Makale

ZAAFLARIMIZI BİLMEK ZORUNDAYIZ

Stratejik çalışmanın en önemli tarafı, kişi ve grubun zaaflarını ve güçlü yönlerini bilmektir.  Evet, kültür ve medeniyet olarak birçok güçlü yanlarımız ve özelliklerimiz vardı. Fakat, bunlar; çeşitli sebeplerle etkisizleşti ve hayatımızdan uzaklaştı. Dolayısıyla, şimdi; kaybolan özelliklerimiz yerine, yanlış alışkanlık ve tutumlarımız üzerine yoğunlaşalım.

Bilgi’de belirsizlik:

Bilgi, insanın kendini tanıma ve geliştirmesi için en gerekli kaynaktır. Bilginin gereksiz ve lüzumsuz olanı varsa da, her bilginin insana kazandırdığı bazı özellikler vardır.

Bilgide  belirsizlik, belli konularda bilginin azlığından çok, bilgimizin felsefesini kaybetmek olarak açıklanabilir. Çünkü bilgi, belli bir amaç için edinilir. Bu bilgi hayatın bilgisidir. Dolasıyla da bu bilgi; insan, sosyal ilişki ve sistemlerin bilgisidir. Ülkemizde teknik, inşaat, makine ve üretim benzeri bilgilerin belli bir düzeyde olmasına karşılık, sosyal bilginin niteliği ve özelliği konusunda, ciddi problemler bulunmaktadır. Çünkü, bilginin felsefesi demek olan; “bilginin niçin benimsendiği, bilgiyle nelerin yapılabileceği ve bilginin hayatı  (sosyal ilişkileri) düzenleyici özelliği konusunda ciddi bir belirsizlik ve hatta yanlış hedefler bulunmaktadır. Bu konuda farklı görüşler ve bu görüşlere kaynaklık eden, yabancı ekol ve teoriler bulunmaktadır. Öncelikle, bilginin; kendi insan, coğrafya ve kültür değerleri ile belirlenen bir yapısı ve fonksiyonlarının olması gerekiyor.

Kararlarda Dirayetsizlik:

İnsan, çok önemli görev ve sorumluluklar yüklenen bir varlıktır. Toplum da, kural ve değerler ile yönetilmesi gereken bir sosyal sistemdir.  İnsanımız ve yöneticilerimiz, sanki belli kişi ve görüşlere göre hareket etmek zorundaymışçasına, kendi irade ve tercihleri ile hareket etmekte zorluk çekmektedirler. Öyle ki, tek kişinin yönettiği dönemlerden belki de daha çok, kişilere bağımlılık, siyasi görüşleri öncelemek ve böylece kararları, kendi irade ve değerleri ile değil, izini takip ettiği veya bağımlı olduğu kişi ve gruplara bağlı bir şekilde yapılmaktadır. Elbette ki, her insan; çevresindeki iyi dostlar ve yakınlar ile birlikte hareket etmek ister. Bu da normaldir. Fakat, fikri ve siyasi konularda, herkes, olayları anlamaya çalışarak ve düşünerek karar vermek zorundadır. Aklini ve fikrini, başkalarının emrine veren kimseler, doğru ve yanlışı ayırdedebilmek imkanını kaybederler.  Bu yüzden, eğitim görmüş, belli bir anlayış seviyesine gelmiş kişilerde de bile “birilerine veya birilerine bağlı olma” gibi bir özelliğin,  çok ciddi hatalara yol açtığını belirtmek zorundayız.

Davranışlarda Samimiyetsizlik:

Samimi olma, aslında ahlaki bir konudur. Samimi olma, her şeyi kendi kuralları ve özelliği içinde kabul etme ve gereğini yapmaktır. İnsanımız, samimi olmayı yavaş yavaş terk etme ve iki yüzlü davranma tutumuna doğru yönelmektedir. Bunu da yaparken, birtakım olumsuzlukları bahane göstererek, kendi yanlış tutumuna bir temel bulmaya çalışmaktadır.  Halbuki bu tutum, kişinin kendini kandırmasından başka bir şey değildir. İradeli, ahlaklı ve güçlü insan; başkalarının yanlış ve hataları  düşüncelerini gerçekleştirmek yerine, onların ortadan kalkması için çalışmak zorundadır.

Bu konuda, dini ve milli duygulara sahip olan bazı kişilerin de; belki işin yükünü omuzlamaktan çekinmeleri, belki de, samimiyetlerinin test edileceğini korkmalarından dolayı, asıl fikirlerini saklayıp, günün moda veya güçlü gruplarının yanında görünerek, kendi menfaatlerini sürdürmeye çalıştıklarına şahit olabiliyoruz.

Samimiyetsiz kişiler, kendilerine güvenilmediğinden, günün legal topluluk ve güç merkezlerine bağlı olarak hareket edip, ideal tutum ve davranışlardan uzak düşmektedirler.  Bu yüzden de, yapılması gereken asıl tavır ve tutumlardan uzak bir yerde durmaktadırlar.

Zaaflarımız; elbette ki bu kadarla sınırlı değil. Zaaf, “hakikat değeri”ne katılmamak ve şahsi faydayı öncelemek gibi, insanı  basitleştiren bir eğilimdir. Halbuki güçlülük, her ortam ve şartta doğruyu söylemek; doğrunun yanında olmak, şahsi yönden bazı imkanlar, kendisine verilmese bile doğrunun ve hakkın yolunda olmaktır.

İnsan niteliğimizin gittikçe düştüğü, hakikati aramak ve onu gerçekleştirme çabalarının azaldığı, toplum dayanışmasının zayıfladığı bu günlerde, zaaflarımızı görerek, onlardan kurtulma çabası içinde olmamız gerekiyor. Bunun için de, öncelikle  toplumsal bir ideal ve grup yapısı içinde hareket edebilmek ve  büyük güçlerin çizmiş olduğu planların dışında yer almak gerekiyor.

Prof. Dr. Sami Şener

MİRATHABER.COM  -YOUTUBE- 

 

 

Recent Posts

  • Gündem

GÖZ ZİNASI VE GİYİNME ALGIMIZ ÜZERİNE

GÖZ ZİNASI VE GİYİNME ALGIMIZ ÜZERİNE İSLAMİ HABER "MİRAT" YOUTUBE

5 saat ago
  • Gündem

Savaş, Din ve Siyaset: Papa-Trump Gerilimi

Savaş, din ve siyaset: Papa-Trump gerilimi Vatikan ile Beyaz Saray arasındaki gerilim büyüdükçe bunun yansımaları…

8 saat ago
  • Gündem

Fransız Meclisi’nde Çifte Standart Tepkisi

Fransız Meclisi’nde "Çifte Standart" Tepkisi: "Putin’e 19 Yaptırım, Netanyahu’ya Sıfır!" Fransa Ulusal Meclisi, İsrail’in Gazze…

13 saat ago
  • Gündem

Erdoğan, Yapa Zeka için Uyarıda Bulundu

Erdoğan: "Teknoloji ve Yapay Zekayla Keskin Bir Dönüşüm Yaşanıyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünyanın teknoloji…

13 saat ago
  • manşet

KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR!

KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…

13 saat ago
  • Gündem

YAPAY ZEKÂ: REFAHIN KALDIRACI MI, FITRİ KABİLİYETLERİN ATALET TUZAĞI MI?

YAPAY ZEKÂ: REFAHIN KALDIRACI MI, FITRİ KABİLİYETLERİN ATALET TUZAĞI MI? İnsanoğlu, varoluşundan bu yana araç…

14 saat ago