
Allah’ın sevdiği ve Peygamberi’nin öğütlediği şekilde cinsel kıskançlık ortak aklın da kabul edebileceği bir erdemdir/meziyettir. Buna saygı duyulması gerekir.
Helâli haramlaştırmayan kıskançlığa saygı duymamak, ancak îman zayıflığı ile açıklanabilir.
Çünkü Allah’ın Resûlü Sa’d b. Ubâde’nin kıskançlığını tabîi gördüğü gibi Hz. Ömer’in kıskançlığına da saygı duymuştur.
Aşağıda sunacağımız hadîs oldukça dikkat çekici ve huzur vericidir:
Hiç seni kıskanır mıyım ya Resûlallah?
Hz. Ebû Hüreyre (r.a) anlatıyor.
Allah’ın Resûlü’nün huzûrunda oturuyorduk. Şöyle buyurdu:
Uykuya dalmış, kendimi Cennet’te görmüştüm. Bir de ne göreyim! Bir kadın bir Cennet köşkü yanında abdest alıyor. İlgili Cennet görevlisine bu kadın kimin eşidir diyerek sordum. Ömer’in eşidir cevabını verdi.
Bu cevabı alınca, Ömer’in kıskançlığını hatırladım da geriye döndüm.
Allah’ın Resûlü’nün anlatımı sırasında topluluk arasında bulunan Hz. Ömer ağladı. Sonra da şöyle dedi:
‐ Hiç seni kıskanır mıyım Ya Resûlallah![1]
Allah’ın Resûlü cinsel kıskançlığın peygamberler için bile meziyet olduğunu, “Ben Sa’d b. Ubâde’den daha kıskancım” buyurarak dile getirdiği gibi, Dâvûd Peygamberle ilgili şu duyurusu ile de açıklamıştır:
Dâvûd Peygamber çok kıskanç bir insandı. Evinden çıktığı zaman kapılar kapanırdı. O dönünceye kadar hiçbir kişi ailesinin yanına giremezdi.[2]
Deyyûsluk Aşağılıktır
Yukarıda açıklanan meşrû ölçüleri içerisinde cinsel kıskançlık bir üstünlük olduğu gibi, kıskançlığın zıddı olan deyyûsluk da o derece aşağılıkdır.
Allah’ın Resûlü’nün tariflerine göre deyyûsluk kadını, kızı, kızkardeşi vs. kıskanmamaktır. Onların pisliğini; yabancı erkeklerle düşüp kalkmasını kabullenmek veya onların yanına erkekleri salmaktır.19
Deyyûsluk öylesine iğrenç bir fiildir ki Allah’ın sevgisinden yoksun kılar. Cennet’ten uzaklaştırır. Zira Allah’ın Resûlü şöyle buyurmaktadır:
[“Deyyûs (cezasını çekmeksizin) Cennet’e giremez.”
“… Allah cinsel kıskançlığa sâhip olan kullarını sever.”]20
Deyyûsluğun ne derece korkunç bir aşağılık olduğunu gördük. Âhiret saâdetine mâni olacağını da öğrendik.
Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere, deyyûsluğun bir şekli de kişinin karısının ilişkilerine göz yummasıdır.
Müslüman, özellikle karısının haram ilişkilerine olağan şartlar içinde rıza gösteremeyeceğine göre, karısının zinâsına gözleriyle tanık olduğu halde bunu dört şâhitle ispatlayamaması durumunda ne yapacaktır?[3] İlk planda yapması gereken kadını boşamak olabilir. Ancak kadın hâmile ise ve çocuğun kendisinden olmadığını görgüsüne ve kendi ilişki durumuna dayanarak biliyorsa Li’ân’a başvurarak kadından ayrılabilir, böylece çocuğun kendisine nisbetini red edebilir.
Başvurulabilir Li’ân’ı kısaca açıklamaya çalışacağız.Ancak değişik sebebplerle Li’ân’a gidemeyeyecek olan kişilerin ne yapılabileceğine ilişkin bilgi vermeyi gerekli buluyoruz.
ALİ RIZA DEMİRCAN
[1] Buhârî Nikâh 107 (6/157).
[2] Müsned 2/419. Hz.Dâvûd, Kur’ân’a göre İsrâil oğullarına gönderilmiş bir Peygamberdir. Bak.Neml 15‐16;Sâd 18‐20 19 M. Zevâid 4/327. 20 İ. Kesîr Nûr 3.
[3] “Cinsel Suçların Cezaları” bölümündeki “Zinâ İsnadı Cezası” bahsine bakınız.
Hocam direk Nur 6-9 un mealini yazsanız her kim olsa anlar. Yeter ki niyetler halis olsun.