Makale

ZAMANSIZ

Çok erken uyanmıştı. Yatakta bir iki dakika öylece bekledi. Saati kontrol etti. Yatağa girmesi ve uyanması arasında geçen süre çok azdı. Yeniden uyumayı denedi, olmadı. Kalktı, elini yüzünü yıkamadan mutfağa gitti. Bunu uykusu kaçmasın diye yapmıştı. Bir bardağa su doldurdu, sandalyeye oturdu ve suyu içti. Elini alnına götürdü. Alnında dolaştırdı elini.  Zihnini kurcalayan konulara dokunmak ister gibiydi. Bir şeye ulaşamadığını anlar gibi kafasını salladı. Balkon kapısı açıktı. Orada aradığını bulacağını sanarak kapının önündeki terlikleri ayağına geçirerek balkona çıktı.

Hava gündüze göre epeyce serindi. Balkon demirine yaslanarak sokağı izledi. Sokak lambalarının aydınlattığı noktalara baktı bir süre. Onların biraz uzağında güçlükle seçebildiği birkaç sokak köpeği uyuyordu. Başka kimse görünmüyordu ortalıkta. Sessizliğin ortasına düşmüştü. Bu ahengi bozmak istemiyordu, bu nedenle de balkonda yürürken dikkatli davranıyor, ayaklarının ucuna basar gibi yürüyordu. Oradaki sedire, sandalyelere baktı. Bir sandalyeyi altına çekti. İzlemeye devam etti. Lakin zihninde dönüp duran huzursuzluğun nedenini bulamadığından olsa gerek dışarıyı izlerken bir türlü odaklanamıyordu. Dışarıda kıyamet kopsa farkında olmayacak gibi duruyordu. Bir kelime dudaklarından boşluğa doğru havalandı: Zamansız.

Kelime zihninde yankılanıp durdu. Gelip zihnine yerleşmesi de zamansız olmuştu kelimenin. İlginç olduğunu düşündü bu durumun. Kelimeyi, vakti olmamak anlamında mı ele almalıydı yoksa beklenmedik bir anda ortaya çıkan anlamında mı ya da geniş bir vakte sahip olmak anlamında mı? Hiçbiri, demek istedi; diyemedi. Uzun uzun düşündü. Kelime yine döküldü dudaklarından: Zamansız.

Boşluğa bıraktı kelimeyi, kendini de boşluğun içine. Nereden başlayacağını bilmediği bir işi varmış gibiydi. Uykudan uyanması da zamansız olmuştu. Bunu düşünmesi de. Yatağa döndü, yeniden uyumayı denedi. Olmadı. Uykusu kaçmıştı bir kere. Tutana aşk olsun! Bu kez ‘la havle vela kuvvete illa billah’ diyerek doğruldu. Evin içinde mümkün olduğunca sessiz olmaya, kimseyi uyandırmamaya gayret ediyordu. Abdest aldı bu kez. Sabah namazına çok vardı. İki rekât namaz kıldı. Seccadede bir süre oturdu. Ardı ardına birkaç dua okudu. Kalkıp kitaplıktan bir kitap aldı. Sayfalarını çevirdi, daha önce okuyup işaretlediği, altını çizdiği bir şiirle karşılaştı. Şiirden bir bölümü yaşadığı ana uygun olduğunu düşünerek bir kez daha okudu: ‘’Bir zamanlar ezanla uyanırmış ahali/ Besmeleyle başlanırmış gündüz/ Açılan kepenklerin gürültüsünü/ Dualarla kesilen kumaşların sesi örtermiş/ Komşusuna gönderirmiş müşterisini/ Günün ilk işini yapan esnaflar                                        Bir zamanlar ezanla uyanırmış ahali/ Aynı anda çarşı pazar/ Birbirine dua eden insanlarla dolarmış/ Ve kadınlar ilk ağızda/ Komşusunun derdi için ağlarmış’’                    Metin Önal Mengüşoğlu’nun ‘Şehirde Sabah’’ şiirinin dizeleri zamanı kutsayarak ama zamansız çıkmıştı karşısına. Şiir kitabının sayfaları arasında vaktin kendisini kuşatmasının ardından camiye gitmek için giyindi. Uzun zamandır sabah namazında camiye gitmemişti. Kapıdan çıktığı anda Habeşli Bilal’in soluğunu bugün taşıyanların sesleri yankılandı gökte. ‘’Allahu Ekber! Allahu Ekber! …’’ Ezanın dirilten tınısının etkisiyle adımlarını sıklaştırdı. Camiye vardığında şadırvanda şakırdayan suyu hissetmek adına nur üstüne nur olsun diye yeniden abdest aldı.

Caminin içine girdi, etrafına bakındı. Sakindi ortalık. Cemaatin sayısı şaşırtmadı onu. Ezanla uyanmayanlar fazlaydı günümüzde, uyanıp camiye gelenler ise yok denecek kadar az. Söz verdi içten içe, her sabah gelecekti bu dua sofrasına, zamanı bereketlendiren bu buluşmalara.  Göğsü coşku ile dolmuştu. Namaz sonrası camiye devamlı gelenler, günlük yoklama alırcasına birbirlerinin halini hatırını sordular. Gelemeyenlerle ilgili bildiklerini birbirlerine anlattılar. Bir iki kişi onunla da kısa bir hasbihal yaptı. Keyif almıştı bu durumdan. Sabahları camiye gelme ile ilgili verdiği kararın yerinde olduğuna yeniden kanaat getirdi. Zamansız bir şekilde karşısına çıkan bu davranış ve dua zenginliğini kaçırmak olmazdı artık. Camiden ayrıldı. Tanımsız bir rahatlık ve ferahlıkla yürürken karşısına çıkan açık fırından taptaze birkaç sokak simidi ve buğusu üstünde bir ekmek alarak evine döndü. Simidin birini yolda bitirmişti bile. Yaptığına içten içe güldü. Usulca eve girdi. Simitlerle ekmeği mutfağa bıraktı. Üstünü değiştirdi. İçinde biriken huzurla uykuya daldı.

