islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,1654
EURO
50,9277
ALTIN
7.121,73
BIST
12.956,72
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
11°C
İstanbul
11°C
Az Bulutlu
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C
Cuma Hafif Yağmurlu
9°C

İNSANI HAYAT VEREN ŞEYLERE ÇAĞIRMAK

İNSANI HAYAT VEREN ŞEYLERE ÇAĞIRMAK
15/02/2026 08:23
A+
A-

İNSANI HAYAT VEREN ŞEYLERE ÇAĞIRMAK

İnsanlara hayat veren şeyler neler olabilir? Gündelik hayatın içinde kaybolup gitmek yaşamak değil midir? Her gün biyolojik varlığımızı devam ettirecek faaliyetlerde bulunmak, yiyip içip gülüp eğlenmek, hayatın tadını çıkarmak, yaşamı doyasıya içimize sindirmek anlamına gelmez mi?  Bir çırpıda sayıp dökebileceğimiz nefsimizin hoşuna giden birçok şey bize canlılık verir, ama cana can katan öyle şeyler vardır ki bunları yaşadıkça öğreniriz veya keşfederiz.

Küçük bir çocukken küçücük şeyler bizi mutlu ederken, yaşımız ilerledikçe doyumsuzlaşır, mutluluk beklentimizi karşılayacak nesneler ararız. Belki de mutluluğu nesnelerde, dışarıda arayışımızdır bizi doyumsuz kılan. Yunus’un:

Kemdürür yoksullukdan nicelerin varlığı

Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı

dediği gibi, yoksulluktan da beter olan, varlık içindeyken bile gözün ve gönlün daralmasıdır. Peki iç genişliği nasıl çoğalır?  Şiirin tamamını okuyunca infak etmekte ve helal kazançta göz ve gönül aydınlığını  bulduğunu anlıyoruz:

Batmış dünyâ malına bakmaz ölüm hâline

Ermiş Kărun malına zehî iş düşvarlığı                       Zehî: Ne güzel. / Düşvar: Zor, güç.

Bu dünyâ kime kaldı kimi berhudâr kıldı.                 Berhudar: Tuttuğu işten semere gören, mesut.

Süleymân’a olmadı onun berhudârlığı

Süleymân zembil ördü kendi emeğin yerdi

Anın ile buldular bunlar peygamberliği

Gel imdi Miskîn Yûnus nen var yola harc eyle

Gördün elinden gider bu dünyânın varlığı

Ölümü düşünmeden ömrü sadece mal mülk sahibi olmak uğruna harcamanın karşılığı, saadet içinde yaşamak olmuyor, Yunus’a göre. Saltanat sahibi Süleyman Peygamber bile saadeti mal varlığında değil, kendi elinin emeğiyle kazandıklarında buluyor.  Kendi helal kazancını yemek, manevî bakımdan onu üst derecelere, peygamberlik makamına getiriyor.  Ölüm gelip çatmadan bırakıp gideceğimiz şeyler için ömrümüzü heba etmeyelim, tüm varlığımızla bizi ebediyete hazırlayacak şeylere harcama yapalım demek istiyor.

Kişinin emek vererek kazandığını yemesi, hem ağız tadı hem de gönül ferahlığıdır, bunu sadece el emeği gibi anlamamak gerekir. İnsanın potansiyelini kullanması, çabalarının ürününü alması olarak düşünmek günümüz şartlarına göre daha uygundur. Potansiyelimizi kullanmak ise kapasitemizi açığa çıkarabileceğimiz şekilde davranmamızı gerektirir. Kendimize bir dizi sorular sorarak ne yönde hareket edebileceğimize dair ipuçları yakalayabiliriz. Behçet Necatigil’in dizelerinde söylediği gibi bizim motivasyon kaynağımız olan şeyler nelerdir?

Ulu rüzgârlar esmedikçe,

Yaşamak uyumak gibi.

Kişi ne zaman dinç?

Dalgalanırsa bayrak, bayrak gibi.

