islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,5420
EURO
54,8612
ALTIN
6.216,54
BIST
13.458,10
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Az Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
32°C
Çarşamba Açık
32°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
31°C

BULDUĞUM YERDE MİSİN?

BULDUĞUM YERDE MİSİN?
05/11/2025 09:01
A+
A-

BULDUĞUM YERDE MİSİN?

Olduğun yerde durabilmenin adamakıllı zorlaştığı dönemlerdeyiz. Eskiden uzun seneler geçerdi de, insanları fikri ve fiziki olarak hep aynı yerde görebilirdik. Şimdilerde ise olduğun yeri bırakıp gitmenin her türlüsünü yaşıyoruz. Ekonomik olarak, siyasi olarak, aileler olarak, arkadaş eş-dost olarak, fikrİ olarak akla gelebilecek ne türlüsü varsa, olduğun yerde durmanın imkânsızlığını en deruni şekilde hissediyoruz.

Hep aynı yerdeyim,” “bıraktığın gibiyim,” “nerede buldun ve nerede tanıştıysak oradayım,” gibi kısa cümleler akamete uğradı. Aynı yerde olmak, aynı düzende istikrarı korumak bir zamanlar önemli bir şeydi, şimdi kerih görülemeye başlandı. “Hâlâ sen orada mısın?” sorusu, değer yüklü kıymetli geçmişi itibarsızlaştırdı. İktidara, güce, dünyevi itibara olan hasretimiz, yerimizi yurdumuzu terk etmemize sebep oldu.

Bir zamanların ideal sahibi Müslümanlar olarak yaşarken, ertelenmiş isteklerimizin peşinde koşan dünyevileşmiş hissizlere dönüştük. İhtiyaçlarımız her zaman ve mekânda karşılanıyordu bir şekilde, ertelediklerimiz ise isteklerimizdi. İhtiyaç denenin, zarurete karşılık gelen olduğunun farkındaydık, isteklerin ise bitip tükenmeyen dünyevileştiriciler olduğunu biliyorduk.

Yan yana durmaktan hicap ettiği kişilerle, önünden geçmeyi bile kerih gördüğü kurum ve kuruluşlarla haşır-neşir olması, daha da ilerisine bile cevaz bulması, bu günlerin de gelip geçici olduğunu unutması, bir insana dert olup da yetmez mi? Siyasi entrikalara sessiz kalması, saman altından su yürütmesi, hile-i şeriyye diyerek her türlü haltı yemesi neyle izah edilebilir? Artık ben anladım ki; daha iyi olmaktan ziyade, cesaretini kaybetmeden olduğun yerde sabitkadem durabilmek başlı başına bir başarı. Neyimiz vardı ki kaybettik de, geri almak için her şeyimizle, caiz olmayan usullerle seferber oluyoruz?

Müslümanlığımızla bir hak ediş elde edemeyenler olarak, başımıza kakılarak verilmiş olanların kaybedilmesi gibi sıkıntı olabilir mi? Kazanılmışları (!) kaybetmeme (!), açılan alanları (!) daraltmama gibi temeli vesveseye dayanan önermeler, aslında neye tekabül ediyor düşünmüyoruz hiç.

Olduğun yerde durmak artık her babayiğidin harcı değil ne yazık ki. Kalem ve söz erbaplarında bunu görebiliyoruz. Cahili statükoya akıl veriyorlar, maslahatı getirip getirip bir meşrulaştırıcı argüman olarak insanların önüne koyuyorlar. Cahili düzen bizim (!) oldu. “Bir elime güneşi, bir elime ayı verseler, bu davadan vazgeçmem” diyen nebevi sünnet ise, yalan oldu.

Hayatının geçmiş dönemlerinde Laik seküler taguti düzenlere ve onun yöneticilerine sürekli eleştiri getirip, Müslümanın asıl muradını zikredenlerin, son dönemde bu düşünceleri nasıl da dönüştü? Peki, cari düzende ne değişti de, Müslümanlar ideallerinden vaz geçti? Vaz geçmediler ise, neden böyle davranıyorlar? Hangi kavramın tanımı değişti?

Tagut, ilah, rab, veli, velayet, din, cahiliye, haram, helal, vela ve bera vb. kavramları, yeniden mi yorumlandı?

Olduğun yerde durmak, “Bir elime güneşi, bir elime ayı verseler bu davadan vazgeçmem” diyen Resullah’ın (as) tavrına sadık kalmaktır. Olduğun yerde durmak, Müslümanların vazgeçemeyecek değerlerinin varlığına delalet eder. Bizim kahramanlarımız olduğu yerde duran ve laik seküler dünyevi düzenleri hep öteki olarak görenlerdir. Her şeyin değiştiği doğrudur, lakin esasa dair değişen yoktur. İslam’ın değişmezleri olduğu gibi, dünün bugünün ve yarının cahiliyesinin de değişmezleri vardır. İşte olduğun yerde durmak, İslam’ın değişmezlerine sahiplenmekle birlikte aynı zamanda cahiliyenin değişmeyen yüzüne de tavır almaktır.

Şimdi söyle ey Müslüman; bulduğum yerde misin? Her şeye rağmen bulduğum yerde durabilenlere selam olsun…

YAKUP DÖĞER

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.