islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Çok Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Çok Bulutlu
19°C
Çarşamba Yağmurlu
13°C

Mısır, Etiyopya ve Sudan Arasındaki Nil Nehri Anlaşmazlığı Derinleşiyor

Mısır, Etiyopya ve Sudan Arasındaki Nil Nehri Anlaşmazlığı Derinleşiyor

Mısır, Etiyopya ve Sudan Arasındaki Nil Nehri Anlaşmazlığı Derinleşiyor

Nil Nehri üzerindeki su paylaşımı meselesi, 2026 başında yeniden bölgesel ve uluslararası gündemin önemli jeopolitik sorunlarından biri haline geldi. Sorunun merkezinde Mavi Nil üzerinde inşa edilen Grand Ethiopian Renaissance Dam (GERD / Hedasi Barajı) bulunuyor. Bu barajın açılması, taraflar arasındaki diplomatik çıkmazı çözülemez kılarken, gerilimi ciddi şekilde tırmandırdı.

Etiyopya, yaklaşık 14 yıl süren inşaatın ardından GERD’yi 2025 sonlarında tamamlayıp işletmeye açtı. Baraj, Afrika’nın en büyük hidroelektrik projesi olarak enerji üretimini artırmayı ve yoksullukla mücadelede dönüm noktası olmayı hedefliyor. Etiyopya hükümeti bunun hem kendi gelişimi hem de bölge refahı için fırsat olduğunu belirtiyor. Ancak barajın su akışını kontrol etme kapasitesi, Mısır ve Sudan için hayati riskler anlamına geliyor. Mısır, tarihsel olarak Nil’den yılda 55,5 milyar m³ su aldığını belirten eski anlaşmalara dayanarak, baraj nedeniyle bu payın düştüğünü savunuyor. Yeni talep tahminlerine göre su ihtiyacı 88,5 milyar m³’ü bulurken, mevcut paylaşımın artık sürdürülemez olduğu ileri sürülüyor. Bu durum, Kahire’nin “su güvenliği” kaygısını ulusal güvenlik meselesi statüsüne sokmuş durumda.

2026’da bir ilk olarak, Mısır resmen tazminat talebinde bulunduğunu açıkladı. Hükûmet yetkilileri, barajın su akışını azaltmasının ülkeye ekonomik zarar verdiğini belirterek, GERD’den kaynaklı kayıplar için telafi beklediklerini belirtti. Bu tür talepler, taraflar arasındaki diplomatik tonu sertleştirdi.

Kahire, Etiyopya’nın barajı tek taraflı bitirip işletmesini, “uluslararası hukuka aykırı bir hareket” olarak tanımladı ve daha önce Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne şikâyetini iletti. Etiyopya ise tersine, 1929 ve 1959 anlaşmalarını “kolonyal döneme ait” olarak reddediyor ve yeni bir paylaşım istediğini ifade ediyor. Bu anlaşmaların hukuki geçerliliği üzerindeki ihtilaf, müzakereleri daha da karmaşık hale getiriyor.

Sudan, başta Mısır ile benzer endişeleri paylaşıyor ve kontrolsüz su boşaltımlarının altyapı ve tarımı zorlayabileceğini öne sürüyor. Ancak Hartum, aynı zamanda barajdan su düzenleme ve tarım için yarar sağlama potansiyeli olduğunu da ifade ediyor. Bu ikili konum Sudan’ı sürecin hassas aktörlerinden biri yapıyor. Ayrıca Mısır ve Sudan, bu anlaşmazlığın yalnızca üç taraflı olması gerektiğini savunup diğer Nil havzası ülkelerinin sürece dahil edilmesine karşı çıkıyorlar.

Mısır’da kişi başına düşen su miktarı dünya ortalamalarının oldukça altında ve barajın etkileri bu durumu daha da baskı altına alıyor. Mısır’a bağlı su seviyesindeki değişimler, tarımsal üretim ve hidroelektrik santrallerin verimini etkileyebilir. Sudan’dan gelen veriler, kontrolsüz su boşaltımının sele yol açtığını gösteriyor. Sudan ve Mısır, anlaşmazlığın bölgesel istikrarı tehdit ettiğini savunurken, Etiyopya’nın hızlı ekonomik büyüme hedefleri bu kaygıları artırıyor.

Bu yılın başlarında ABD Başkanı Donald Trump, Nil suyu krizinde diplomasi kanallarını yeniden açmak istediğini açıklayan mektubunu Kahire’ye gönderdi. Trump hem Mısır hem de Etiyopya liderleriyle konuştuğunu ve taraflar arasında bir ilerleme sağlayabileceğini düşündüğünü belirtti. Mısır ve Sudan, Trump’ın teklifini memnuniyetle karşıladığını açıklarken, bu girişimi “sürecin yeniden rayına oturması için bir fırsat” olarak değerlendirdiler. Etiyopya’dan ise kamuoyuna yansıyan resmi bir yanıt henüz gelmedi. Addis Ababa tarafı bu tür uluslararası arabuluculuk tekliflerini dikkatle değerlendirmeye devam ediyor.

Sonuç olarak, Nil suyu paylaşım krizi, artık yalnızca bir hidroelektrik projesi tartışması olmaktan çıkmış durumda. Su güvenliği, ekonomik çıkarlar ve uluslararası hukuk boyutlarıyla karmaşıklaşan bu kriz, bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. Mısır ve Sudan, bağlayıcı bir anlaşma talep ederken, Etiyopya, barajı kendi egemenlik ve kalkınma hakkı olarak görüyor. Uluslararası aktörler ise arabuluculuk girişimlerini sürdürüyor. Her üç tarafın da tutumu, krizin insani, ekonomik ve stratejik boyutlarının çözümünü zorlaştırıyor. Ancak diplomasi kanallarının yeniden açılması bir umut ışığı yaratırken, sürecin ilerlemesi için yalnızca siyasi irade değil, aynı zamanda hukuki ve teknik mutabakatın sağlanması gerekiyor.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.