islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
15°C
İstanbul
15°C
Çok Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Çok Bulutlu
19°C
Çarşamba Yağmurlu
13°C

NİYE, NİYE, NİYE!

NİYE, NİYE, NİYE!
03/04/2026 00:05
A+
A-

NİYE, NİYE, NİYE!

29 Mart’ta Türkiye, Pakistan, Mısır, Suudi Arabistan dış işleri bakanları bir araya geldi. Kemal Öztürk’e göre, Ankara’nın stratejik planı şöyle: “Savaşı sona erdirmek; çatışmanın bölgeye yayılmasını önlemek; Müslüman ülkeler arasındaki iç çatışmaları durdurmak ve daha fazla zayıflamayı engellemek; mezhepçi, etnik ve dini bölünmeleri önlemek; İran, Irak, Suriye ve Lübnan’ın parçalanmasına izin vermemek; Filistin devletinin kurulmasını desteklemek ve topraklarının boşaltılmasını (depopülasyon) önlemek; İsrail’in yayılmacı politikasına karşı çıkmak; ABD’yi daha pragmatik ve realist (realpolitik) bir yaklaşıma yönlendirmek; dengeli ilişkileri sürdürmek; İran’ın sadece Rusya ve Çin’e itilmesini, Körfez ülkelerinin ise sadece ABD/İsrail eksenine kaymasını engellemek; Müslüman ülkeler arasında “ortak bir güvenlik ve savunma paktı” oluşturmayı teşvik etmek; Savunma, güvenlik, ekonomi, diplomasi ve teknoloji alanlarında kapasiteyi güçlendirerek bölgesel bir güç merkezi haline gelmek; Jeopolitik dengeyi korumak için Avrupa ile ilişkileri güçlendirmek; Rusya ve Çin ile dengeli ilişkileri genişletmek; İç birliği güçlendirmek, ulusal bilinç düzeyini yükseltmek ve ekonomik refahı artırmak; ‘Terörsüz Türkiye’ inisiyatifini tamamlamak ve bunu ‘terörsüz bölge’ye genişletmek; Türkiye ve bölge devletlerini her türlü olası tehdide karşı hazırlamak.”

Sahi bunu Pakistan, Mısır, Suudi Arabistan ile mi yapacaksınız! Şaka yapıyorsunuz! Pakistan hem Çin’in hem ABD’nin etki alanında, ayrıca Afganistan’la sorunları var ve Hindistan’ın tehdidi altında. Mısır desen, Mursi’yi katleden Sisi’nin tarafında. Yönetilen, ABD, İngiltere, Fransa, İsrail etkisindeki bir ülke. Suudi Arabistan’ın veliaht prensinin ne olduğunu bilmeyen mi kaldı. Hadi İslam Konferansı, Arap Birliği, Afrika Birliği toplanamıyor, Merkezi İstanbul’da olan D8 toplansaydı bari. D8 Ülkeleri Türkiye’den başka Endonezya, Malezya, Bangladeş, Pakistan, İran, Mısır ve Nijerya. Tek sorun İran’ın varlığı mı? Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan daha mı masum.

Bir de RCD/ECO var: 1964’de Türkiye, İran, Pakistan tarafından kurulan, Bölgesel Kalkınma ve İşbirliği Konferansı. 1979’da, İran Devrimi sonrası fiilen durdu ve 1985’te Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO / EİT) olarak yeniden yapılandırıldı. Bugünkü üye sayısı 10. 3 kurucu üyeden sonra Afganistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan da katılmış teşkilata. ECO, ekonomik işbirliği, ticaret, ulaşım, enerji ve bölgesel çok yönlü ilişkilerin geliştirilmesi için kurulmuş. 2025’te bir vizyon belirlediler kendilerine: entegre, sürdürülebilir ekonomilere dönüştürmek; serbest ticaret alanı oluşturmak; eğitimli toplumlar ve iyi yönetişim yoluyla bölgesel işbirliğini güçlendirmek; bölgeler arası ticareti iki katına çıkarmak; ulaşım, enerji, turizm, ticaret ve çok yönlü ilişkilerin geliştirilmesi; sürdürülebilir kalkınma ve bölgesel entegrasyon!.. Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? 17. ve son zirve Azerbaycan da yapılmış ve “Sürdürülebilir ve İklim Dirençli Gelecek İçin Yeni ECO Vizyonu” açıklanmış. ECO Vision 2026-2035’e göre iklim dayanıklılığı, temiz enerji, su yönetimi, dijital altyapı odaklı bölgeler arası ticareti 2035’e kadar iki katına çıkarma hedefi (gümrük engellerinin kaldırılması, ticaret serbestleştirmesi, ECO Ticaret ve Kalkınma Bankası’nın etkin kullanımı), ulaşım ve aktarım istasyonlarının güçlendirilmesi ve dijitalleştirilmesi, iklim değişikliğiyle mücadele, temiz enerji ve su kaynakları yönetimi, kadınların rolünün güçlendirilmesi (1. ECO Kadın Forumu Laçin’de yapıldı), iş dünyası işbirliğinin artırılması (6. ECO İş Forumu Şuşa’da düzenlendi). İklim ve kadınların rolünün güçlendirilmesinin neden kaynaklandığını biliyoruz artık.