Bir süre sonra uyandı. Rahatlamış görünüyordu. Lakin gece zihnini kurcalayan ve dudaklarından bilinçsizce dökülen zamansız kelimesi yine gelip başköşesine oturdu beyninin. İnsan, dedi her gerçekleşen durumu bu kelime ile bir yerlere oturtmaya çalışıyor. Her ölüm zamansız, her olay zamansız birilerine göre. Ne olursa ya da ne yapılırsa bunun şimdi zamanı mıydı diyenler olacaktır. Dakika, saat, gün, hafta, ay, yıl, asır… hepsi zamanı karşılayan kavramlar oysa. Öyleyse, dedi. Zamansız bir şey yok. Ne oluyorsa vakti, saati geldiği için oluyordur. O halde zamanın sahibine yönelmek gerek, dedi. Ki O, zamandan ve mekândan münezzehtir.

Ev ahalisi uyanmadan onlara sürpriz yapıp kahvaltıyı kendisi hazırladı. Evde onun yaptığı menemen beğenilirdi. Onu da yaptı. Ahalinin uyanmasını bekledi. Beklerken içinde bir rahatlama hissetti. Bu kez elleriyle yüzünü yıkar gibi yaptı. Zihnindeki olumsuzlukları avuçlarının içine alıp fırlattığını düşündü bunu yaparken. Zamansız yaşadıkları, ona kalbinde sıkıntıya sebebiyet veren habis bir uru teşhis etme ve tedavisinin ne olduğunu yeniden keşfetme imkânı vermişti.

‘’Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.’’ ayeti dudaklarından döküldü. Şimdi tam zamanıdır, dedi. Diline gelen Fecr suresinin 27-30. ayetlerini ilk kez duyuyormuş gibi içtenlikle okudu: ‘’Ey gönlü vahiyle, Allah’a kullukla huzura ermiş kişi! Rabbine dön, O’ndan razı olmuş ve O’nun rızasını kazanmış olarak. Haydi, sen de katıl seçkin kullarımın arasına. Haydi, sonsuz mutluluğu tatmak üzere gir cennetime.” (Meal, Mahmut Kısa)                                    Zamansız değil, dedi hiçbir şey. Her güzellik vaktini bekler sadece.

EYYUP YÜKSEL          

İSLAMİ HABER “MİRAT”  –YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN  BURAYA TIKLAYINIZ     

View Comments

  • Degerli Eyüp kardeşim zamansız başlıklı makalenizi baştan sona akıllı telefon maneviyatı ile sesli dinledim makalenizin girişindeki sessizlik ve belirsiz sonunda bir macera filmini izleyeceğimi sandım ancak makaleyi sabırla dinledikten sonra geçmişin güzel edebi ahlaki Hasanat aydınlığınin günümüzu bir Sabah güneşi gibi aydınlattığını ve ders verdiğini gördüm. Adeta zaman Keskin bir kılıç gibidir sen onu eline almazsan o seni keser. Dediğini hissettim. Allah azze ve celle nin Asr suresi ile bize zamanın kıymetini ve değerini bilmeyenlerin hüsrana uğrayacağını ima ettiniz. Bizi zamansız Allah'a ulaştıran bir makale tebrik ederim Allah sizden razı olsun

Recent Posts

  • Genel

Bahçeli: CHP-YENİ Parti hattındaki tartışmalar Türkiye’nin ana gündemi olmamalı

Bahçeli: CHP-YENİ Parti hattındaki tartışmalar Türkiyenin ana gündemi olmamalı - Hürriyet hakkında son gelişmeler. Bahçeli,…

17 dakika ago
  • Genel

Bahçeli: CHP-YENİ Parti hattındaki tartışmalar Türkiyenin ana gündemi olmamalı

Bahçeli: CHP-YENİ Parti tartışmaları hakkında son gelişmeler. Bahçeli, CHP ve YENİ Parti arasındaki tartışmaların Türkiye'nin…

22 dakika ago
  • Dünya

UCM Başsavcısının Görevden Alınması, İsrailli Yetkililere Yönelik Soruşturmayı Durdurmayacak

UCM Başsavcısının görevden alınması, İsrailli yetkililere yönelik soruşturmayı durdurmayacak. Bu durum, uluslararası hukukun işleyişine dair…

24 dakika ago
  • Genel

UCM Başsavcısının Görevden Alınması, İsrailli Yetkililere Yönelik Soruşturmayı Durdurmayacak

UCM Başsavcısının görevden alınması, İsrailli yetkililere yönelik soruşturmayı durdurmayacak. Bu durum, uluslararası hukukun işleyişine dair…

26 dakika ago
  • Genel

Ticaret Bakanlığından yılın ilk yarısında emlak sektöründeki aykırılıklara 28,3 milyon liralık ceza

Ticaret Bakanlığından yılın ilk yarısında emlak sektöründeki aykırılıklara 28,3 milyon liralık ceza hakkında son gelişmeler.…

26 dakika ago
  • Genel

Ticaret Bakanlığından yılın ilk yarısında emlak sektöründeki aykırılıklara 28,3 milyon liralık ceza

Ticaret Bakanlığından yılın ilk yarısında emlak sektöründeki aykırılıklara 28,3 milyon liralık ceza hakkında son gelişmeler.…

26 dakika ago