islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
17,9580
EURO
18,5329
ALTIN
1.032,04
BIST
2.868,44
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
30°C
İstanbul
30°C
Açık
Cuma Açık
30°C
Cumartesi Açık
30°C
Pazar Az Bulutlu
28°C
Pazartesi Az Bulutlu
28°C

3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ MÜNASEBETİYLE: İSLÂM VE ENGELLİLERİN EVLENMELERİ

3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ MÜNASEBETİYLE: İSLÂM VE ENGELLİLERİN EVLENMELERİ
03.12.2021
A+
A-

Engellilerin toplumda şahsiyetlerinin korunması, insan hakları açısından son derece önemlidir. Peygamberimiz (sav), toplumda iyiliklerle donanmış, kötülüklerden arınmış kısaca insan-ı kâmil vasıflarına sahip bir insan topluluğu oluşturmak istemiştir. Özellikle sağlıklı olanların, sosyal çevrelerindeki zayıf ve engelli insanlara karşı ölçülü ve olumlu davranışlar sergilemelerini istemiştir.

Toplum hayatında, tutum ve davranışlarıyla güzel ahlâkı tamamlamak için gönderilmiş olan Allah Resulü (sav), bedenî arızalarından dolayı engelli olarak algılanan hiçbir insanı, ne sözleriyle, ne de davranışlarıyla dışlamıştır. Başkalarının da bu tarz incitici yaklaşımlarını kınamıştır. Efendimiz (sav), nasıl ki insanların ırk, renk, dil, din ve sosyal tabakaları sebebiyle ayıplanmasına izin vermediği gibi engellilerle alay edilmesine de açık bir şekilde karşı çıkmıştır. Bununla da yetinmemiş engellilerin toplum hayatına tam katılımının sağlanmasını önermiş ve bu hususta örnek girişimlerde bulunmuştur.

Günümüzde maddî durumu müsait olduğu halde engelli konumunda olan vatandaşlarımızın en çok sıkıntı çektiği konuların başında yuva kuramamaları gelmektedir. Gayri meşru yollara sapmamak için, evlenmek ve aile hayatı kurmak, herkesin hakkı olduğu halde bu hak, gerçek sosyal hayatta maalesef engelliler için çoğu zaman verilmemektedir. Bu sorun sadece kanunlarla da çözülecek bir mesele değildir. Sorun, sosyal yapı içinde yer alan engelli olmayanların engellilere bakışı ile ilgili olduğu için, sosyolojik kökenlidir. O halde toplumda (evlenmek isteyen) engellilerin lehine olabilecek sosyal duyarlılık ve dayanışmanın sağlanabilmesi için, manevî hassasiyetlerin de kalplere ve vicdanlara aşılanması gerekmektedir. İşte Peygamberimiz (sav), her sosyal sorunda olduğu gibi bu konuda da bize yol göstermiştir.

Peygamberimiz (sav) Engelli Sahabi Hz. Cüleybib’in Evlenmesini Nasıl Sağladı?

Genç sahabi Hz. Cüleybib, yoksulluğu kıyafetinden anlaşacak kadar fakir olmakla birlikte boyu oldukça kısa (cüce) ve yüzü de bir hayli çirkindi. Bu yönleriyle kendisinin dezavantajlı bir konumda yani hem fizikî, hem de sosyo-ekonomik yönden engelli bir insan olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim sosyal çevre, onu genelde dış görünüşüyle değerlendirdiği için, kimse ona kızını vermek istemiyordu. Bir gün Hz. Cüleybib, cinsel sorununa bir çözüm bulması ümidiyle Hz. Peygamberin (sav) yanına gelir ve toplumun içinde “Ey Allah’ın Resulü, zina etmem için bana izin ver!” der.

