Maaşlı diyanet ve ilahiyat ricali! Ahiretimiz nice olacak?

Ali Rıza Demircan

50 yıldır tebliğ çatışmaları içinde olan çilekeş arkadaşım, çok çok etkili ve yetkili kişiye “yol, köprü, baraj, hava alanı” tamam da nesiller elimizden kayıyor deyince, o da kendince haklı olarak şöyle cevap verir:

  • Hocam sürekli besleyip kadrolar verdiğimiz 140 000 kişilik Diyanet, kurduklarımızla sayıları yüzü aşan ilahiyatlar ve mili eğitimde sayıları artırılan onbinlerce öğretici kadro çalışmıyorsa ben ne yapayım?

Etkili ve yetkili kişi ve kişiler ilahi sorguda bu tür açıklamalarla aklanabilir mi?

Onu bilemem, ama arlarında olduğum bizler aklanamayacağız. Daha açık bir anlatımla:

  1. Maaşlarını ve statülerini aldıkları düzene eleştirel bak(a)mayan, İslâm’ı bütünlüğü içinde öğrenip tebliğ etmede risk üstlenmeyip korkuyu putlaştıran maaşlı Diyanet ve İlahiyat ricalimiz,
  2. Uzun yıllardır milyarlarca para ve yardım toplayan ve bir kısmı holdingleşen cemaat üyelerimiz ve önderlerimiz,
  3. Şerîatsiz Allah tasavvuru ile Allah’ı zikrettiğini sanan, yüceltip bağlandıkları kişiler önünde sürüleşen ehl-i tarikatimiz, yani bizler aklanamayacağız.

Tespitlerimizi aşırı bulup katılmayanlar, başkalarından önce kendilerine sorsunlar:

Milletimizden maddi ve manevî çok şey aldık. Aldık da biz bu ülkemize ne kazandırdık / İslâm’a ne yarar sağladık ? Geleceğe İlişkin hangi temelleri attık? Üstelik ihtilaf ahlâkından yoksun din tartışmaları ile de zarar vermedik mi?

Varlığımızı yokluğunuza tercih edelim, yaptıklarımızı bir bir söyleyelim de bu sorulara da cevap arayalım.

Arayalım ki Rabbimizin şu sorularına da cevap hazırlamaya başlamış olalım:

“İnsanlar, sadece “İnandık!” demeleriyle bırakılacaklarını ve sınava çekilmeyeceklerini mi sanıyorlar?
Andolsun ki, Biz kendilerinden öncekileri de sınadık; o halde
(bugün yaşayanlar da sınanacak ve) elbette Allah, doğru davrananları ortaya çıkaracak ve yalancıların da kimler olduğunu gösterecektir.” (Ankebût 29/2, 3)

“ Yoksa sizden öncekilerin örnek olan, ibret veren halleri, başınıza gelmeden Cennete giriveririz mi sandınız? Onlar yoksulluklara uğradılar, zararlara düştüler, çetin sıkıntılara çattılar. Öylesine sürçtüler, öylesine kaydılar, sarsıldılar ki Allah’ın peygamber ve onunla beraber bulunan iman ehli bile, Allah’ın yardımı ne vakit dediler.

(Eğer toparlanır, İslami çizgide gayrete gelirseniz) hiç şüpheniz olmasın Allah’ın yardımı yakındır. (Bakara,2/214)

Mehmet Görmez  ve Düşündürdükleri

Makalemizi yazarken  Mehmet Görmez’in özel olarak hazırlayıp sunduğu görüntülü konuşmasını dinledim. Konumuzla ilgili gördüğüm için de değinme gereğini duydum.

Mehmet Görmez kardeşimizin din tartışmaları ve ihtilaf ahlakı konulu bir konuşmasındaki tesbitlerine ve tavsiyelerine bütün ruhumla katılıyorum. İzlenilip dinlenilmesi de tavsiye ederim.

Kardeşimizin tesbit ettiği gibi İslam dünyası ateşler içinde. Çatışmalar, cehalet ve fakirlik de bizde. Yakıcı gerçek budur.

Bu sebeple tefrikaya yol açan ve aramızda nefret doğuran ve hiçbir fayda sağlamayan din tartışmalarını bırakalım, ihtilafın rahmete yol açıcı ahlakını benimseyelim.

Tamam da, sormadan da edemiyorum. Neyi tartışalım? Mütekabil saygıyla tartışabildiğimiz  ve doktora tezlerine   dönüştürebildiğimiz, halimize ve geleceğimize ışık tutacak  hayati konular nerede?

Materyalist temellere oturtulduğu için milyonlarca gencimizi  deizme yönlendiren, modern şirk türlerine  bulaştıran ve  İslami yaşamdan  koparan milli eğitim sistemini  ve ona nasıl alternatif bir düzen oluşturulacağını tartışıyor muyuz?

Fakirliğimizi yaygınlaştıran, sosyal dengeleri alt üst eden borca payalı para sistemi ve faiz düzeni ilgi alanımızda yer alıyor mu?

Kavgalar, cinayetler, sürtüşmeler artıyor. Kısas sistemimizi hayata nasıl uyarlanır konusunu tartışmaya değer buluyor muyuz?

İlahiyatlarımızın bu günkü  müfredatı ile dinimizin öğrenilemeyeceği konusunu niçin tartışmaya açamıyoruz?

Bu gün yararsız  din tartışmaları dahil  millet ve ümmet olarak yaşadığımız belalar, büyük ölçüde korktuğumuz, yargılayamadığımız ve alternatifini oluşturmaya çalışarak insanımızın demokratik tercihlerine sunamadığımız sistemden geliyor. Sisteme ayarlı kurumlarımızla, muvazzaf ve emekli 200 000 aşkın maaşlı diyanet ve ilahiyat kadrolarımıza halimiz ortada.

Üstelik âhiretimiz de tehlikede. Gerçekten merak ediyorum.

 Halimiz nice olacak?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here