islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
14°C
İstanbul
14°C
Çok Bulutlu
Cumartesi Çok Bulutlu
16°C
Pazar Az Bulutlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Az Bulutlu
19°C

GAZZE- HİCRET Mİ, TEHCİR Mİ?

GAZZE- HİCRET Mİ, TEHCİR Mİ?
17/04/2025 09:18
A+
A-

Amerika ve İsrail’in planlarına göre Filistinliler, ana yurtlarından sürülecek, tarihi Filistin toprakları tümüyle İsrail’e verilecek. İlk aşamada Gazzelilerin yerlerinden edilmeleri planlanıyor, ABD Devlet Başkanı Ronald Trump, Gazze sahil şeridini fuhuş ve kumar merkezi sayfiye olarak kullanmak istiyor, bunu açıkça beyan ediyor, İsrailli yetkili bakanlar programın yürürlüğe girmesi için çalışmalar yaptıklarını açıklıyorlar.

Arap ve İslam aleminden dikkate değer bir tepki yok, fikir olarak İsrail’e verilecek Gazze’yi satın almışlar, bazı ülkeler de sürülecek Gazzelileri para karşılığında Amerika ve İsrail’e satmış bulunuyorlar. Konuyla ilişkilendirilen ülkelerin sureta plana tepki göstermeleri, şu kadar Gazzeli’yi alacaklarına dair çıkan haberleri yalanlamalarına bakmayın, eninde sonunda olacağı bu.

Düşünelim bir kere. İki millon 300 bin Gazze’li yerlerinden edilecekse ne olacak? Üçüncüsü olmayan iki seçenek var: Ya Gazzeliler adı geçen ülkeler arasında pay edilecek, mesela Mısır, Ürdün, Suriye ve başka ülke(ler) ya da üzerilerine atom bombası atılacak veya toplu halde denize dökülecek. İkinci seçeneği dile getiren siyonist bakanlar, vekiller yok değil.

Mevcut durumda Gazzelileri bu trajediden kurtaracak güç yoktur.

İslam alemi utanç verici bir zillet içinde yaşıyor, göz göre çocuklar, kadınlar, yaşlılar katlediliyor, tek bir hastane bırakılmıyor,; sudan, gıdadan mahrum bırakılıyor.

Gazze ölüyor!

Bunlar bildiğimiz şeyler. Belki de –iyi niyetle- Gazzeliler, toptan yok olmaktansa bari “hicret etseler” diye bir fikir ortaya atıldı. İyi niyetle yorumlandığında buna çaresizlikten akla gelen fikir, kötü niyetle yorumlandığında Gazze konusunda hayli hassas ve öfkeli olan kamuoyu bu olaya psikolojik olarak hazırlanıyor denebilir.

Biz kimsenin sadrını yarıp kalbinden geçenleri bilemedğimiz için hüsn-ü zan besleyip Gazzelilerin hicreti konusunu ele alalım.

İslami literatürde hicret, Hz. Peygamber ve ashabının Mekkelilerin ağır baskıları karşısında 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmelerine denir. Daha önce de yine aynı sebeplerle bir avuç müslüman Habeşistan’a hicret etmişlerdi

Gerek Habeşistan veya Medine’ye hicrette üç unsur öne çıkar:

1. Hayati tehdit, ağır baskı

2. Hicret eden kişinin iradi kararı

3. Birgün geri, yani memleketine geri dönme ümidi ve ihtimalinin mevcut olması.

Bu üç hususu Gazzelilerin hicretine tatbik edecek olursak sadece birincisi söz konusudur, yani Gazzeliler yerlerinden edilmeye zorlanmaktadırlar. Buna iradeleri, istekleri yoktur ve eğer yerlerinden edilecek olurlarsa İsrail burayı da işgal edip ilhak edecektir; üstelik Gazze’nin tarihi, medeni, sosyal hafızasından hiçbir iz kalmayacak. Kısaca Gazzelilerin bir daha yurtlarına dönemeyeceklerdir.

Şu halde Gazzelilere önerilen “hicret” değildir. Bunun batı dillerinde karşılığı “etnik arındırma”, bizim literütürümüzdeki karşılığı “tehcir”dir.

Tehcir, beşeri bir topluluğun bulunduğu yerden zor kullanılarak başka bir yere sürülmesi, nakledilmesidir ki, tehcirde iki husustan biri topluluğun zorlanması, diğeri bir daha yurduna dönme ihtimalinin bulunmamasıdır. Buna göre Gazzeliler tehcir edilmek istenmektedirler.

Ağır baskı veya çok kötü sosyo politik, ekonomik, ekolojik şartlar dolayısıyla insanların başka yerlere göç etmesi/hicret etmesi meşrudur, buna tabii ki “ruhsat” vardır, buna karşılık hayli kötü şartlarla mücadele etmeyi tercih etmesi de meşrudur, bu da “azimet”tir.

Eğer durum buysa Gazzelileri kendi iradi tercihleriyle başbaşa bırakmak lazım. Meşru seçenek yani ruhsat olan hicrette de unutulmaması gereken nokta şu ki, hicret edenler günün birinde yurtlarına dönme azmi içinde olur, bunun mücadelesini kesintisiz yürütürler.

Kur’an ve Resulüllah (s.a.)’ın hicreti böyle idi. Bunu en iyi Kur’an-ı Kerim şöyle ifade etmiştir:

“Onlar iman ettiler, hicret ettiler, cihat ettiler.” (8/Enfal, 74.)

(Haşiye: Küçük yaşta samimi dindar kişiliğinden çok etkilendiğim rahmetli dedem Abdülhalim’den sahabeyle ilgili en çok duyduğum ayet buydu.)

Anlaşılan şu ki, Gazzelilere önerilen hicret değil, tehcirdir. Ve tehciri önleyebileçcek yegane seçenek  cihattır:

““Onlar iman ettiler, hicret ettiler, cihat ettiler ve Allah yolunda cihat ettiler” (8/Enfal, 74.)

Bugünkü İslam ülkeleri bir araya gelip Gazzelileri bir ayda kurtarabilirler. Mezhepçilik, milliyetçilik ve küçük iktidar kavgası veren İslam alemi, bir zamanlar İsrailoğulları’nın içine düştüğü zillet durumuna düşmüş bulunmaktadırlar:

“Onlara zillet (zorluk damgası) vurulmuştur. Onlar, Allah’tan bir gazaba uğradılar da üzerlerine aşağılanma (damgası) vuruldu.” (3/Al-i İmran, 112.) Bu zilletten ve aşağılanmadan Allah’ın ipine ve (doğru, güvenilir, mü’min) insanların ahdine sığınanlar başka.

Sözün bittiği yerdeyiz. Gazzeliler katledilir ve tehcir edilirken müslümanlar seyrediyor ve “Allah’ın emrinin gelmesini” bekliyor.

Bekleyeduralım.

“Küllü âtin ât (Her gelmekte olan gelecektir).”

Ali Bulaç

İSLAMİ HABER  ‘MİRAT’  -YOUTUBE- 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar
  1. Fahrettin Dağlı dedi ki:

    Sayın site yöneticisi, Ali Hocanın yazısında çok sayıda imla hatası var. Sizin yazıları tashih edecek bir editörünüz yok mu?