Bu sözü işiten ve paniğe kapılan sahabiler, kendisini sert bir yaklaşımla uyarma ihtiyacı duyar. Ancak şefkatli Peygamberimiz (sav), “Onu kendi haline bırakın” dedikten sonra genci yanına çağırır. İnsanların özel psiko-sosyal sorunlarını iyi bilen Peygamberimiz (sav), gence tatlı bir dille şu soruyu yöneltir: “Şimdi Cüleybib, sen o işi annene ister misin?” Genç bu soru karşısında heyecanlanır ve “Hayır, vallahi ey Allah’ın Resulü! Allah beni sana feda etsin, sana kurban etsin! İnsanlardan hiçbir kimse o işi annelerine istemezler”, diyerek tepkisini dile getirir.

Peygamberimiz (sav), aynı soruyu bu sefer kız kardeşi ve teyzesi gibi diğer yakın akrabaları için sorar ve genç hep aynı cevabı verir ve talebinin ne kadar isabetsiz olduğunu fark etmeye başlar. Aklen ve mantıken ikna olan ve niyetinden tümüyle vazgeçen Hz. Cüleybib’in göğsüne Peygamberimiz (sav) elini uzatır ve şu duayı okur: “Allah’ım! Günahını mağfiret eyle, kalbini temizle, ırz ve namusunu koru…”. Bu dua ile birlikte zihnî ve manevî rehabilitasyon sürecinden geçmiş olan Hz. Cüleybib, toplum içinde en iffetli ve en muteber şahsiyet haline gelir.

Her ne kadar Hz. Cüleybib, cinsel sapkınlığa ve fuhşa yol açacak tutumundan bütünüyle kurtulmuş ise de sosyal boyutuyla yine de tam olarak rehabilite olduğu iddia edilemez. Çünkü temel bir ihtiyaç olan evlenmek ve aile hayatı kurmak gibi bir sosyal haktan halen mahrum idi. Hz. Cüleybib’in derdini ve ihtiyacını iyi bilen Peygamberimiz (sav), onu evlendirmek için fırsat kollar ve Medineli soylu bir aile olan sahabeden birinin evlenme çağındaki kızı ile evlenmesini ikna yoluyla sağlar.

Her ne kadar kızın ailesi gencin sosyo-ekonomik statüsünden ve engelli olmasından dolayı tereddüt geçirmiş ise de kızları, “Allah Resulü, beni kime uygun gördüyse siz de uygun görün. Zira o benim aleyhime olacak bir şeyi yapmaz” diyerek Ahzab Suresi’nin 36. âyetini hatırlatır: “Allah ile peygamberi bir iş hakkında hüküm verdikten sonra, mümin olan bir erkekle mümin olan bir kadına, artık o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”

Kızlarının bu uyarısı üzerine anne ve baba, durumun manevî boyutunu da düşünerek, hatalarını anlarlar ve kızlarını Hz. Cüleybib’le evlenmesine izin verirler.

Bu habere sevinen Resulü Ekrem Efendimiz (sav), peygamber tavsiyesini her şeyin üstünde tutan o anlayışlı kız için: “Allah’ım! Onun üzerine hayırlar yağdır, kendisine sıkıntısız bir hayat nasip et”, diye dua eder.[1]

Velhâsıl

Günümüzde benzer sorunlar yaşayan yetişkin engelli vatandaşlarımızın cinsel ihtiyaçlarını meşru yollardan karşılayabilmeleri için, devletimiz, aile hayatı kurmak isteyen engelli vatandaşlarımızın evlenme niyetlerini hayata geçirebilecek, yuva kurmalarını kolaylaştıracak engelli dostu sosyal politikalar oluşturmalı ve İslâmî STK’lar da bu yönde somut sosyal projeler geliştirmelidir. Böyle hayırlı projeler, Peygamberimizin (sav) sosyal içerikli sünnetini ihya etmek anlamına geleceği unutulmamalıdır.

Prof. Dr. Ali Seyyar


[1] Ahmet ibn Hanbel: 256.

Yorumlar

  1. Erkan dedi ki:

    Kaleminize sağlık hocam. Severek okuduğum yazılarınızı artık göremiyorum.Mirat haberden ayrıldınız mı, eğer öyleyse Mirat haber için büyük bir kayıp. Yazılarinizı daha sık okumak dileğiyle. Selamlar