islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,3990
EURO
53,3011
ALTIN
6.812,59
BIST
14.783,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
22°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

ESKİ TÜRKİYE ÖZLEMCİLERİNE VE ŞOVENİSTLERE KAPAK OLSUN

ESKİ TÜRKİYE ÖZLEMCİLERİNE VE ŞOVENİSTLERE KAPAK OLSUN
30/12/2025 00:15
A+
A-

ESKİ TÜRKİYE ÖZLEMCİLERİNE VE ŞOVENİSTLERE KAPAK OLSUN

12 Eylül ihtilalinden dört sene sonra, 1984’ün soğuk Şubat günleriydi. Ülkede sıkıyönetim vardı. Yapılan iftiralar nedeniyle irtica suçlamasıyla dört öğretmen Bingöl’de tutuklanmıştık. Polislerin araştırması sonucu suçsuz bulunmuştuk ama sıkıyönetim komutanının direktifi olmadan karakol serbest bırakamıyordu. Komutan Tuğgeneral de, kış tatbikatı dolayısıyla iki haftalığına Erzurum’a gitmişti…

Erzurum’daki kış tatbikatı bitmiş, sıkıyönetim komutanı, Bingöl’e dönmüştü. Komiser Murat Bey, yanımıza gelerek:

– Öğretmenler! Çabuk hazırlanın. Komutana gidiyoruz. Kravatlarınızı da takın.

– Tıraş olmayalım mı? On beş gündür hiç tıraş olamadık.

– Hayır olmayın. Tutuklu kaldığınız nereden belli olacak?!

Hazırlık tamam olunca komiser Murat Bey refakatinde komutanın huzuruna çıkarıldık. Komutan:

Cumhuriyetin öğretmenleri nasıl olmalı? Diye soru yöneltince, Fransızca öğretmeni Recai bey, cevap olsun diye:

Efendim, Atatürk ilke ve… diyecekti ki, komutan sözünü keserek:

Çağdaş olmalı çağdaş!!! Tamam mı? Çağdaş olacaksınız.

Tamam, dedik.

Komutan, komiser Murat beye dönerek:

– Tamam, serbest bırakabilirsin Murat Bey, dedi.

Çağdaş olacaksınız tamam mı? Evet, tamam”  soru ve cevabının tecelli etmesi için iki hafta zindanda yatmamız mukaddermiş meğer.

Tekrar zindana döndük. İşlemler tamamlandı ve akşam ezanından sonra serbest bırakıldık. Dışarıda Fransızca öğretmeni Recai beyin akrabaları taksilerle bekliyorlardı. Hemen arabalara atlayıp Bingöl’e 20 km. uzakta bulunan Genç ilçesine gittik. Eve varınca henüz yatmamış olan çocuklarım, sevinçle boynuma sarılıp koklamaya başladılar. Her gün akşam yemeğini yiyince yatan çocuklar, o gün babalarının geleceğini annelerinden öğrenince sevinçten uyuyamamışlar. Mutlu bir buluşma ile iki haftanın hasreti böylece noktalanmış oldu.

Akşam gelirken yolda Recai Bey ile yarın aynı saatte ve öğrenciler teneffüste iken okula gitmeyi kararlaştırdık. Anlaştığımız gibi ikinci dersin teneffüsünde Recai Beyle okulun avlusuna girince bütün öğrenciler sevinç çığlıkları atarak, etrafımızda halka oluşturup:

– “Geçmiş olsun”  dileklerinde bulunurken, kimisi de pencerelerden alkışla tempo tuttular. Manzarayı gören sol ideolojiyle saplantılı öğretmenler, öğretmen odasını boşaltarak müdür ve müdür yardımcısının odasına gitmişler. Recai Beyle doğruca öğretmen odasına vardık. Arkadaşlar, sevinçle ve ayakta karşılayarak “geçmiş olsun” dileklerinde bulundular.

– “Öbür öğretmen arkadaşlar nerede” diye sorunca,

– Sizin, büyük tezahüratla karşılanarak gelişinizi görünce perem perem dağıldılar, fikirdaşları müdür ve yardımcısının odasına gittiler dedi Türkçe öğretmeni Antalyalı Deniz hanım…

Recai Bey:

– Biz de müdürün yanına gidip geldiğimizi söyleyelim, dedi.

Müdürün odasına kapıyı vurup girdik. Müdür,  kerhen “geçmiş olsun, programınızdaki gibi derslere girmeye başlayabilirsiniz” dedi.

Kaldığımız yerden derslere devam etmeye başladık.

Doğulu insanın genlerine kadar sinmiş olmalı ki, hemen her sınıfta bazı öğrenciler:

Hocam, işkence yaptılar mı? Sorusunu ısrarla sordular. Yapmaya yapacaklardı. Fakat Fransızca öğretmeni Recai Beyin dayısı, o günkü ANAP Bingöl Milletvekili Hakkı Artukaslan, Emniyet müdürü kanalıyla devreye girdiği için yapamadılar. Öğrencilere “Hayır işkence yapmadılar” dediysek de inandıramadık. “Yok, hocam yapmışlardır, yapmışlardır” dediler.

