islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

Terörle Mücadele Maskesi Altında Vekâlet Savaşları

Terörle Mücadele Maskesi Altında Vekâlet Savaşları
A+
A-

Terörle Mücadele Maskesi Altında Vekâlet Savaşları: ABD ve İsrail’in Ortadoğu’daki Kirli Oyunu

Ortadoğu’da “terörle mücadele” söylemiyle yürütülen operasyonların büyük kısmı, sahada bizzat yürütülen bir güvenlik politikası değil, yerel silahlı gruplar üzerinden sürdürülen vekâlet savaşlarıdır. ABD ve İsrail, doğrudan müdahale yerine, kimi zaman radikal, kimi zaman etnik ya da mezhepsel temelli örgütleri kullanarak bölgeyi yeniden dizayn etmeye çalışıyor. Bu yöntem, kısa vadede kazanç sağlasa da uzun vadede milyonlarca insanın hayatını altüst eden bir kaos üretiyor.

Terörle Mücadele Söylemi, Gerçekte Neyi Örtüyor?

ABD ve İsrail, bölgedeki askeri ve siyasi müdahalelerini çoğu zaman şu kavramlarla meşrulaştırıyor:

• Terörle mücadele
• Ulusal güvenlik
• Sınır güvenliği
• Bölgesel istikrar

Ancak sahadaki gerçeklik, bu kavramların çoğu zaman işgal, parçalama, nüfus mühendisliği ve siyasal dizayn projelerinin örtüsü olarak kullanıldığını gösteriyor.

Ortadoğu’da yürütülen çatışmaların önemli bir bölümü, doğrudan savaşlar değil, taşeron örgütler üzerinden sürdürülen örtülü operasyonlar şeklinde ilerliyor.

Vekil Örgüt Modeli: Kanlı ve Hesaplı Bir Strateji

Bu stratejinin temel adımları genellikle şöyle işliyor:

• Yerel silahlı gruplar oluşturuluyor
• Bu gruplar silahlandırılıyor
• Finansal destek sağlanıyor
• Eğitim ve lojistik sunuluyor
• Sahaya sürülüyor
• Kontrolden çıktığında ya da misyonunu tamamladığında tasfiye ediliyor

Bu model; Afganistan, Irak, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerde defalarca denendi. Sonuç ise hep aynı oldu:
Parçalanmış toplumlar, iç savaşlar, yıkılmış şehirler ve milyonlarca mülteci.

İsrail’in Vekil Güç Deneyimi: Güney Lübnan Ordusu Örneği

İsrail’in vekil örgüt politikalarının en somut örneklerinden biri Güney Lübnan Ordusu’dur (SLA). İsrail, Güney Lübnan’daki işgali sırasında bu milis yapıyı:

• Finanse etti
• Eğitti
• Silahlandırdı
• Güvenlik gücü gibi kullandı

Bu yapı, Lübnan direnişini bastırmak, yerel halkı sindirmek ve İsrail adına alan kontrolü sağlamak için kullanıldı.

İsrail bölgeden çekildiğinde ise bu örgüt çöktü. Binlerce mensubu kaçtı, geride ağır bir toplumsal travma ve büyük bir güvenlik boşluğu kaldı.

Bu örnek, vekil örgüt stratejisinin nasıl geçici kazançlar, kalıcı yıkımlar ürettiğini açıkça gösteriyor.

Suriye Dosyası: Gizli İlişkiler, Açık Yıkım

Suriye iç savaşı, vekâlet savaşlarının en kirli sahnelerinden biri haline geldi.

Uluslararası basına yansıyan haberlere göre İsrail, Golan hattına yakın bazı silahlı gruplarla doğrudan ya da dolaylı temaslar kurdu. Bu temaslar kapsamında:

• Tıbbi yardım
• Lojistik destek
• Finansal katkılar

sağlandığı iddia edildi.

Bu yapıların tamamı resmi olarak “terör örgütü” listelerinde yer almasa da İsrail tarafından:

• İran etkisini kırmak
• Hizbullah’a karşı alan kazanmak
• Rejim üzerinde baskı kurmak
• Sınır hattında tampon bölge oluşturmak

amacıyla kullanıldıkları öne sürüldü.

ABD’nin Bölgesel Modeli: Kaos Üzerinden Kontrol

ABD’nin Ortadoğu politikası, son yıllarda doğrudan işgalden, vekâlet savaşlarına evrildi.

Irak’ta yerel milis ağları, Suriye’de gizli destek programları, Afganistan’da yıllarca kullanılan silahlı yapılar bu politikanın parçalarıydı.

Ancak sonuç değişmedi:

• Radikalleşme arttı
• Kontrolden çıkan örgütler ortaya çıktı
• Mezhep çatışmaları derinleşti
• Milyonlarca insan yerinden edildi

Bu tablo, “istikrar” söyleminin sahada nasıl bir istikrarsızlık projesine dönüştüğünü gösteriyor.

Hamas Tartışması: Bilerek Büyütülen Tehdit mi?

İsrail’in uzun yıllar Gazze’ye giren Katar fonlarına izin vermesi, Hamas’ın yönetim kapasitesini dolaylı olarak güçlendirdiği gerekçesiyle ciddi biçimde eleştirildi.

Bu durum şu soruyu gündeme getirdi:

İsrail, Hamas’ı gerçekten bitirmek mi istedi, yoksa Filistin’i bölmek için kontrollü bir tehdit olarak mı kullandı?

Bu soru, bugün hâlâ yanıtlanmış değil.

UNRWA’ya Yönelik Yıkım: Sadece Bir Bina mı Hedef Alındı?

İsrail’in UNRWA’nın Doğu Kudüs’teki merkezini yıkması, sıradan bir idari karar değildir.

Bu adım aynı zamanda:

• Filistinli mültecilerin hafızasına saldırıdır
• Uluslararası hukuka meydan okumadır
• Tanıkların susturulmasıdır
• İnsani yardım ağlarının dağıtılmasıdır

Bu politika, askeri değil, tarihsel ve sosyolojik bir tasfiye anlamı taşımaktadır.

Sonuç: Terörle Mücadele Değil, Harita Mühendisliği

Ortadoğu’da yaşananlar bir güvenlik sorunu değildir.

Bu bir:

• Harita mühendisliği
• Nüfus mühendisliği
• Kimlik mühendisliği
• Direniş hafızasını silme projesidir

ABD ve İsrail, bu projeyi doğrudan yürütmek yerine, taşeron örgütler, vekil güçler ve kontrollü kaos üzerinden ilerletmektedir.

Ve bu gerçek artık gizlenemeyecek kadar açıktır.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.