
PKK’nın 12 Mayıs’ta yaptığı fesih açıklamasının ardından gözler örgütün Suriye kolu YPG’ye çevrildi. Irak’ta silah bırakmaya başlayan PKK’nın aksine YPG, Suriye’de işgal ettiği bölgelerde ağır silah ve mühimmat yığmaya, yeni savunma hatları kurmaya ve tünel faaliyetlerini hızlandırmaya başladı.
YPG, özellikle Haseke’nin Maliki ile Halep’in Ayn el-Arab ilçeleri arasında Türkiye sınır hattında mayın döşedi. Aynı zamanda Halep’in Deyr Hafer, Rakka’nın Tabka ve Deyrizor’un Fırat Nehri bölgesinde yeni savunma hatları inşa ederek Şam yönetimiyle temas noktalarında hareketliliğini artırdı.
Örgüt, birinci savunma hattına orta ve hafif silahlar ile antitank roketleri yerleştirdi. İkinci hatta zırhlı araçlar, havanlar ve topçu bataryaları konuşlandırılırken; üçüncü hatta uzun menzilli toplar ve kamikaze dronlar mevzilendirildi. Bu hatlar arasında bağlantı sağlayan tüneller kazılarak lojistik ikmal hatlarıyla birleştirildi.
Elebaşı Karayılan’ın “Tünellerimiz kalelerimizdir” stratejisi doğrultusunda YPG, özellikle Rakka ve Fırat Nehri hattında tünel inşa faaliyetlerini hızlandırdı. Bu tüneller askeri operasyonlara karşı korunma sağlarken, aynı zamanda uzun süreli bir “direniş” hedefi için kullanılıyor.
ABD üslerinin bulunduğu Haseke’nin Rumeylan ilçesinde örgüte ait bir betonarme tünel üretim tesisinin bulunduğu bildirildi. Burada RPG’ye dayanıklı, araç geçişine uygun ve komuta merkezi olarak kullanılabilecek güçlendirilmiş tüneller üretiliyor.
Uzmanlar, Rakka’nın Tabka ve Safsafe ilçelerinde kazılan tünellerin, yüksek yer altı su seviyesi nedeniyle şehir altyapısını ve halkın güvenliğini tehdit ettiğini belirtiyor. Hastaneler ve okulların altından geçen bu tünellerin çökmesi halinde geniş alanların zarar görebileceği ifade ediliyor.
HABER YORUM
Bölgemizde İsrail denilen terör devletinin(!) varlığı ve etkisi yok edilmediği müddetçe, terör örgütlerinin varlığı devam edecektir…
Bugün, adı PKK ya da PYD/YPG olan terör örgütleri, yarın başka bir isimle karşımıza çıkabilir…
Çünkü; Orta Doğuda İsrail’in “Vaad Edilmiş Topraklar” hezeyanı devem ettiği müddetçe, terör örgütleri de devam edecektir. Bunlar sadece Siyonizm’in piyonlarıdır.
Dolayısıyla bölgemizde barış ve istikrarın sağlanabilmesi için sadece terör örgütleriyle mücadele yetmez; bu örgütleri doğuran, besleyen ve yönlendiren zihniyetle de mücadele etmek gerekir. İsrail’in işgal politikaları ve Siyonist emelleri, terörün en büyük kaynağıdır.
Pekiyi bunun çözümü nasıl sağlanabilir?
Aslında bu büyük sorunun tek bir çözüm yolu vardır:
“Bölge ülkeleri birlik ve beraberlik içinde hareket ederek İsrail’in işgalci ve terörist politikalarına karşı ortak tavır almalı ve böylece Siyonist planları boşa çıkarmalıdır.”