Onlar biliyordu ki, Karakola düşen kendini işkenceden kurtaramazdı. Eski Türkiye’de Cumhuriyet döneminde devletin Doğu’ya yaptığı yatırımın başında askerî kışla, hapishane ve karakol gelmekteydi. İnsanları ekonomik olarak refaha kavuşturup huzura erdireceklerine, kültürlerine ipotek koyma, jandarma dipçiği ve polis copuyla hizaya getireceklerini sandılar.Kürtçe müzik dinliyorlar” diye insanlar karakollarda copla sindirilmeye çalışılıyordu.

Zindanda iken bir polis teyple gelerek bana:

– Hoca, şu kaseti dinle bakalım, sen İlahiyatçısın, Arapça mı Kürtçe mi?  dedi.

Ben de dinledim. Arapça değildi. Allah’ın sıfat isimleri kullanılan Kürtçe ilahi olduğu anlaşılan bir kasetti. Polis memuruna: “Ben Kürtçe bilmem ama kasetteki ifadeler Arapça” dedim.

Arapça değil Kürtçe” deseydim, biliyordum ki, onu dinleyen gariban vatandaşa işkence yapacaklardı. Bir zulmün önüne geçmek için yalan söylemenin caiz olduğunu bildiğim için bu yola başvurmuştum. İnsanların, ana dillerinde söylenen müzikleri dinledikleri için eziyet görmesinden daha büyük zulüm olabilir mi?  Eğer dilde kutsallık olsaydı, Arapçanın kutsal olması gerekirdi. Çünkü hayat kitabımız Kur’an, Arapça olarak gönderilmişti. Hâlbuki Allah ve Rasûlü, buna rağmen bütün Müslümanları Arapça öğrenmeye ve konuşmaya mecbur etmiyor, sadece namazları sahih olacak kadar Kur’an’dan Arapça olarak sure veya ayet ile namaz dualarını emrediyordu. Bunun dışında halk, günlük hayatında, mensubu olduğu millet veya ırkın dilini konuşmakta serbesttir. Yaratıcı olarak âlemlerin Rabbi olan Allah, kullarına bir dili dayatmıyor da, yaratılmış âciz kullar; “Sen ana dilini konuşamazsın. Benim seçtiğim resmî dili evde, okulda, çarşıda, pazarda, müziğinde, kültüründe, folklorunda kullanacaksın. Kullanmazsan cop olur ensende şakılarım” diye zecrî tedbirlere başvuruyordu eski Türkiye’de… İnsan ne garip yaratık!!!

Dillerin farklılığı,  Allah’ın ayetlerindendir. Yüce Allah evrensel mesajında bunun böyle olduğunu şöyle belirtmektedir: “Göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu da O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki, bunda bilenler için nice ibretler vardır.” (30/Rum:22)

O günün Bingöl valisi İsmet Metin namlı şahıs da durmadan resmî dairelere genelge gönderiyordu: “Alınan duyumlara göre mahallî dilde konuşmalar oluyormuş. Bu yola başvurmanın suç olduğu, ilgililerin tespiti halinde cezalandırılacağı” şeklinde tehditli resmî yazılar gönderiyordu.

Sonra ne oldu? PKK lideri Abdullah Öcalan, bunları malzeme olarak kullanıp Kürt kökenli halkın desteğini yanına alarak eyleme girişti. Cami cemaati olan Kürt kökenli Müslümanlardan birçoğu bile:

“En kötü Kürt, en iyi Türk’ten daha iyidir. Bizi birinci sınıf vatandaş yapacak. Dilimizi konuşacak ve kültürümüzü yaşayacağız” şeklinde konuşmaya başladı. Buna benim kulaklarım şahittir. Ve bu uğurda otuz bin insanın kanı aktı. Sonunda Ankara’nın aklı başına geldi ve merhum Turgut Özal’ın önderlik ettiği; “Kürt kimliğini tanıyalım. Kürtçe müzik ve anadilde yayın yapılabilsin”   görüşleri dile getirildi. Önce  -özellikle askerî kesim- ve kavmiyetçiler/Nasyonal sosyalistler tarafından olumlu karşılanmadı. “Bu uygulama, bölücüleri cesaretlendirir” gerekçesiyle karşı çıkıldı. Ama sonunda büyük çoğunlukça kabul gördü ve artık Kürtçe kaset dinleyenler, karakollara taşınmaz oldu. Devletin televizyonunda Kürtçe yayın bile yapılır hale geldi ve sonunda Kürtçe yayın yapan TRT Kürdî kuruldu. Daha önce devlet bu tür ilkel baskıları uygulamasaydı da otuz bini aşkın insanın kanı akıtılmadan özgürlükler tanınsaydı, PKK terör örgütü taban bulamayacak ve anaların gözyaşları akmayacaktı.

İşte bu anlattığım yaşanmış gerçekler, şu anda başarıyla sürdürülen “Terörsüz Türkiye” sürecine karşı çıkan eski Türkiye özlemcilerine ve ırkçı şovenistlere kapak olsun.

Musab SEYİTHAN

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

Yorumlar
  1. Tevfik KÖK dedi ki:

    İnşallah bir daha o günleri görmeyiz.Terörsüz Türkiyenin gerçekleşmesi dileklerimle.maasselam.