
YÜCE ALLAH “SIRATIN MÜSTEKÎM’DE BİZ NEREDEYİZ?
Şanı yüce olan Allah, varlığını kendi zatından alan ezelî ve ebedî bir Rabdir. Bilgisi, kudreti ve rahmeti sonsuzdur. Kendisi dışındaki bütün varlıklar onun mahlukudur. Onun itaat edeceği bir otorite yoktur.
Ne var ki O en güzel kıvamda ve ebediyet takdir ederek yarattığı insanları denemeye uğratmayı dileyen ilkeli bir Rab olduğu için O da yasalarını vahiy yoluyla kendisinin oluşturduğu Sıratı Müstekim üzerinde olmayı dilemiştir.
O elçisi Hûd diliyle bu gerçeği şöylece açıklamıştır:
“Ben, Rabbim ve Rabbiniz olan ALLAH’a güvendim. O’nun yaşamını denetimi altında tutmadığı hiç bir yaratık yoktur. Hiç şüphesiz Rabbim Sıratın Müstekîm üzerindedir.” (Hûd 56)
SIRATIN MÜSTAKÎM NEDİR?
Kur’ân’a göre Sıratın Müstekîm veya es-Sırate’l- Müstetekîm nedir? (Ya-Sîn 3; Fatiha 6):
Göklerin, Yerin ve içindekilerin sahibi olan Allah’ın yoldur. (Şura 53)
Allah’ın kendilerini nimetlendirerek yücelttiği insanların yoludur. (Fatiha 5,6)
Dosdoğru dindir. (En’am 161)
O, Aziz ve Rahim olan Allah’ın indirmesi olan Kur’ân’dır. (Ya-Sîn 4,5)
Hz Muhammed’in de kendisine çağırdığı ve içinde yürüdüğü ve bizim de okuduğumuz Fatihalarla istememiz ve İslam ile girmemiz gereken yoldur. (Sırasyla bak: Zühruf 52; Ya-Sîn 4; Fatiha 6)
SIRATIN MÜSTEKÎM BİZİM İÇİN GEREKLİDİR DE
Böylesi bir yol üzerinde olmak biz insanlar için gerekli olabilir ama bütün varlıkların yaratıcısı olan Allah için nasıl düşünülebilir? Bunun bir tek anlaşılabilir ve anlatılabilir açıklaması olabilir ki o da ilkeli bir Rab olmayı isteyen Rabbimizin bunu kendi özgün iradesiyle dilemiş olmasıdır.
Aslında sahip olduğu el-Rahman, el-Halik , el-Musavvir, el-Adl, el-Nûr ve benzeri Esmâül Hüsna’sı yani bütün güzel isim ve sıfatları da Sıratın Müstekîm üzerinde olmasını gerektirmektedir.
SIRATIN MÜSTAKÎM YASALAR DİZİSİDİR
Yukarıda yer verilen âyetlerden yaptığımız alıntılar, Sıratın Müstakîm’in uyulması gereken ilahî yaysalar dizisi olduğunu göstermektedir ki [“Göklerin, Yerin ve içindekilerin sahibi olan Allah’ın yoldur.” (Şura 53)] âyeti de bu gerçeği özetlemektedir.
SIRATIN MÜSTEKÎM’İN BAŞLICA İÇERİĞİ
1-Tabîata /Doğa’ya İlişkin Kanunlar
Allah yarattığı bütün varlıklarla ilgili örneğin fiziki, ruhî, biyolojik ve astronomik vs. yasalar koymuştur:
«…Bizim Rabbimiz, her bir varlığa yaratılışını veren/kodlayan, sonra da o varlığı hayatı ve görevleri için doğru yola yönlendirendir.» (Tâhâ 50)
O koyduğu bu tabîat yasalarını korumaktadır. Korumaya mecbur değildir ama hayatın devam edebilmesi ve insanların kendileri için yaratılan varlıklardan tevrübî ve bilimsel çalışmalarla yararlanabilmesi için o bu yasalarını muhafaza etmektedir.
Bir diğer anlatımla Allah evren, yeryüzü ve tüm canlılar için koyduğu özgün tabiat yasalarını değiştirmez. Kıyamet’e kadar koruyacaktır.
