
Camiler Kapalı, Tesettür Yasak: Taha Kılınç’tan Doğu Türkistan Gerçeği
Gazeteci ve yazar Taha Kılınç
Doğu Türkistan’a yaptığı zorlu seyahatin izlenimlerini kaleme aldığı “Kayıp Coğrafyanın İzinde: Doğu Türkistan Seyahatnamesi” adlı kitabından yola çıkarak, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde (İZÜ) Uygur halkının maruz kaldığı baskı ve asimilasyon politikalarını anlattı. “Rotamız Doğu Türkistan” başlıklı programda konuşan Kılınç, Çin yönetiminin sistematik zulmünü çarpıcı detaylarla aktardı: Camiler kapalı, tesettür yasak, dini ve kültürel hafıza silinmeye çalışılıyor.
İZÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmed Akif Acar’ın açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, Acar, “Doğu Türkistan meselesi, dünyanın yeterince ilgi göstermediği bir konu. 20 milyon dindaşımız, soydaşımız büyük bir zulüm altında. Seslerini duyurmak, sıkıntılarını hafifletmek amacıyla mümkün olan her yola başvurmak mühim” dedi. Kılınç ise yıllardır İslam coğrafyası üzerine yazılar kaleme almasına rağmen, Çin’in uyguladığı vize ve giriş kısıtlamaları nedeniyle bölgeye ilk kez 2025’te gidebildiğini belirterek, seyahatinin “zor, gerilimli ve hazin hatıralarla dolu” olduğunu vurguladı.
Olağanüstü Güvenlik ve Gözetim: Her Adım İzleniyor
Kılınç, Doğu Türkistan sokaklarında tanık olduğu güvenlik önlemlerini “olağanüstü boyutlarda” olarak nitelendirdi. “10-15 metre aralıklarla dikilen direklerde her yönü gören ve ses kaydı alan 5-6 kamera var. Çinli görevliler, denetlemek amacıyla tespit ettikleri ailelerin evlerine gidip 10-15 gün kalıyor” diye konuştu. Seyahat boyunca polis sorgularına maruz kaldıklarını, bazı şehirlerde açıktan takip edildiklerini ve her yerin kameralarla kaplı olduğunu aktaran yazar, bu ortamın Uygurları sürekli bir korku ve baskı altında tuttuğunu ifade etti.
Dini Kimlik Silinme Tehlikesinde: Yasaklar ve Yıkımlar
Konuşmasının en çarpıcı kısmı, Çin’in din ve kültürden uzaklaştırmayı hedefleyen “sosyal mühendislik” projesiydi. Kılınç, seyahati boyunca “tek bir tesettürlü kadın görmediğini” belirterek, başörtüsü yasağının katı bir şekilde uygulandığını söyledi. Uygulanan diğer yasaklara örnekler verdi: “Çadır, dürbün, teleskop, belli bir uzunluğun üzerinde ip almaları yasak. Dini semboller kamusal alandan tamamen silinmiş, birçok tarihi cami yıkılmış veya turistik mekanlara dönüştürülmüş.”
Hoten kentindeki bir cami ziyaretini anlatan Kılınç, “Sadece 60 yaş üstü kişiler alınıyordu. Her gelenin ismi listeden tek tek işaretleniyordu. Bu, ibadete giriş değil, adeta bir üyelik kontrolü gibiydi” dedi.
Bu politikaların amacının “Uygurları tarihleri, kültürleri ve İslami kimliklerinden koparmak” olduğunu vurgulayan yazar, eğitim kamplarının –ki kendisi bunları “toplama kampları” olarak adlandırdı– yeni bir insan tipi yaratma girişimi olduğunu belirtti. “Bir halkın hafızasının sessizce silinmesi” olarak tanımladığı bu süreci, kitabında da detaylıca ele aldığını ekledi.
Kitap ve Çağrı: Unutulmuş Coğrafyaya Işık Tutmak
“Kayıp Coğrafyanın İzinde: Doğu Türkistan Seyahatnamesi”, Ketebe Yayınları’ndan 2025’te çıkan 256 sayfalık bir eser. Kitabın önsözünde Kılınç, “Müslüman Uygurların dramını ve gerçekliğini aktarmak” hedefini koyduğunu belirtiyor. Bölgenin coğrafi, tarihi ve kültürel zenginliğini de mütevazı bir katkıyla aydınlatmayı amaçlayan kitap, Çin’in dezenformasyon politikaları nedeniyle hak ettiği ilgiyi göremeyen Doğu Türkistan meselesine dikkat çekiyor. Yazar, sekiz günlük seyahatinde büyük tarihi şehirleri gezip, sokak manzaralarını ve insanların ahvalini gözlemlediğini, ancak sürecin manevi açıdan en yorucu deneyimlerinden biri olduğunu paylaştı.
Program, Kılınç’ın dinleyicilere “Bu sessiz zulme karşı sesimizi yükseltmek hepimizin sorumluluğu” çağrısıyla sona erdi. Etkinlik, İZÜ Nizamülmülk Konferans Salonu’nda yoğun ilgi gördü ve sosyal medyada geniş yankı buldu. Taha Kılınç, daha önce Türkiye Yazarlar Birliği’nde de kitabını tanıtmış, benzer izlenimlerini paylaşmıştı.
Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri, uluslararası arenada giderek daha fazla gündeme gelmeye başlarken, Kılınç’ın anlatımları, unutulmuş bir coğrafyanın acısını Türkiye’ye taşıyor. Kitap, raflarda yerini alırken, Uygur diasporasının sesi olmaya devam ediyor.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube