
Adalet Işığında Hamas – İsrail Ateşkes Süreci
Giriş: Adaletin En Ağır İmtihanı
İnsan için adil olmak zor değildir.
Asıl zor olan, öfke duyulan kimseye karşı adaleti muhafaza edebilmektir.
Kur’ân-ı Kerîm bu hakikati insanlığın önüne açık bir ölçü olarak koyar:
“Bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin.
Adil olun; bu, Allah’a karşı sorumluluk bilincine daha yakındır.” (Mâide Suresi, 8. âyet)
Bu ayet, basit bir ahlâk telkini olmanın ötesinde,
medeniyet inşa eden temel bir ilkedir.
Zira adalet, huzur zamanlarında değil;
husumet anında korunabildiğinde gerçek mânâsına ulaşır.
Adalet Kimliğe Değil Fiile Bakar
Kur’ân’ı Kerim’de adalet;
• Aidiyetle değişmez,
• Düşmanlıkla bozulmaz,
• Menfaatle eğilip bükülmez.
Hüküm şu temel üzerine kurulur:
Fail kimdir değil, fiil nedir?
Bu ölçü terk edildiğinde:
• Hukuk, gücün tercümanı hâline gelir;
• İnsan hakları, yalnız güçlülerin imtiyazı olur;
• Zulüm, meşruiyet kisvesine bürünür.
Bugün dünya düzenini sarsan temel mesele tam da budur.
Hamas – İsrail Meselesine Hangi Ölçüyle Bakılmalıdır?
Bu başlık;
• His, duygu merkezli saflaşmalarla,
• İdeolojik yakınlıklarla,
• Sloganlarla değil;
Hak, adalet ve sahada kayıt altına alınmış vakıalarla ele alınmalıdır.
Zira Kur’ân mümine şunu öğretir:
“Düşmanlık, seni yalana ve haksızlığa sürüklemesin.”
Ateşkes Sürecinin Sahadaki Gerçeği
Hamas-İsrail ateşkes süreci;
• Katar ve Mısır arabuluculuğunda,
• Uluslararası Kızılhaç gözetiminde,
• Resmî tutanaklar eşliğinde yürütülmüştür.
Teslim edilen:
• Canlı esirler,
• Naaşlar,
• Tarih ve sayılar
uluslararası tutanaklara geçirilmiştir.
Bu sebeple süreç, kanaatlere değil;
belgelere dayanmaktadır.
Hamas’ın Beyanı Ne İfade Etmektedir?
Hamas yetkililerinin açıklaması nettir:
“Ateşkes mutabakatında üzerimize düşen tüm yükümlülükler yerine getirilmiştir.”
Bu beyan, siyasî bir savunma niteliği taşısa da
sahadaki fiilî teslimlere dayanmaktadır.
Eğer bu ifade temelsiz olsaydı:
• Kızılhaç sürece itiraz ederdi,
• Arabulucu devletler açık tutum alırdı,
• Ateşkesin ikinci safhası gündeme gelmezdi.
Bunların hiçbiri yaşanmamıştır.
Bu tablo şu gerçeği ortaya koymaktadır:
Hamas’ın sözü tartışılabilir;
fakat delil olmaksızın yalan sayılması mümkün değildir.
İsrail’in İtirazlarının Mahiyeti
İsrail makamlarının açıklamaları dikkatle incelendiğinde şu husus öne çıkar:
• “Teslim yapılmadı” denmemektedir.
• “Anlaşma ihlal edildi” ifadesi kullanılmamaktadır.
İtirazlar daha çok:
• Kimlik tespit süresine,
• DNA inceleme gecikmelerine,
• Usule dair ayrıntılara dayanmaktadır.
Bunlar hukuki ihlal değil;
uygulamaya ilişkin ayrıntılardır.