Aşağıda misal olarak aldığımız âyetler bu gerçeğe işaret etmektedir:
“Onlar Allah’ın varlıkları nasıl yaratmaya başladığını, sonra da her an yeniden ve yeniden yaratarak bu işi nasıl tekrar ettiğini görmüyorlar mı? Hiç kuşkusuz bu, Allah için çok kolaydır.” (Ankebût 19)
“Gökleri ve yeri yıkılıp yok olmaktan koruyan ve mükemmel bir sistem çerçevesinde gök cisimlerinin hareketlerini devam ettiren yalnızca Allah’tır. O, bir an için varlıkları kendi haline bıraksa, evrende müthiş bir kargaşa meydana gelir. Eğer gökler ve yer yıkılacak olsa, O’ndan başka hiç kimse onların nizamını sağlayamaz. Hiç kuşkusuz Allah, kullarına karşı çok şefkatli, çok bağışlayıcıdır.” (Fatır 41)
“Gökyüzünde Allah’ın koyduğu yasalara boyun eğerek süzülüp uçan kuşlara ibret nazarıyla bakmıyorlar mı? Kuşlara bu olağanüstü kabiliyeti vererek ve onların uçmasını sağlayan kanunları yaratarak onları boşlukta tutan ancak Allah’tır. Hiç kuşkusuz bunda, inanmaya eğilimi olanlar için nice deliller vardır.” (Nahl 79)
2-İslamî Kanunlar
Allah en güzel kıvamda yarattığı insanları yeryüzünde denmeye uğratmayı dilediği için tabîat kanunları yanı sıra İslam kanunlarını da koymuştur. Allah bu kanunları insanlar arasından seçtiği Elçileri vasıtasıyla Kutsal Kitaplar halinde indirmiştir.
Hz. Muhammed bu elçilerin, onun tebliğ ettiği Kur’ân da kutsal kitapların sonuncusu olmuştur.
Allah, kendisini Kur’ân’da yüzü aşkın sıfatla tanıtmaktadır.
Mesela O, vadinden dönmez, insanlara özgür irade vermiştir, tövbeleri kabul ile bağışlar. Müminlerin dostudur ve onlara yardım eder. Kâfirleri ve zalimleri sevmez. Yarattığı canlıların yaşam ihtiyaçlarını üstlenmiştir. Cennet ile mükâfatlandıracak ve Cehennem ile de cezalandıracaktır.
Özetlersek O, her bir varlığı kuşatan rahmeti ile davranmayı kendi zatına görev kılmıştır:
[ De ki “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” De ki “Allah’ındır.” O, Rahmetini Kendi üzerine yazmıştır/Kendisine ilke edinmiştir. Sizi kendisinde şüphe olmayan kıyamet gününde tartışmasız toplayacaktır. Nefislerini hüsrana uğratanlar (bu gerçeklere) inanmazlar. ] (En’âm 12)
Ve bu rahmetini de günahlarına tövbe ederek kendisini düzelten (En’âm 54) ve temel görevlerini yapan kullarına yönlendirmeyi de vazifesi kılmıştır:
” Onlar şöyle dua ettiler: Bize hem bu dünyada, hem de ahirette iyilikler ve güzellikler nasip eyle. Affını ümit ederek yalnızca sana yöneldik Allah’ım!”
Buna karşılık, Allah şöyle buyurdu: “Azabım sınırlıdır, günahkârlardan dilediğimi onunla cezalandırırım. Rahmetime gelince, o her şeyi tamamen kuşatmıştır.
Rahmetimi, dürüst ve erdemlice bir hayat sürerek kötülüklerden sakınan, zekâtını veren ve ayetlerime yürekten inanan kimselere nasip edeceğim.” (Araf 156)
Hulasa Allah da koyduğu ilkelere kendisini bağlamıştır. Değinildiği üzere hayatımız da, gelişmemiz de aslında buna bağlıdır.
PEKİ ALABİLECEĞİMİZ DERS NEDİR?
Her bir varlığın yaratıcı olan Şanı yüce olan Allah koyduğu kanunlar/ilkeler dizisi olan Sıratın Müstekîm ile kendisini bağımlı kılarken biz insanlar Sıratın Müstekîm’in dışında kalabilir, kendimizi sorumsuz olarakak görebilir miyiz?
“İnsan başıboş bırakılacağını ve dilediği gibi hareket edebileceğini mi sanır?” (Kıyamet 36)
“ And olsun, biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insanlar, «Inandık» deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar? Allah elbette inancı ve yaşayışında doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır. ” (Ankebût 2-3)
ALİ RIZA DEMİRCAN
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ
İSLAMİ HABER “MİRAT”