Bizim ulu rüzgârlarımız, bize ulûhiyet duygusu veren şeyler var mı hayatımızda? Canlılık, dirilik ve dinçlik duygusunu hissettiren şeylerin neler olduğunu hiç fark ettik mi?  Herhangi bir şey de olabilir, gülümsemek gibi, olmazsa olmaz diyeceğimiz şeyler de, değerlerimiz uğruna mücadele etmek gibi…  enerjimizi artıran,  hayata olumlu bir bakış açısıyla bakmamıza vesile olan, esenlik duygusu veren her  ne ise onun farkına varmak, hayatımıza çok şey katacaktır. Elbette para kazanmak için çalışmak, güç sahibi olmak, haz duyduğumuz şeylerin peşinden koşmak da bize heyecan ve canlılık verir. Ancak bencil çıkarlarımızı karşılamak tek hedefimizse, bir süre sonra nefsimizin kölesi durumuna düşeriz. Bağımlılık geliştirir, oyalanırız. Yunus’un dediği şekilde, varlık içinde gönül darlığı çekeriz.

Gündelik telaş, tüketim ve kısa hazlar canlılık hissi verir ama   kalıcı mutluluğu değerlerimizle uyumlu olduğumuzda hissederiz. Büyük, küçük, önemli önemsiz her ne yapıyor isek kendimizle kalmayıp bizden öteleri, ulu hedefleri gözettiğimiz anda, işin benliğimize yansıyan çehresi değişir.  Bunu verme ahlakıyla da açıklayabiliriz. Mesela birinin yarasına merhem olmak aynı zamanda bizim de yaralarımıza iyi gelebilir. Darda kalan birinin sıkıntısını gidermek, gönlümüze genişlik verebilir.  Kısaca sahip olduğumuz nimetlerin kendi cinsinden sadakasını veya zekatını verdiğimizde Hak’tan aldığımızı halka iletmekle bir borç ödemiş oluruz. Böylece gönül aydınlığı ve genişliği yaşarız.

İyi insan olmak, iyi insanların varlığını bilmek, en başta iyiliğin kaynağı Allah’a inanıp ona güvenmek, hayata umutla bağlanmamızı sağlıyor. Bu şekilde kaygı ve korkularımız azalıyor, yaşamın güçlüklerine karşı koyacak dayanıklılığa, yeni tabirle psikolojik sağlamlığa, kavuşuyoruz. Öte yandan ilahî olanla bağlantısı kesilmiş insanlar ise ânı yaşama adı altında gelecek korkularını bastırmaya çalışıyorlar.  Ölümden, yaşlılıktan topluma dayatılan güzellik algısının dışında bir görünüşe sahip olmaktan korkuyorlar.  Gençlik ve güzellik uğruna her türlü eziyete katlanmaya razılar. Ancak  görünüşü güzelleştirmek de fazla işe yaramıyor, çünkü insan ilişkilerinde sorun yaşıyorlar, bağlılık ve sadakate dayalı, uzun ömürlü ilişkiler kuramıyorlar.  Gittikçe yalnızlaşıyor ve korkularından kurtulamıyorlar.

Korkular, umutsuzluklar içeride kaldıkça ve bastırıldıkça daha da büyür, dışarı çıkacak bir kanal ararlar.  Bu durumdaki biri ya kendine ya da başkalarına zarar vererek içeride biriktirdiği korkularını şiddete dönüştürür. Şiddet olayları böyle artıyor. Kendi iç dünyalarının cehenneminden kurtulmak için başkalarının hayatını cehenneme çevirmeye çalışanlar böyle bir duyguyla hareket ediyor olmalılar. Şurası da bilinen bir gerçektir ki her insanın içinde, yani bilinçdışında hem kendi cehennemi hem de kendi cenneti vardır. Hiç kimse melek değil, içimizdeki cenneti bulmaya yönelik davranışları benimsemek ve içimizin cehenneminden uzaklaşmak için Rabbimizden yardım dilemenin yanı sıra irademizi kullanmamız bizi felakete düşmekten koruyabilir.

Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah ve Rasûlü sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman onlara uyun. Şunu bilin ki Allah kişiyle kalbinin arasına girer. Sonra hiç şüphesiz, hepiniz onun huzurunda toplanacaksınız.” (Enfâl suresi 24. Âyet)

Ayette açıkça belirtildiği gibi, bize hayat veren şeyler, Peygamberimizin davetine konu olan şeylerdir.  Peygamberimiz, insan olmanın şerefine uygun yaşamayı, hem dünya hem ahiret mutluluğumuzu kazanmamıza vesile olacak her şeyi bizlere tebliğ etmiştir. Hayatın sahibi olan, bize hayat veren Allah ise kullarının kalbinden haberdardır. Onun yakınlığını hissetmek insana başlı başına hayat verir, canlılık verir, huzur ve güven verir. “Mutasavvıflara göre ilâhî tecellî ve nurlardan mahrum kalmış bir ruh veya kalp ölüdür. İnsan ancak bu tecellî ve nurlara mazhar olunca asıl hayata kavuşur.” (İslam ansiklopedisi, Hayat maddesi)

İnsanları hayat veren şeylere çağırmak, huzur ve barış anlamına gelen İslam’a Allah’a teslim olmaya davet etmektir. İlâhî sistemi dışlayan çağrılar ise insanı karanlığa sürükleyen çağrılardır. Kısa dünya hayatında   ruhumuzu besleyen Yunus’un sözlerine kulak vererek yazımızı sonlandıralım:

Geldi geçti ömrüm benim şol yel esip geçmiş gibi

Hele bana şöyle geldi şol göz yumup açmış gibi

Ayşegül Ünal

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

 

Yorumlar
  1. Emine Banu TENEKECİGİL dedi ki:

    Yazınız da bana, ailemize gönül ferahlığı oldu. Çok teşekkür ederiz 💐

  2. Sibel Yıldırım dedi ki:

    Yazınız yine çok güzel abla insanın yaradılış gayesi Allah a kulluk etmek ve onun rızasını kazanmak için çaba sarf etmektir. Buda ancak emir ve yasakları uygulamakla olur.Huzur kalplerin ancak Allah in anılması ile olur toplum içinde yaşadığımız için topluma uygun yaşamakla Allah’ın dediği gibi emri bil maruf la nehy anıl munkerle sadaka vererek insanlara maddi manevi yardımla olur.Bu bilinçle yaşamak iki dünya mutluluğu kazandırır. Elinize emeğinize yüreğinize sağlık yazılarınızın devamını bekliyorum.Selamlar sevgiler

  3. Fatih Mehmet Kara dedi ki:

    Çok güzel, severek ve beğenerek takip ettiğimiz yazılarınızın devamını diliyoruz

  4. Aysenur Bakır dedi ki:

    Gönlüne yüreğine sağlık Ayşe Gül hanım
    Çok beğenerek takip ediyorum.Devamini bekliyoruz.

  5. RECAİ ÇOMU dedi ki:

    Korkuların en büyüğü;ölüm korkusudur. Bunu yenmek için kişinin,inandığı gibi yaşaması gerekir.

  6. Şule Yüksel Kara dedi ki:

    Kaleme aldığınız her cümle gönle dokunuyor. Hayatın gerçek anlamını, değerlerimizi ve iç genişliğini ne güzel hatırlatmışsınız. Yunus’un dizeleriyle ruhumuza bir pencere açmışsınız. Yüreğinize, emeğinize sağlık..

  7. Tevfik KÖK dedi ki:

    Mutlu olmak başkalarını mutlu etmekle olur.
    Güzel bir konu seçmişsiniz.Kolay gelsin .

  8. Nevin KURTARICI dedi ki:

    Yüreğine kalemine sağlık huzurlu yaşamak için inançlı olmak gerekir Allah akıl vermiş bunu kullanmak bizim elimizde .

  9. Nermin Yılmaz dedi ki:

    Maşallah Ayşegül hanım Allah ilminizi ziyade eylesin. Çok güzeldi.