
Diyanet İşleri Başkanlığı Anayasal laik bir kuruluştur. Hutbeler dahil yayın politikasını Türkiye’ye özgü olarak uygulanan Fransız tipi laiklik ilkesi belirler. Bu durum Diyanet’in üst yönetimini aşan bir olgudur. Biz, yöneticileri konu edinmeksizin bu yayın politikasını yermekteyiz.
Diyanet, kuruluşundan bu yana tam bir asırdır, bir miras hutbesi okutmuştur. Günümüz Türkiye’sinde her yıl yaklaşık beş yüz bin kişi ölmektedir Bir diğer anlatımla her gün takriben 1500 kişi can vermektedir ve bu ölümler dolayısıyla miras konusu gündeme gelmektedir.
Binlerce defa işlenmesi gereken miras konusunun kendi beyanlarına göre yalnızca ve sadece bir hutbede konu edilmesi bile, modern Şirk olan hurafeci laikliğin Diyanet’e nasıl kayıtsız şartsız egemen olduğunu göstermektedir.
Diyanet bize “Şecaatin arzederken merd-ı kıbtı sirkatin söyler”cesine okutabildiği bir miras hutbesini gönderebildi. Amacımız bağcıyı dövmek değil üzüm yemek olduğuna göre biz de bu hayra ortak olmak için bu hutbeyi yayınlayacağız ama bu hutbede konunun hakkının verilmediğine de değineceğiz.
Türkiye bir asırdır Jakoben laik kültürün egemenliği altındadır. Cuma cemaati de olsa de miras denince laik hukuka göre miras taksimini anlaması normaldir.
a.) İslam miras hukukunun ölümcül baskılarla bir asırdan beridir kaldırılmış olduğunu ama bu hukukun Müslüman için geçerli olduğunu hatırlattık mı?
b.) İslam Miras hukukunun farklı oluş nedenlerini, oranlarını, ölen evli ve çocuklu kişinin ana babasının da mirastan pay sahibi olduğunu anlattık mı?
c.) Varislerden birinin itirazı ile İslam miras hukukunun resmen uygulanamayacağı ama bu uğurda fedakârlık gösterilmesi gerektiğine açıkça işaret ettik mi?
Evet bir asırda bir tek miras okundu ve bu hutbede “Allah’a ve O’nun indirdiği Kur’an’a iman eden her Müslüman, mirastan payına düşene rıza göstermeli ve kardeşlerinin hakkına el uzatmaktan sakınmalıdır,” şeklinde ifadelere yer verildi ama hangi mirastan payına düşene de tam bir açıklık getirilemedi.
İfadeler ürkek, korkulu ve kapalı. Ve daha da önemlisi değinildiği üzere “Bir asırda bir defa”
Bizim muhatabımız laik Diyanet’tir. Biz uyarı görevimizi yapıyoruz. Makam arabalarına kurulan yönetici kardeşlerimiz de kendi yetkilerini risk üstlenerek kullanıp kullanmadıklarından sorgulanacaklardır.
Diyanet’in Miras Hutbesi
Muhterem Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Anne babanın veyakınların miras olarak bıraktıklarından erkeklere pay vardır; yine anne babanın ve akrabanın miras olarak bıraktıklarından kadınlara da pay vardır; azından çoğundan, belli pay.”1
Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır:
“Her kim öldükten sonra geride mal bırakırsa, o mal mirasçılarınındır.”2
Aziz Müminler!
İslam’ın titizlikle üzerinde durduğu haklardan biri de mirastır. Dinimiz, hayatın her alanında olduğu gibi, miras paylaşımında da adaleti öngören ayrıntılı hükümler getirmiştir.
Mümin, ahiret yolculuğuna uğurlanırken geride bıraktığı maldan, önce cenaze masrafları karşılanır. Sonra, eğer varsa borçları ödenir. Ardından üçte biri aşmamak kaydıyla mirasçıların dışındakilere yönelik vasiyeti yerine getirilir. Bütün bunlardan sonra ise miras varislere intikal eder.
Miras taksim edilirken her hak sahibine hakkının verilmesi, kadın-erkek, büyük-küçük hiç kimsenin mağdur edilmemesi esastır. Kadınlara miras verilmemesine yönelik örf ve âdetler, dinimize göre adaletsizliktir, zulümdür, asla meşru değildir.
Allah’a ve O’nun indirdiği Kur’an’a iman eden her Müslüman, mirastan payına düşene rıza göstermeli ve kardeşlerinin hakkına el uzatmaktan sakınmalıdır. Nitekim Rabbimiz mirasla ilgili hükümleri beyan ettikten sonra bizleri şöyle uyarır:
“İşte bu, Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve onun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.”3
Değerli Müminler!
Mirasın emanet olduğunu, miras ve kul hakkı arasında ince bir sınır bulunduğunu unutmayalım. Hırslarımıza yenilerek o sınırı asla çiğnemeyelim. Miras söz konusu olduğunda merhameti, insafı, adaleti ve hakkaniyeti elden bırakmayalım.
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-
1 Nisâ, 4/7.
2 Buhârî, Ferâiz, 25.
3 Nisâ, 4/13-14.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü