trump gerilimi Vatikan ile Beyaz Saray arasındaki gerilim büyüdükçe bunun yansımaları…
Fransız Meclisi’nde "Çifte Standart" Tepkisi: "Putin’e 19 Yaptırım, Netanyahu’ya Sıfır!" Fransa Ulusal Meclisi, İsrail’in Gazze…
Erdoğan: "Teknoloji ve Yapay Zekayla Keskin Bir Dönüşüm Yaşanıyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünyanın teknoloji…
KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…
YAPAY ZEKÂ: REFAHIN KALDIRACI MI, FITRİ KABİLİYETLERİN ATALET TUZAĞI MI? İnsanoğlu, varoluşundan bu yana araç…