islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0698
EURO
52,9358
ALTIN
6.618,43
BIST
14.451,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
18°C
İstanbul
18°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
16°C
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
13°C

FİLİSTİN-KUDÜS MESELESİNE DAİR

FİLİSTİN-KUDÜS MESELESİNE DAİR
11/10/2025 09:00
A+
A-

Filistin toprakları, sınırları içinde İslâmiyet, Hıristiyanlık ve Museviliğin ilgi odağı olan Kudüs’ü Şerifi barındırmasıyla ayrı bir önem taşımaktadır. Bundan dolayıdır ki bölge hemen hemen her devirde dünyanın alakasını üzerinde toplamıştır.

1517 yılında Yavuz Sultan Selim Han Kudüs‘ü fethederek, Osmanlı himayesine kattı. Bu tarihten itibaren 1917 yılına kadar geçen 400 yıllık zaman diliminde en uzun istikrar dönemini, Devlet-i Aliyye döneminde yaşamıştır Filistin. Ecdadımız Mekke ve Medineden sonra üçüncü kutsal şehir olarak kabul ettikleri Kudus’ü de içine alan Filistin topraklarının barış ve huzur içinde idare edilmesine azami gayret göstermişlerdir. Kutsal mekanlarda her dinin mensuplarının, kendi inançları doğrultusunda ibadetlerini serbestçe yapabilmeyi bir devlet politikası olarak benimsemiş ve bunu başarıyla sürdürmüşlerdir.

19’uncu yüzyılın son çeyreğinden itibaren artarak devam eden, bölgeyi ele geçirme gayretlerine ve uluslararası müdahalelere rağmen, Filistin’de barış ve istikrarı koruma politikasından vazgeçmeyen Osmanlı Devleti, bu alanda gerekli gördüğü idari, iktisadi ve askeri tedbirleri almayı ihmal etmemiştir.

Filistin’in bugünkü noktaya nasıl ge[tiri]ldiğine baktığımızda, görünen o ki, siyonistlerin bir asrı aşan bir süreçte ısrarla yürüttükleri stratejiler kadar, Müslümanların dağınıklık ve perişanlığının da son derece önemli bir payı olduğunu görüyoruz.

Bahse konu bölgede, asırlar boyu adalet, barış, güven ve huzuru hakim kılan Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından sonra ve bölgeye emperyalist güçlerin musallat olması ve 1948’de İsrail’in kurulmasını takiben, bölgede sıkıntılar, dağınıklıklar had safhaya ulaşmıştır…

Bugün Filistin, yaşanılamaz hale getirilmiş, topraklarının % 85’ine İsrail el koymuş durumda. Filistinliler ise bu alanın sadece %15’ini kullanabiliyor, bu alan da yasa dışı bir şekilde İsrail denetimindedir. Buna karşın Filistin nüfusunun %60’tan fazlası mülteci yahut göçmen olarak topraklarından farklı bölgelerde yaşamak zorunda bırakılmıştır. Her geçen gün zulüm, katliam/soykırım devam etmektedir.

Hasılı, unutulmaması gereken şu hususun altını çizmek gerekir şöyle ki, 17 Aralık 1917’de birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti mağlup ilan edildi. İngiliz orduları komutanı Arenby’nin Selahaddin Eyyûbi’nin kabr-i şerifini, sandukasını tekmelemesini ve mezarın başındaki şu sözlerini unutmamamız ve Müslüman gençliğimize anlatmamız bir vecibedir, “Haçlı seferleri işte bugün sonucuna ulaştı. Selahaddin biz geri geldik” diyordu ve sonrası malum…

Biz Müslümanlar, Arenby’nin yaptığı kabih fiiliyati yapacak değiliz ancak, söylediği sözü hangi makbere ya da kime ne zaman söylemeye muktedir olacağız?

Abdulgafur LEVENT

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.