Ancak bu ayrıntılar;
• İç kamuoyunu yatıştırmak,
• Hükümet üzerindeki baskıyı azaltmak,
• Süreci zamana yaymak amacıyla siyasetin merkezine taşınmaktadır.
Siyonist Anlayışın Temel Sıkıntısı
Bu noktada düğüm kendiliğinden görünür hâle gelir.
Mesele Yahudilik değildir.
Mesele İsrail halkı da değildir.
Asıl sıkıntı,
adaleti askıya alan siyonist dünya görüşüdür.
Bu anlayışta:
• İsrailli ölürse “trajedi”,
• Filistinli ölürse “kaçınılmaz bedel” kabul edilir.
Böyle bir zihniyet:
• Hukuku kimliğe bağlar,
• İnsan hayatını ırka göre tartar,
• Zulmü “var olma hakkı” söylemiyle meşrulaştırır.
Bu yaklaşım yalnız Filistin’e değil,
bütün insanlığa yönelmiş bir adaletsizliktir.
En Büyük Zararı Kim Görmektedir?
Ne var ki bu adaletsizliğin en ağır bedelini
bizzat Yahudiler ödemektedir.
Çünkü:
• Yahudilik, işgal ve şiddetle özdeşleştirilmektedir.
• Antisemitizm, İsrail’in fiilleri sebebiyle yeniden güç kazanmaktadır.
• Dünyanın farklı bölgelerindeki suçsuz Yahudiler, devlet politikalarının hedefi hâline gelmektedir.
Bugün Avrupa ve Amerika’daki birçok Yahudi cemaatinin dile getirdiği ortak yakınma şudur:
“İsrail bizim adımıza konuşuyor; fakat bizi dünyanın önünde savunmasız bırakıyor.”
Bu gerçek açık biçimde göstermektedir ki:
Siyonizm, Yahudiliğin hamisi değil;
onu dünyada en ağır ithamların muhatabı hâline getiren yapıdır.
Kur’ân’ı Kerim’in Adalet Ölçüsü
Kur’ân’ı Kerim adaleti üç temel üzerine bina eder:
1. Hak kimdeyse onun yanında durmak
2. Zulüm kimden gelirse gelsin karşı çıkmak
3. Kin sebebiyle hükmü bozmamak
Bu ölçü yitirildiğinde:
• Zulüm sıradanlaşır,
• Mazlum yalnızlaşır,
• Güç put hâline gelir.
Bugünün Dünyasında Açık Gerçek
Bugün dünya:
• Ateşkesi konuşmakta,
• Barışı tartışmakta,
fakat adaleti merkeze almamaktadır.
Oysa:
Adalet yoksa barış yalnızca bir kelimedir.
Güç hukukla bağlanmadıkça:
• Anlaşmalar geçici kalır,
• Ateşkesler kırılgan olur,
• Zulüm farklı biçimlerle sürer.
Sonuç: Adalet Ayakta Kalmazsa İnsanlık Çöker
Kur’ân’ı Kerim’in çağrısı bugün her zamankinden daha açıktır:
“Adil olun.”
Bu çağrı:
• Bir tarafı temize çıkarmak için değil,
• Bir tarafı mahkûm etmek için de değil;
hakikati ayakta tutmak içindir.
Çünkü:
• Adalet çökerse mazlum konuşamaz,
• Adalet çökerse zalim durdurulamaz.
Ve insanlık her defasında aynı hakikate ulaşır:
Kinle bozulan adalet zulmü doğurur.
Adaletle dizginlenen güç ise insanlığı yaşatır.
Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Dipnotlar:
1. Kur’ân-ı Kerîm, Mâide Suresi, 8. âyet
2. Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) esir değişim tutanakları
3. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi Gazze raporları (2023–2025)
4. BM Bağımsız Soruşturma Komisyonu kayıtları
5. Avrupa Yahudi Cemaatleri Konseyi kamu açıklamaları
6. Hannah Arendt, Totalitarizmin Kaynakları