islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,3794
EURO
54,0536
ALTIN
6.160,00
BIST
13.687,86
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
32°C
İstanbul
32°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Açık
29°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C

İSLAMİ ÇİZGİDE… GELİŞEREK DEĞİŞMEK GÜZELDİR

İSLAMİ ÇİZGİDE…  GELİŞEREK DEĞİŞMEK GÜZELDİR
A+
A-

İslamî  Çizgide…

GELİŞEREK DEĞİŞMEK GÜZELDİR

Nerede o ateşli sözlerin?
Nerede mücadelelerin?
Nerede o sert üslubun?
Zalimlerin yüzüne patlayan kaleminin volkanları nerede?

Yoksa kavgayı bırakıp, uzlaşıp teslim mi oldun?

Bu sorular, gerek aleni gerek özel ortamlarda, yüz yüze veya sanal dünyada bana sıkça yöneltiliyor. Ve saygıdeğer okuyucuların çoğunun bu soruları sormasını önleyerek, bu düşüncelerin birçok yakınımın ve benim hakkımda iyi düşünen kimselerin kalplerinde dolaştığını da biliyorum.

Ancak sevgili dostum, itiraf etmekten çekinmeyeceğim: Evet, değiştim.
Nasıl inkâr edebilirim ki?
Evrenin her köşesinde değişim kaçınılmazken, benim sabit kalmam nasıl mümkün olabilir?
Daha olgun, daha sakin ve daha aklıselim bir hale gelirken, geçmişteki fikri/zihni ergenliğimi ve boşuna verdiğim kavgaları fark ettikten sonra, değişmemem mümkün mü?

Evet, değiştim.
Çünkü artık “Don Kişot” gibi yel değirmenleriyle savaştığımı fark ettim.
Kelimelerimle kendimi tükettiğimi, kimseye fayda sağlamayan tartışmalara girdiğimi ve sadece düşmanlık kazandığımı anladım.

Eskiden, kendimce hakikati savunduğumu zannederek, şu kişiyi ya da bu kişiyi küçümseyip hakaret etmeyi, doğruyu göstermek zannediyordum. Ama hakikat, düşmanlık ve nefret ifadeleriyle sunulamayacak kadar temiz ve asil bir şeydir.

Tek kazancım, benim kavgalarımı kendi arzularına tercüman görenlerin alkışlarıydı. Onların istediği o sert saldırıyı ben yapıyordum ve bu onlara yetiyordu.

Değiştim, çünkü artık anladım: İnsanların faydasına olan şeyleri konuşmak gerekiyor, onların duymak istediği şeyleri değil.
Hakaret ve alay etmek bu ümmeti hiçbir yere götürmez, zalimlerin tahtlarını da sarsmaz.

Değiştim, çünkü artık biliyorum ki insanı inşa etmek, halkların bilinç seviyesini yükseltmek bu ümmetin kurtuluşunun yoludur. Boş kavgalar ve düşmanlık tohumları ekmekle bu davayı ileriye taşımak mümkün değil.

Değiştim, çünkü artık biliyorum ki hükümdarlara yönelik o sert eleştirilerimle farkında olmadan onların halklarını da karşıma alıyordum. Oysa bu keskin üslupla ne bir şey kazanacaktım ne de bir şey kaybettirecektim. Hakikati açıklamak yeterliydi; kimseyi hedef almadan, düşmanlık yapmadan.

Değiştim, çünkü artık şunu da fark ettim: Herkesle üzerinde uzlaşılabilecek ortak değerler var. Bunlar ne prensiplerime ne de dinime aykırıdır.

Değiştim, çünkü anladım ki farklı düşünenlerle boşuna tartışmaya girerek ne kadar zaman ve enerji kaybettim. Oysa her farklı düşünce, tenkit edilmesi gereken bir hata değildir. Kimi zaman farklılıklar telafi edilebilir; telafi edilemeyen durumlarda bile önce nazikçe, sakin bir dille hakikat anlatılmalı, insanları hakikate yakınlaştıracak bir üslup seçilmelidir.

Evet, değiştim ve bu değişimden rahatsız değilim.
Çünkü bir usülde sabit kalmak her zaman övgüye değer bir şey değildir. Ölülerin cesetleri de sabittir!

Büyük âlim İmam Şafii bile Mısır’a gidince görüşlerini değiştirmiştir. Eskiden “Şafii’nin eski görüşleri” denirdi, sonradan “yeni görüşleri” ortaya çıktı. Tenkitler almasına rağmen doğru bulduğuna yöneldi.

Değiştim, çünkü şunu fark ettim: Sayısız yan kavgalar başlattım. Oysa bu enerjiyi ümmetin esas sıkıntılarına yöneltmeliydim. Çünkü milyonlarca insanın zihniyetini ve bakış açısını yükseltmek için çalışmak, asıl büyük mücadeledir.

Evet, belki geç anladım ama fark etmemek ve yerimde saymak daha büyük bir hata olurdu. Gurur ve inat uğruna, kırık bir sandalyeye tutunmak anlamsız.

Değiştim, çünkü medyada ya da yazılarında bana ters düşen kişilerle gereksiz tartışmalara girdiğimi fark ettim. Oysa her yazarın ve medya mensubunun hataları ve farklı bakış açıları olabilir. Sırf bana uymuyor diye saldırıya geçmek yanlıştı.
Hak eden tenkiti bile yaparken hikmetle ve sükûnetle yapmak gerekir. Aksi halde yorum yapmak faydasızdır. Hataları, insanları kazanacak şekilde düzeltmek, toplumu yangın yerine çevirmekten daha doğrudur.

Hâlâ öğreniyorum.
Hâlâ kendimi geliştiriyorum.
Hâlâ kendimle yüzleşiyorum ve bu süreçte olumlu değişim devam edecek.

Bu sözlerim, eski üslubumu alkışlayanları kızdırabilir ve eskiden bana mesafeli olanları bana yaklaştırabilir. Ama gerçekten umursamıyorum.
Amacım alkış toplamak, taraftar kazanmak değil. Ben, hak bildiğim yolda değişime devam edeceğim.

Ve Allah, hükmünü her zaman hâkim kılar. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler.

Yazar İhsan el-Fakih

“Evet, değiştim… Ve bu değişimin teferruatlarını konuşmaktan da rahatsız değilim.”

Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu

MİRATYOUTUBE

MİRATHABER.COM

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.