islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,3998
EURO
53,3801
ALTIN
6.850,51
BIST
15.141,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

İran Neden Batı Emperyalizminin Hedefinde?

İran Neden Batı Emperyalizminin Hedefinde?
11/01/2026 13:21
A+
A-

İran Neden Batı Emperyalizminin Hedefinde? Küresel Güç Mücadelesinin Şifreleri

İran, yıllardır Batı’nın siyasi, ekonomik ve askerî baskılarıyla karşı karşıya. Peki, bu hedef olma durumu yalnızca nükleer programla mı ilgili? Yoksa mesele çok daha derin ve sistemsel mi?

Jeopolitik Konum: Stratejik Bir Kilit Nokta

İran, dünyanın en kritik bölgelerinden birinde bulunuyor. Orta Doğu, Orta Asya ve Güney Asya arasında yer alıyor. Bu konum, onu küresel güçler için vazgeçilmez kılıyor.

Hürmüz Boğazı, dünya petrol taşımacılığının önemli bölümüne ev sahipliği yapıyor. Bu hat, enerji güvenliği açısından hayati önemde bulunuyor. Bu nedenle İran, yalnızca bölgesel değil küresel bir aktör sayılıyor.

Batı için bu tür bölgeler kontrol edilmelidir. Çünkü kontrol, güç anlamına gelir. Güç ise siyaset üretme kapasitesidir.

İran ise bu denetimi kabul etmiyor. Bu tavır, onu hedef hâline getiriyor.

Enerji Rezervleri: Petrol ve Doğalgaz Gerçeği

İran, dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz rezervlerinden bazılarına sahiptir. Bu kaynaklar, küresel ekonominin can damarıdır.

Batılı ülkeler, enerji akışını kendi çıkarlarına göre düzenlemek ister. Fiyatlar, güzergâhlar ve ticaret ağları bu planın parçalarıdır.

Ancak İran, bu sisteme boyun eğmiyor. Kendi politikalarını üretmek istiyor. Bu durum, Batı açısından kabul edilebilir görülmüyor.

Enerji, artık sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir silahtır. İran, bu silahın kontrolünü vermek istemiyor.

Bağımsızlık Söylemi: Asıl Rahatsızlık Kaynağı

1979 İslam Devrimi sonrası İran, Batı merkezli düzene karşı açık bir duruş sergiledi. Bu duruş, yalnızca politik değil ideolojik bir meydan okumaydı.

İran, ABD hegemonyasını reddetti. İsrail’in bölgesel rolünü sorguladı. NATO merkezli güvenlik anlayışına karşı çıktı.

Bu söylem, birçok ülkeye ilham verebilecek niteliktedir. Batı için asıl tehlike budur.

Çünkü emperyal sistem, itaat eden ülkeler ister. İtiraz edenleri ise ya dönüştürür ya da baskılar.

İran, bu dönüşümü reddediyor.

İsrail Faktörü: Bölgesel Hesaplar

Batı’nın Orta Doğu’daki en önemli müttefiki İsrail’dir. İsrail’in güvenliği, Batı politikalarının merkezinde yer alır.

İran ise İsrail’in politikalarına en sert karşı çıkan ülkelerden biridir. Filistin meselesinde net bir tavır sergiler.

Hizbullah, Hamas ve Husiler gibi yapılarla ilişkileri bulunur. Bu ilişkiler, Batı tarafından “tehdit” olarak tanımlanır.

Ancak bu tehdit söylemi çoğu zaman tek taraflıdır. İsrail’in saldırıları çoğu zaman görmezden gelinir.

Bu çifte standart, meselenin güvenlik değil, çıkar odaklı olduğunu gösterir.

Nükleer Program: Gerçek Sebep mi, Bahane mi?

Batı, İran’ın nükleer programını sürekli gündemde tutuyor. Ancak aynı hassasiyeti başka ülkelere göstermiyor.

İsrail’in nükleer kapasitesi sorgulanmıyor. Hindistan ve Pakistan’a farklı muamele yapılıyor.

Bu durum, uluslararası sistemdeki adaletsizliği ortaya koyuyor.

İran için nükleer teknoloji, caydırıcılık anlamına geliyor. Bu caydırıcılık, Batı’nın müdahale alanını daraltıyor.

Sorun, silah değil bağımsızlıktır.

Ekonomik Yaptırımlar: Modern Kuşatma Yöntemi

İran’a uygulanan yaptırımlar, tarihî kuşatma politikalarının modern versiyonudur. Amaç, doğrudan savaşmak değildir.

Amaç, halkı ekonomik olarak yormaktır. Amaç, iç huzursuzluk oluşturmaktır. Amaç, rejim değişikliğini teşvik etmektir.

Bu yöntem, askeri işgale göre daha az maliyetlidir. Aynı zamanda daha az tepki çeker.

Ancak bu yaptırımlar, en çok sivilleri etkiler. İlaç, gıda ve sağlık alanları bile zarar görür.

Bu durum, insan hakları söylemiyle çelişir.

Sonuç: Mesele İran Değil, Sisteme Direnç

İran’ın hedefte olmasının temel nedeni nükleer program değildir. Bölgesel politikalar da tek başına açıklayıcı değildir.

Asıl sorun, İran’ın Batı merkezli dünya düzenine eklemlenmemesidir.

Batı, uyumlu aktörler ister. Bağımsız davrananları tehdit olarak görür.

İran ise bu uyumu reddediyor. Kendi yolunu çizmek istiyor.

Bu nedenle hedefte….

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.