Peki bu kararlar alındı da ne oldu. “Dostlar alışverişte görsün” cinsinden işler. Birilerinin “elleri ayakları boş değil, tuttukları iş değil.”

Bu arada ABD’den AB’den biri geldikçe somut bir şeyler oluyor. Bir bakıyorsunuz Patroid geliyor. Lawrance Fink geliyor, NATO boğazda, bir İngiliz generali komutasında, Kolordu seviyesinde bir karargah kuruyor. Karargahın görevi Ukrayna’nın güvenliği ile ilgili. Geçen gün Türk bayrağı taşıyan bir petrol gemisi Karadeniz’de İHA ve İDA ile vurulmuştu. Ukrayna vurdu dediler. Meğer gemi zaten ambargolu imiş ve Rus petrolü taşıyormuş. Yeni petrol hattı konusu gündeme geliyor. Eş zamanlı bayram değil seyran değil, Elon Musk’ın babası Türkiye’ye geliyor ve Doğu Perinçek’le görüşüyor.

İsrail, ABD hep dini mesajlar veriyor, biz niye Kudüs konusunda Hz. Ömer (r.a.) beyannamesinden söz etmiyoruz. Bu konuyu neden Doğuş ve Kıyamet kilisesi ruhbanları ile, Türkiye’deki Ortodoks ruhbanlarla konuşmuyoruz. Tarihi vakıflardan den söz etmiyoruz mesela. Mukaddes mekanların statüsü konusunu gündeme getirmiyoruz.

Mesela niye “Osmanlı Milletler Topluluğu” diye bir gündemimiz yok. İngilizlerin var, Fransızların var, Hollandalıların var. Neden bizim böyle bir gündemimiz yok. Hatta neden bir “Doğu Roma Milletler Topluluğu” diye bir ajandamız yok. Neden Rum Kilisesi, Ermeni Kilisesi, Süryani Kilisesi ABD’den, Vatikan’dan, Fransa’dan, İngiltere’den, Rusya’dan yardım istemek zorunda bırakılıyor.

Hep söylüyorum, Hilafet kaldırılmadı. Hilafet makamı kaldırıldı. Yasaya göre Hilafet Cumhuriyetin şahsı manevisinde mündemiçtir. Osmanlıda kamil anlamda bir hilafet yoktu, çünkü babadan oğula geçiyordu. Bazı sultanlar pek de dindar değildi, içki içeni de vardı. Bunun için Halifelik sıfatı padişahta kaldı ama dini hizmetleri tedvire memur olmak üzere Şeyhülislamlık makamı icat edildi. Cumhuriyet döneminde de Hilafet mana ve mefhum olarak Cumhurbaşkanının uhdesine tevdi edilirler. Dini hizmetleri tedvire memur olmak üzere Şeyhülislam’lık makamı yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ihdas edildi. DİB’nı atayan da Cumhurbaşkanı oldu. Ama bu arada Diyanetin elinden dini vakıflar, din öğretimi alındı. Batıda yaygın bir misyoner faaliyeti var, bizde tebliğ faaliyetleri bile yasaklandı. Farz-ı kifayeler sınırlandırıldı. “Haram aylar” gibi uygulamalar, Yahudilerin Cumartesi yasağı kadar itibar görmüyor rejimin gözünde. Riba, fuhuş, kumar iliklerimize işlemiş. Alkol ve uyuşturucu her yerde. Helal-haram birbirine karışmış. İçtihat kapıları nice zaman oldu kapalı, fetva ve ilmihal bilgileri ile bir din yaşanıyor. Aile konusunda dini hükümler İstanbul sözleşmesi ve Lanzarote hükümleri kadar bile itibar görmez oldu rejim ve toplum nazarında.

Bu ahval ve şerait altında Allah’ın (cc) yardımını, rahmet ve bereketini beklemek çok zor. Aksine Allah’ın (cc) gazabını çağıran bir çok şey serbest. Hatta teşvik görüyor. Adalet, istişare, şura, ehliyet ve liyakat artık itibar görmüyor. Rüşvet ve torpil her yerde! Gelin itiraf edelim hatalarımızı ve tevbe edelim. Verdiğimiz zararı tazmin edip, haksız edinimlerden feragat ederek, haksızlık yaptıklarımızdan helallik dileyelim. Allah’ın (cc) huzuruna “kul hakkı” ile çıkanların vay haline.

Selam ve dua ile.

Abdurrahman Dilipak

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. Nuh dedi ki:

    Dünyevi amaçlar için yaşayan ölüler uheri baki alem için bir şey yapamazlar. İman teslim olmak demektir. Yeni ve Yeniden inan edenler hak yolunda birşeyler yapabilirler. Geleneksel şeytan ve adamlarının dayattığı ve yaşattığı islamlık gelin kaynana meselesini bile daha içinden çıkılmaz hale getirir.

  2. Nuh dedi ki:

    Selam ve dua ile tahkiki imanlar diliyorum.