islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,2207
EURO
50,5377
ALTIN
7.136,03
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

TERTİL GECESİ, TERTİL IBADETİ

TERTİL GECESİ, TERTİL IBADETİ
A+
A-

TERTİL GECESİ, TERTİL IBADETİ

Tertil, ağır ağır ve tane tane okumak demektir. Kur’an’da üç tür okuma vardır.

Birincisi tilavettir. Tilavet, kişinin metnin manasını bilerek okuması; fakat bu manayı tam anlamıyla içselleştirmeden, yani gırtlaktan aşağı inmeyecek şekilde bir terennüm hâlinde dile getirmesidir. Ancak burada önemli olan şudur: Manasını bilmeden hiçbir şeyi okumuş olmayız. Manasını bilmek şarttır. Dolayısıyla bugün yaptığımız okumaların sorgulanması gerekir.

Bundan daha ileri düzeyde olan okuma ise kıraattir. Kıraatte kişi okuduğunu içselleştirir. Yani iman ederek, inanarak, kabullenerek ve kendini ona teslim ederek okur. 

Tertil ise okumanın üçüncü boyutudur. Bu aşamada kişi okuduğunu pratik etmek üzere değerlendirir. Yani ağır ağır okuyarak anlamak, içselleştirmek ve gündüz hayatta uygulamak üzere plan yapmak söz konusudur. Bunu şöyle örneklendirebiliriz: Birinci aşama okumak; ikinci aşama yazmak, yani yazı çalışması yapmak; üçüncü aşama ise çizmek, yani bir mühendislik faaliyeti gibi projesini ve planını hazırlamaktır.

Gece indirilen sure ve ayet sayısı zaten bellidir ve sınırlıdır. Bu kadar gece boyunca ne okunacaktır? Buradaki ibadet yalnızca bildiğimiz anlamda namaz veya teheccüd değildir. Burada asıl amaç, ağır ağır okuyarak meseleyi anlamak, içselleştirmek ve gündüz hayata geçirmek için plan ve proje hazırlamaktır.

Örneğin bir kişi davet yapacaksa bunu nasıl yapacaktır? Bunun metodolojisi nedir, usulü nedir, şartları nelerdir ve bu işi bozan unsurlar nelerdir? Bütün bunların değerlendirilmesi gerekir. İşte buna tertil denir. Bir bakıma tertil bir ibadettir. Daha sonra bu durum namaz ibadetinin içinde, özellikle teheccüd ve namaz kıraatiyle bağlantılı bir hâl alacaktır. Fakat henüz bu yapı oluşmadan önce tertil vardır.

Bu nedenle tertil, bir gece ibadeti olarak da görülebilir. Yani geceyi ihya etmek veya tertili ikame etmek anlamında bir ibadettir.

Bizde birçok geceden bahsedilir. Örneğin Regaip, Miraç, Berat ve Mevlid geceleri zikredilir. Ancak bunlar Kur’an’da geçmez. Kur’an’da vurgulanan ise tertil gecesidir. Hatta haftanın çoğu gecesini kapsayacak şekilde ciddi bir zaman diliminden söz edilir. Nitekim Allah Teâlâ Kur’an’da, “Biz onu tertil üzere indirdik,” buyurur ve Resûlüne de bu şekilde okumasını emreder.

Başka bir ayette ise Allah Teâlâ, Resûlünün gece Kur’an’ı tertil üzere okuduğunu bildiğini, onun ashabıyla birlikte bunu gerçekleştirdiğini ve onları bu konuda gözetip hazırladığını ifade eder. Yani Allah Teâlâ bu süreci murakabe etmektedir. Resûlullah da ashabını murakabe etmektedir.

Dolayısıyla ilk dönemlerde tertil ibadeti son derece titizlikle yerine getirilen bir ibadetti. Önce Kadir Gecesi vardı. Kadir Gecesi tek bir geceydi; fakat tertil gecesi çoğu geceyi kapsayan uzun bir süreçti ve uzun bir dönem boyunca devam etti.

Bu nedenle kendisini geliştirmek, donanımını artırmak, bilinç ve farkındalık kazanmak isteyen bireylerin ve toplumların tertil ibadetine büyük önem vermesi gerekir. Bu, öncelikli bir meseledir. Ne yazık ki bugün bu ibadetin adını bile bilmeyen birçok kişi vardır. Hocalara, ilahiyat çevrelerine veya çeşitli kurumlara sorulduğunda çoğu zaman bu kavram bilinmez. Oysa bu, işin başlangıcı ve temelidir.

Manasını bilmeden okumak aslında gerçek anlamda bir okuma değildir, bu yalnızca seslendirme olur. Örneğin bir kişi bilmediği bir dilde, diyelim ki Çince bir şarkıyı ezberleyip söyleyebilir. Bu bir seslendirmedir, fakat gerçek anlamda okuma değildir.

Tilavet en basit hâliyle bile metnin anlamını bilerek okumayı gerektirir. Kur’an’da tilavet kavramı özellikle kitabı içselleştirmeyen Ehl-i Kitap için de kullanılır, yani manasını bilirler fakat bu bilgi kalplerine işlemez.

Kıraat ise daha ileri bir okuma seviyesidir. Nitekim namazın farzı kıraattir. Bugün çoğu zaman manasını bilmeden yaptığımız okuma ise yalnızca seslendirmedir ve bu durumda farzın gereği tam anlamıyla yerine getirilmiş olmaz. Eğer farz terk edilirse namaz bozulur.

Bu nedenle çevreme şunu söylüyorum: Peygamber Efendimiz, “Fatiha’sız namaz olmaz.” buyurmuştur. En azından Fâtiha Suresini anlamını bilerek okumalıyız ki namazımız sahih olsun. Fatiha’daki kelimelerin çoğu Türkçede de kullanılan kelimelerdir. Bu nedenle ben Kur’ânî Türkçe üzerine çalışmalar yapıyorum.

Bugün hatta yapay zekâ ile de biraz çalıştım. Yapay zekânın konuyu çok hızlı kavradığını gördüm. Türkçeyi, Kur’an alfabesiyle —tıpkı Kur’an yazısı gibi— yazabilecek şekilde bir sistem geliştirmek mümkündür. Bu Osmanlıca değildir, çünkü Osmanlıcada Farsça unsurlar da vardır. Oysa Türkler yaklaşık bin yıl boyunca Kur’an alfabesiyle yaşamışlardır. Bu bakımdan Kur’an alfabesi aynı zamanda bin yıllık Türk alfabesi sayılabilir.

Dolayısıyla en azından Fatiha Suresi’ni anlamını bilerek okumak gerekir. Tertil ise bunun daha ileri aşamasıdır. Bu yola başta peygamberler ve onların izinden giden öncüler girer. Ümmetin öncüleri bunu bilmek ve buna göre hareket etmek zorundadır.

Nitekim bugün yaptığımız bu tür çalışmaların, sıradan bir teravih namazından bile çok daha kıymetli olduğunu söyleyebilirim. Çünkü vakit namazları henüz farz kılınmadan önce tertil vardı ve daha sonra vakit namazları bunun üzerine bina edildi. Eğer temel yoksa üzerine inşa edilen katların da bir anlamı olmaz.

Diyelim ki İslam’ın beş şartı beş katlı bir bina gibidir. Bu beş katın sağlam durabilmesi için bir temel gerekir. Temel olmadan bina ayakta kalmaz. Üstelik birinci kat olan şehadet, anlamadan gerçekleşemez. Bir olayı anlamadan ona şahitlik edilebilir mi? Elbette edilemez.

Sonuç olarak mesele dönüp dolaşıp aynı noktaya gelmektedir: Bu işi kavramamız gerekir. Okuduklarımızı hayata geçirmek için planlama yapmak, proje üretmek ve adeta bir mühendislik çalışması gibi sistem kurmak gerekir. Özellikle ümmetin öncüleri bu dönüşümü gerçekleştirmelidir. Eğer bunu onlar yaparsa diğer insanların yükü bir ölçüde hafifler. Fakat kimse yapmazsa bu sorumluluk herkesin omuzlarında kalır.

İşte bu yüzden tertil, tertil gecesi ve tertil ibadeti bu kadar önemlidir.

Rabbii Onk. Dr. Mehmet Arslan

Rabbiyat Araştırma Merkezi

Rabbiyatçı Yazar, Aktivist

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.